Fetva Meclisi
Soru
Neden âlim insanlar da herkes gibi coronadan yani salgın hastalıktan korkuyorlar? Onların daha rahat olmaları gerekmiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Allah'tan korkmak yalın bir iddia değil pratikte izlenebilen bir histir. El, ayak, göz ve bütün organlar kullanılırken Allah korkusunun varlığını veya yokluğunu da gösterirler. Evet biz, kul olarak kimsenin kalbinde Allah korkusu olmadığını iddia edemeyiz. En kötü insanda bile biz izleyemiyor olsak bile Allah korkusu bulunuyor olabilir. Bizim izleyebileceğimiz alan dışarıdan izlenebilen alandır, kararımızı da ona göre veririz.
Bu durum, çok fazla TV izliyor, haber kurcalıyor olmanızdan kaynaklanabilir. Bir süre haberlerle bağlantınızı kesin. Ailede en az etkilenen haberlere baksın. Bir insana kırk gün deli denince deli olurmuş gibi bir ortam oluştu. Her gün onlarca kere hastaların, ölenlerin haberlerini izleye izleye insan değilse de hasta olabilir. İbadetlerinizi daha ciddi yapın. Kur'an okuyun ve dinleyin. Zikirler yapın. Dua saati yapın kendinize. Evinizde iş yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Evet, bu bir insana bakmak gibi değildir ama bir başlayınca sele dönüşecek afettir. Şeytanın ciddi tuzaklarındandır. Bekarı evlilikten, evliyi evinden soğutan bu afetten kendinizi koruyun.
Her an ölmeye hazır olması gereken bir insanın ölürken üzerinde bulunmak istemeyeceği şeyi yapmaması gerekir. TV, hiç değilse vakit zayiatıdır. Göz zinası için şart başkadır. Bakılması haram olan şeylere bakıldığında göz zinası denen şey gerçekleşir. TV'de de bu her pozisyonda olmayabilir. Ama saniyelerle sınırlı bir ömrü, asırlarca sürecekmiş gibi rahat harcamanın hangi mantığı olur? Bunlar boş kalmanın, hedefsiz yaşamanın, cemaat ehli olmamanın, insanlığa hizmetten lezzet alamamanın sonuçlarıdır. Allah yardımcımız olsun.
Bunun abdestle ilgisi yoktur. En uç olarak elinizde iken namaza zarar verebilir. O da bir zaman sonra uçmaktadır. Ayrıca tıp elemanları için o bir zarurettir. Siz onu kullanabilirsiniz.
Benim söyleyebileceklerimi siz söylediniz zaten. Benzer şeyleri ben de düşünüyorum ama bilgi düzeyinde olmadığı için söyleyemiyorum. Allah yardımcımız olsun.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Bu tespit tıbben doğru değildir. Tıp adamları, normal sağlıklı insanın oruç tutmakla bağışıklık sisteminin bozulmayacağını, Afrika’daki gibi “açlık” denen bir sürece maruz kalmanın bağışıklık sistemine zarar vereceğini söylemektedirler. Bu nedenle bu salgın zamanında oruç tutmanın salgına karşı zayıf düşmeye etkisi olur denmesinin tıbben desteği yoktur. Özellikle; - Sahur yemeğini güzel yiyerek, - Sahuru son vakte taşıyarak, - Yeterli sıvıyı almış olarak tutulan oruç biiznillah hiçbir tehlike oluşturmaz. Bu kuraldan sadece kontrolsüz diyabet hastaları veya kronik böbrek ya da karaciğer hastalığı olanlar istisna olabilirler. Onlar için zaten normal zamanlarda bile orucu erteleme ruhsatı verilebilmekte idi. Bu Ramazan ayının rahmet şemsiyesi altına daha çok girmeye muhtaç olduğumuz bir zamanda orucun azametini hafifletebilecek bu tür şayialara kulak asmamak gerekir
Allah Teâlâ’dan o ve benzeri bütün hastalıklardan afiyet dileriz. Salgın hastalıklardan birine yakalanan bir mü'min, Yoğun bakım şartlarında ise: a- Abdest alamayacağı için mümkünse teyemmüm eder. Teyemmüm de mümkün olmayabilir. Şuuru yerinde ise yatağında ima ile namaz kılar. Şuuru kapalı veya yirmi dört saatten fazla uyutulmuş durumda kalırsa ondan, o namazlar düşer. Sonra kaza etmesi de gerekmez. Bir günden az olan o yoğunluk şartlarındaki namazları ise sonra kaza eder. Tutamadığı Ramazan oruçları olursa onları kaza eder. b- Serviste veya evde ise: Normal abdestini alır. Alamayacak veya kendisine yardım edilebilecek bir durumda ise teyemmüm eder. Onu da yapamayacak bitkinlikte ise o da ima ile namazını kılar. Oruçlarını zaten kazaya bırakacaktır. c- Böyle hastaların öncelikli olarak namazların farzlarını eda etmeleri yeterlidir. Kendilerini uygun buldukları takdirde sünnetleri de kılarlar. Allah Teâlâ hepimize afiyetler ihsan etsin.
