Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir işverende alacağım var. Adam yıllar geçti benim gibi bir fakirin hakkını vermiyor. Zaman ilerledikçe de benim alacağımın değeri eriyor. Avukat arkadaşım var. O bile onlarla uğraşmaya cesaret edemiyor. Bizim yakınımızda onların depoları var. Ben hakkımı oradan gizlice alabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Size verilen işi hakkıyla yaptıysanız size ücret vermesi onun üzerine gerekli olmuştur. Vermeyip geciktirmesi günahtır. Sizin de elinize geçen fırsatı değerlendirip hakkınızı almanız esasen izin verilen bir iştir. Ancak böyle bir hakkını almanın size ilave sorunlar getirebileceğini unutmasanız daha iyi edersiniz. Yasal yolları denemelisiniz.
Allah yardımcınız olsun. Her Müslüman muhakkak bir işin görevlisidir, Allah Teâlâ kimseyi boş ve gereksiz yaratmamıştır. İnsan kendi ağırlığının oturacağı yeri bulamayınca gereksiz ve yersiz gibi kalır. Siz de bulunduğunuz yeri bu mantıkla değerlendirmeye bakınız. Asıl vazifeniz ve sorumluluğunuzun ÖNCE KENDİNİZİ iman ve ahlâk olarak muhafaza etmek olduğunu bilmelisiniz. Bulunduğunuz ya da bulanabileceğiniz yer şeytanın erkeği ile kadını ile insanı parçaladığı bir yer olabiliyor. Zaman ahiret zamanı denebilecek bir açılım içindedir, bu bir risk. Makamın getireceği rehavet ve “gereğini yapmaya mecbur kalma ezilmişliği” bir risktir. Bu risklere karşı adeta mücadele ederek bir ömür geçireceksiniz. Kendinizi bir an bile boşlukta bırakırsanız şeytan o anı sizin kayma anınız olarak yakalar ve bir daha geri dönmeniz olmayabilir maazallah. Size şunları tavsiye edebilirim: a- Önceliği kendiniz olarak görün. Dünya ve ahiretiniz olarak siz siz olmadıkça kime ne yararınız olacak da kalbiniz ondan huzur bulacak? Mum gibi eridikten sonra vereceğiniz mini bir ışık için “aydınlatma” demenin anlamı yoktur. b- Evliliğinizin bir iş uğruna heba olmasına izin vermeyin. Fıtratla ters düştüğünüz yerde kesin kaybedersiniz. c- Bulunmanız muhtemel görev neticede bir beşerî düzeni besleme görevi olacaktır. Dikkat edin, ahireti verip dünyayı almayasınız. Kerhen ve bin bir tedbirle bulunun orada. d- Bir bayan olarak erkeklerle bulunabileceğiniz ortam, çarşı pazarda bulanabileceğiniz kıyafet ve şartların ortamı olacaktır. Bu ciddiyetinizi asla gevşetmeyin. e- Beşerî bir sistemin ayrıntılarını öğrenirken dininize ait bilgileri ihmal etmeyin. f- Açık bir şekilde şirk veya haram olan sözler, teoriler ve benzeri sakıncalarla karşılaştığınızda imanınız sizi hareketlendirsin. En azından kalbinizden “Allah’ım ben bu sözleri, teorileri, maddeleri beğenmiş değilim, reddediyorum, ben senin dininden yanayım, beni affet” deyin. g- Bulunduğunuz noktada en iyiye talip olun, sürekli öğrenin. Orada bulunmanıza değecek bir gayret ve çalışma içinde olun. h- Bir istişare edilir kimseler listeniz olsun. İstişare etmeye çekinmeyin. Fıkıhta, Kur'an ilimlerinde veya benzeri ilimlerde istişare ederek kendinizi canlı ve aktif din bilgisi ile ayakta tutmaya çalışın. i- Çok dua edin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Müslüman olmayan biri adına sadaka verilmez. Bir yolla o parayı iş yerine veya sahibine ulaştırmalısınız. Hacdan geldikten sonra da olsa böyle yapın.
