Fetva Meclisi
Soru
Ceviz ağacını kesmenin günah olduğu şeklinde bir söylenti var. Bizim yöremizde ceviz budayan felah olmaz derler. Bunun dini dayanağı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Önce bu bilginin ne kadar doğru olduğunu tespit edin. Tespit eder ve doğru olduğunu anlarsanız her hangi bir zamanda kesmenizde sakınca olmaz.
“Ağaç kesmek günahtır” şeklinde bir cümle kurulamaz. Doğrusu şu şekildedir: Kesilen ağaç israfa neden oluyorsa, faydalı bir ağaç kesiliyorsa, başkasının malı veya kamu malı olan bir ağaç kesiliyorsa, bir zararın önlenmesi gibi gerekçe yoksa “ağaç kesmek caiz olmaz.”
Selamünaleyküm. Ammenin menfaatine konan kurallara uymak gerekmektedir. Bu kurallar açık bir zulüm oluşturuyorsa o zaman kendimize göre bir çıkar yol ararız.
Başkasının ağacı onun izni olmadan kesilemez. Mekke Haremindeki ağaçlar kesilemez. İsraf sayılabilecek şekilde kesilemez. Bunun haricinde meyve ağacının kesilmemesi şeklinde bir hüküm yoktur.
Selamünaleyküm. Kesilmesi haram olan bir ağaç yoktur. Kesilmesi israf olabilecek bir ağaç veya başka bitki olabilir. Tarım ya da ormancılık maksatları arasında sizin ekonominize ve toprağın yararına uygun olanı yapmanızda sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Bahçelerin YOLA DÜŞEN ve ÇİT VARSA ÇİTİN DIŞINDA KALAN meyvelerinin yenmesi haram değildir. Özellikle yetiştirilen meyveleri alıp yemek ise caiz değildir. Bahçe sahibi ile özel ilişkisinin buna izin vereceğini düşünen ise yiyebilir.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Musafaha/tokalaşma farz işlerimizden değildir, sağlığımızı korumaya yönelik emirler musafaha emrinden çok daha büyüktür. Dolayısıyla sakıncası yoktur denene kadar musafaha etmemeliyiz, bundan da bir kaybımızın olmayacağını biiznillah bilmeliyiz.
Şöyle izah edelim: 1. “Oruç tutamayabilir” diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır o. Genel kural böyledir. 2. Görev gereği ikamet adresinden doksan km uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferi oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferi sayılacaklardır. 3. Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. O durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca öbür Ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeni ile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4. Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5. İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki iş dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli bir iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedidir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
Allah Teâlâ’dan o ve benzeri bütün hastalıklardan afiyet dileriz. Salgın hastalıklardan birine yakalanan bir mü'min, Yoğun bakım şartlarında ise: a- Abdest alamayacağı için mümkünse teyemmüm eder. Teyemmüm de mümkün olmayabilir. Şuuru yerinde ise yatağında ima ile namaz kılar. Şuuru kapalı veya yirmi dört saatten fazla uyutulmuş durumda kalırsa ondan, o namazlar düşer. Sonra kaza etmesi de gerekmez. Bir günden az olan o yoğunluk şartlarındaki namazları ise sonra kaza eder. Tutamadığı Ramazan oruçları olursa onları kaza eder. b- Serviste veya evde ise: Normal abdestini alır. Alamayacak veya kendisine yardım edilebilecek bir durumda ise teyemmüm eder. Onu da yapamayacak bitkinlikte ise o da ima ile namazını kılar. Oruçlarını zaten kazaya bırakacaktır. c- Böyle hastaların öncelikli olarak namazların farzlarını eda etmeleri yeterlidir. Kendilerini uygun buldukları takdirde sünnetleri de kılarlar. Allah Teâlâ hepimize afiyetler ihsan etsin.
Sıradan insanlar bu felakete, BİR SALGIN gözüyle bakarlar. Bu bakış onların çapında doğrudur da. Allah’ı ve ahireti gözünün önünde tutan bir âlim ise aynı şeye; a. SALGIN BİR HASTALIK ve b. ALLAH’IN AZABI olarak bakar. Bir nesneyi çıplak gözle görenin bakışı ile mikroskop altında görenin bakışı ve tepkisi aynı olabilir mi? Konu, nereden ve nasıl baktığımızla alakalıdır.
Sözünü ettiğiniz test, kuru bir çubuğun ağza ve buruna temas ettirilmesi ile oluşuyor. Böyle bir işlem bu kadarı ile orucu bozmaz.
Bu tespit tıbben doğru değildir. Tıp adamları, normal sağlıklı insanın oruç tutmakla bağışıklık sisteminin bozulmayacağını, Afrika’daki gibi “açlık” denen bir sürece maruz kalmanın bağışıklık sistemine zarar vereceğini söylemektedirler. Bu nedenle bu salgın zamanında oruç tutmanın salgına karşı zayıf düşmeye etkisi olur denmesinin tıbben desteği yoktur. Özellikle; - Sahur yemeğini güzel yiyerek, - Sahuru son vakte taşıyarak, - Yeterli sıvıyı almış olarak tutulan oruç biiznillah hiçbir tehlike oluşturmaz. Bu kuraldan sadece kontrolsüz diyabet hastaları veya kronik böbrek ya da karaciğer hastalığı olanlar istisna olabilirler. Onlar için zaten normal zamanlarda bile orucu erteleme ruhsatı verilebilmekte idi. Bu Ramazan ayının rahmet şemsiyesi altına daha çok girmeye muhtaç olduğumuz bir zamanda orucun azametini hafifletebilecek bu tür şayialara kulak asmamak gerekir