1. Hemen güzel bir tevbe yap. Bütün günahlarını sil. Yeniden doğmuş gibi ol. Ve artık o tevbenin adamı ol. 2. Namaz enerjidir. Sürekli enerji depola. Vakit namazları ve nafileleri adeta biriktir. 3. Duadan üşenme. Evde otururken, yürürken, uyumadan önce, kalkınca, yemekten önce... Hep dua et. Arapça bildiklerini yap, Türkçe yap… Hep dua yap. 4. Karşılıksız iyilikler belayı def eder. Para vermekten, tatlı söz söylemeye varıncaya kadar çok iyilik yap. O iyiliklerin sana bir koruma çadırı oluşturur. 5. Çok tesbih yap. Subhanallah de, Elhamdülillah de, Allahu ekber de. Yürürken, otururken, bakarken… Hep yap. Dilin zikirle taptaze kalsın. 6. Haram ortamları terk et. İnternetin haramından kop. 7. Anne babanın duasını al. Onlar yoksa onların yaşıtı akrabalarını ara, dualarını iste. 8. Çok istiğfar et. Sürekli “estağfurullah/Allah’ım beni bağışla” demeye alış. 9. Kur'an oku. Onu oku. Oku, oku… 10. Bil ki, sabretmeden cennete girilmez. Sabrı nefesin bil, soluğun say.
Sadaka, “olmayana” vermektir. Malı olmayana mal vermek, sağlığı olmayana sağlık verecek bir şey vermek, morali olmayana moral vermek sadakadır. Sadaka kesinlikle bela defeder. Kim neye muhtaç ise ve veren ne kadar verebilir kapasitede ise bu ikisinin ortalaması sadakadır ve beladan korur. Yalnız iki nokta unutulmamalıdır: a- Dua dâhil hiçbir ibadet, hâşâ Allah’ı denemek için yapılmaz. Öyle olursa bir anlam ifade etmeyebilir. b- Sadaka kendi başına bir ibadettir ama mesela namazın yerine geçmez, orucun yerine sayılmaz. Sadakayı sadece kendi çapında bir ibadet olarak yapmak gerekir. Allah Teâlâ hakkıyla yapmaya muvaffak kılsın.
Din açısından kesilmez ağaç yoktur. Ömer radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında yaslandığı ağacı bile kesmişti. Eğer ekonomik bir getirisi olmadığı hâlde bir nevi israf ediliyorsa kesilmekle bu durumda israf haram olduğu için ona sakıncalı deriz. Ceviz ağacı ile alakalı durum daha çok biyolojiktir. O ağacın salgıladığı bazı gazlar nedeniyle altında durana ya da yakınında iş görene zarar verdiği söylenmektedir. Bu sorunun bu yönünün muhatabı da tıp adamlarıdır.
Musafaha/tokalaşma farz işlerimizden değildir, sağlığımızı korumaya yönelik emirler musafaha emrinden çok daha büyüktür. Dolayısıyla sakıncası yoktur denene kadar musafaha etmemeliyiz, bundan da bir kaybımızın olmayacağını biiznillah bilmeliyiz.