Bu yaptığınız yanlıştır. Size tahsis edilen vaktin yemeğini yemediğinizde orada bir hakkınız kalmaz. Vaktinde orada hazır olana yemek vermek gibi bir sözleşmedir yurdun yaptığı. Sizin vaktinde orada olmamanız hakkınızın kaybolması demektir. Sonradan aldığınız bir hak ihlalidir. Şirketse o yemeği yapan, aldığınız kadarını onlara iade etmeniz gerekir. Devlet kurumu ise o kadar parayı bir fakire sadaka verin.
Hacizli malları satın almanın insanı üzen bir yönü vardır elbette ama alacaklı da bir insandır, onun da hakkının korunması gerekmektedir. Yasalarla oynanmaması, gizli bir hileye baş vurulmaması durumunda hacizli malların satın alınmasında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Alacaklının belli bir süre müsamaha etmesini Kur'an'ımız emretmektedir. Mü'min olarak da bu emre uymamız uygun olandır. Ancak borcu ile ilgilenmeyen böyle bir müsamahayı hak etmiyor olabilir. Bir de alacaklının da imkânı varsa bu müsamahayı gösterir. Mü'min insanın kalbini incitiyor olsa da hukuk yoluyla hakkın tahsil edilmesi yasak değildir.
alacak konusundaki diğer fetvalar
Bu bir alacak demektir. Alacağınızın gelmesinde tereddüdünüz varsa, tahsil ettiğiniz güne kadar erteleyebilirsiniz. Mesela bir Euro aldığınızda onun birikmiş zekatını verebilirsiniz.
Evet, vasiyet esasen insanın maddi bağlantılarını beyan edip taleplerini belirtmek için yapılır. Bunun yanında manevi istekler ve izahlarda bulunmak da ilave edilmiş bir kültür vardır geçmişimizde. Asıl olan kime borcum var, kimden alacağım var gibi durumları geride kalanlar açısından kolaylaştırmak maksadı ile yapılmasıdır.
Kur'an’ımızın “yazın” emri, şeytana fitne sebebi bırakmamak içindir. Mal herkes için bir fitne ve sapma nedeni olabilir. Aldığını inkâr etme, rakamlarla oynama gibi sıkıntılar kıyamete kadar devam edecektir. Kur'an’ımızın “yazın” emri bir farza işaret etmese de hayatın derin gerçeklerinden birine işaret etmektedir. “Belgeleme” niteliği olan her şey “yazma” emrinin yerine getirilmesi sayılabilir.
İki kişi arasındaki borç ilişkisinde böyle bir denkleşmeye rastlanması durumunda birbiriyle ödeşmeleri yani benim borcumu alacağıma sayıyorum demeleri ve anlaşmaları caizdir. Buna fıkıhta MUKASSA adı verilir.
Borca gecikme farkı koymak faizdir ve asla caiz değildir. Başka tedbirler almaya bakmalıdır kardeşimiz.
Konu iki tarafı ilgilendiren bir husus olduğu ve yaşananların da aynen sizin anlattığınız şekilde gerçekleştiğini varsayarak şunları ifade edebilirim. Borçlu ödeme gücüne sahip olduğu hâlde borcunu ödemiyor ve lüks harcamalar yapıyorsa, borcun tahsili için hukukî yollar caizdir. Yani Allah'tan korkmayanları yerel mahkemelerle korkutarak hakkınızı alabilirsiniz. Yalnız bu süreçte kin ve öfkeden uzak durulmalı, hakkını ararken adaletli ve sabırlı olunmalıdır. Sizin borcu silme teklifinizi reddetmesi sebebiyle de borcu yerinde durmaktadır; silinmemiştir. Allah yardımcın olsun kardeşim.