Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir yakınım Türkiye’de yatırım yapıyor. İş yaptığı müteahhit parası olduğu halde yakınıma zamanında ödemesi gereken miktarı ödemeyip elindeki parayı başka yerlere yatırıyor. Yakınım da müteahhidin artık zamanında ödemelerini yapması için bir tür ceza sistemi yapmak istiyor. Misal olarak iki yüz elli bin avroyu zamanında ödemediği için üç yüz bin isteyeceğim diyor. Bu sistemin caiz olmadığını düşündüğümü söyledim ve benden araştırmamı istedi. Bir Müslüman olarak bu olaya nasıl yaklaşmamız gerekir? Allah razı olsun sizden.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konuda ayrıntıya girilmesi gerekiyor. Zira ödeme farklı nedenlere dayalı olarak gerekir. Örnek olarak bir borcun gecikmesi başkadır iş yaptırmanın sonucu yapılacak ödeme başkadır. Bu konuyu şöyle özetlemeye çalışalım: İş yaptırmaya yönelik bir sözleşmeye, işin kalitesi, gecikmesi gibi problemler nedeniyle bir cezai müeyyide konabilir. Bunu fukaha caiz görmüştür. Bu konuda fukaha, ortada bir zarar söz konusu olması durumu diye bir kayıt koymuştur yani iş yaptıranın mesela gecikmeden veya kalite düşüklüğünden dolayı zarar görmüş olması gerekir. Bu nedenle konan cezai müeyyide de zarardan fazla olmamalıdır. İş yaptırma nitelikli sözleşmelerde, müteahhitlik sözleşmelerinde, taksitli alışverişlerde ödemelerden birinin gecikmesi durumunda diğer taksitlerin peşin tahsili şartı konmasında bu kural geçerlidir. Yeter ki borçlu bu son noktada gerçek bir iflas durumunda bulunmasın. Öyle bir iflas söz konusu olursa alacaklının merhametli davranması Kur'an’ın emridir. Taksitli alışverişlerde ödenmeyen miktarlara ilave getirilmesi yani gecikme farkı alınması caiz değildir. Elektrik ve benzeri tüketim faturalarının gününde ödenmemesi hâlinde alınan fark bir faizdir ve caiz değildir. Müslüman’ın buna dikkat etmesi gerekir. Bir borç sözleşmesinde geciken borçtan dolayı hakeme müracaat eden taraflara hakemin zarar tazmini takdir etmesi durumunda bu tazmin edilen miktarın helal olup olmayacağı konusunda muasır bazı fakihler caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Sıkışık durumlarda bu fetva kullanılabilir ama tercih edilmemesini tavsiye ederiz.
Farkında olmadan bile olsa faizle elde edildiğini sonradan öğrendiğin parayı alman doğru değildir. Mümkünse bu miktarı elinden çıkarmalısın. Bu şekilde hem dinî hassasiyetin korunur hem de kalbin rahat olur.
Böyle bir helalleşme mümkündür, caizdir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Buradaki sıkıntı, sözünü ettiğiniz kurumların net bir çizgide duramayışından kaynaklanıyor. Meseleye, 'faizci bir düzende bu kadar olur' gözüyle bakınca caizdir denmesi gerekiyor; 'diğerleri de bunlar gibi' gözüyle bakınca da caiz olmayacağı söyleniyor. Yapabileceğimiz şudur: zaruret olmadıkça hiç birini kullanmayız. Zaruret bulunursa ki, bulunmaktadır o zaman bizim ilkelerimizi bilenlerle çalışırız.
Devletin veya bir başkasının şartlı olarak verdiği borcu sizin başka bir alanda kullanmanız ve sahte fatura ile işinizi teyit ettirmeniz caiz olmaz. Mü'min şartına sadık insandır. Size sunulan şarta uymamanız caiz olmaz. Siz sözünüze uymayarak, size sahte fatura veren de yalana yardım ederek günaha girmiş olursunuz.
Fıkıhtaki yoğun içtihada göre borcu erken ödeyip indirim yaptırmak caiz değildir. Hanefi ve Hanbeli mezhebi içindeki bazı fukahanın da bulunduğu bir grup âlim tarafından ise caiz görülmüştür. Bu ikinci görüşle amel edilmesinde bir sakınca yoktur inşaallah.
alacak konusundaki diğer fetvalar
İki kişi arasındaki borç ilişkisinde böyle bir denkleşmeye rastlanması durumunda birbiriyle ödeşmeleri yani benim borcumu alacağıma sayıyorum demeleri ve anlaşmaları caizdir. Buna fıkıhta MUKASSA adı verilir.
Kur'an’ımızın “yazın” emri, şeytana fitne sebebi bırakmamak içindir. Mal herkes için bir fitne ve sapma nedeni olabilir. Aldığını inkâr etme, rakamlarla oynama gibi sıkıntılar kıyamete kadar devam edecektir. Kur'an’ımızın “yazın” emri bir farza işaret etmese de hayatın derin gerçeklerinden birine işaret etmektedir. “Belgeleme” niteliği olan her şey “yazma” emrinin yerine getirilmesi sayılabilir.
Evet, vasiyet esasen insanın maddi bağlantılarını beyan edip taleplerini belirtmek için yapılır. Bunun yanında manevi istekler ve izahlarda bulunmak da ilave edilmiş bir kültür vardır geçmişimizde. Asıl olan kime borcum var, kimden alacağım var gibi durumları geride kalanlar açısından kolaylaştırmak maksadı ile yapılmasıdır.
Sizin bu meseleniz eski fıkıh kitaplarında örnekleri ile bulunmaktadır. Fukaha, hakkını alamayan kişinin, fırsatını bulduğunda hakkını almasının caiz olduğunu ama bunun şartlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Söz konusu şartlar şunlardır: a. Tam hakkı kadarını alacak, fazla almayacak. b. Hırsızlık gibi bir şeyle itham edileceği ortam ise o fırsat ona yanaşmayacak. Müslüman’ın onurunu kaybedeceği şeyi bilerek yapması caiz olmaz. c. Emniyet ve yargı yollarını tüketmiş olacak yani kanuni yollarla alma imkânı olmayacak. Yine de biz size yasal olmayan çarelerin sonunda başka sorunlar olarak size dönebileceğini unutmamanızı tavsiye ederiz.
Konu iki tarafı ilgilendiren bir husus olduğu ve yaşananların da aynen sizin anlattığınız şekilde gerçekleştiğini varsayarak şunları ifade edebilirim. Borçlu ödeme gücüne sahip olduğu hâlde borcunu ödemiyor ve lüks harcamalar yapıyorsa, borcun tahsili için hukukî yollar caizdir. Yani Allah'tan korkmayanları yerel mahkemelerle korkutarak hakkınızı alabilirsiniz. Yalnız bu süreçte kin ve öfkeden uzak durulmalı, hakkını ararken adaletli ve sabırlı olunmalıdır. Sizin borcu silme teklifinizi reddetmesi sebebiyle de borcu yerinde durmaktadır; silinmemiştir. Allah yardımcın olsun kardeşim.
Bu bir alacak demektir. Alacağınızın gelmesinde tereddüdünüz varsa, tahsil ettiğiniz güne kadar erteleyebilirsiniz. Mesela bir Euro aldığınızda onun birikmiş zekatını verebilirsiniz.