Fetva Meclisi
Soru
“Allah’a kaçın” şeklindeki ayetten ne anlamalıyız, Allah’a kaçmak nasıl olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Anlam olarak aynı anlamı verse de 'lailahe illellah' bize bir kalıp olarak aktarılmıştır. İttiba etme mecburiyetimiz bu kalıbı bozmamayı gerektirmektedir. Allah'a emanet olun.
Böyle bir sözden ötürü kefaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
Hangi insan bu zamanda dediğinizi yapabiliyor ki? O duruma gelmek bir zaman ve mücadele ister. Belki yirmi yıl sonra o noktaya geleceksiniz. O noktaya gelene kadar da yılmayacak ve usanmayacaksınız. Şeytan sizi olmuyor diye inandırarak yoldan geri çevirmek ister, siz ise ilk günkü gibi heyecanla devam edeceksiniz, olmadı veya oldu o sizin işiniz değil. Allah Teâlâ sizi ibadetleri yapar, haramlardan da kaçan görsün yeter. Siz gerisini ona bırakın. Tamam mı?
Adak yapanın yaptığı adak fıkha uygun ise ona sadık kalması gerekir. Allah'a emanet olun.
Böyle bir sözden ötürü keffaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor.
Namazda ve herhangi bir ibadette HİÇ BİR İLAVE yapmamak esastır. Bu hareketiniz namaza zarar vermiyor olsa bile şeytan sizi meşgul ediyor demektir. Öyle yapmayınız.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Peygamberler arasında ayrım yapmak caiz değildir. Peygamberlik makamı olarak tamamı aynıdır. Tamamına bu şekilde iman ederiz. Aralarında üstünlük farkı bulunduğu ise ayette geçmektedir. Peygamberler arasında ilk beş isim (Muhammed, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa), o isimlerin başında da Muhammed aleyhisselam vardır ve bu tartışılabilir bir konu değildir. Âyet böyle beyan etmektedir.
Faiz, en büyük yedi günahtan biridir. Lanet sebebidir. Bereketi kaldırma nedenidir ve faiz alana da verene de haramdır. Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem özellikle alanı, vereni, sekreterini, şahitlerini aynı tutmuştur. (1598.hadis) Özellikle “faiz alan” olarak zikredilmesinin nedeni alanın daha menfaatli gibi görülmesinden dolayıdır.
Böyle olduğuna dair elimizde bir nas yoktur. Olabilir, mümkündür ama biz mü'min olarak kaynaklarımızın bize öğretmediğine iman etmeyiz. Ortada bilimsel bir veri de yoktur. Dolayısıyla ilgilenmemiz ve bağlanmamız gereken bir konu değerinde göremeyiz bunu.
Böyle bir tedavinin varlığını bilmiyorum ama yapsanız da sakıncası olur zannetmem. Dilerim şifa bulursun. Geçmiş olsun.
İnsan milim milim büyüdüğü gibi, bir lokma, bir nefes ilerlediği gibi dini durumumuz da kelime kelime ilerler. Bazen bir kelimede takılır insan bazen de bir konuyu aşamaz. Bu takıntılarla asıl vazifelerini oyalarsa kaybeder. Asıl hedef olan Allah’ın rızasına doğru HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ yürümeye devam ederse kazananlardan olur. Siz de bu mantıkla hareket edin. Takılıp kalmayın o konulara. İbadetinizin geneline bakın. Hedefinizin ucunu görmeye çalışın. Bu durumları da sabrınız için konu olarak görün. Allah yardımcınız olsun.
Renklerin birbirine karıştığı gibi iman ve zıddının karma karışık olduğu bir zamana geldik. İnsanlar bir yandan Müslüman olduklarını söylüyor aynı ortamda da açık bir küfür olacak sözleri ve işleri sahiplenebiliyorlar. Büyük bir cahillik bütün toplumları kuşatmış durumdadır. Bu sebeple, o tür sözleri sarf edenlerin ‘bilmiyor’ olabileceklerini ilk önce düşünmek gerekir. Tartışıp inatlaştırmadan, bataklığını derinleştirmeden ikna etmeye çalışmak gerekiyor. Mümkün olduğu son ana kadar bir insan için hele hele iman ettiğini söyleyen biri için dinden çıkmış kararı vermemeye çalışılmalıdır. Sonuç olarak ise o sözlerin ve iddiaların sahibi için dinden çıkmış olma ihtimali çok yüksektir. Allah Teâlâ imanımızı muhafaza buyursun.