Fetva Meclisi
Soru
Bir hadisi şerif okumuştum, hadisi şerifte Allah'ın tüm kulları (evvelden ve ahire kadar) toplansalar bir araya her biri ayrı ayrı dileklerde bulunsalar Allah-u azimüşan hazretleri her varlığının dileğini verir. Fakat kendisinden sadece bir toplu iğne ucu kadar bir şey eksilir, diye biten bir hadisi şerif. Son kısmında Allah’ın sadece denize batırılan bir iğne başından çıkan buhar buğu kadar bir şey eksilir diyor. Bu hadisi şerif sahih mi? Eksilme lafzı var mı hadisin metninde?
Cevap
Benzer fetvalar
Buharî veya bir başka hadis kitabı bu ümmetin süzgecinden geçerek bugünlere gelmiştir. Muallak hadis kavramını nasıl anladığınızı bilmiyorum. Buharî'nin kullandığı muallak hadisler, o konunun başlığı niteliğindeki sözlerdir. Buharî onlara diğer senetli hadisler gibi hadis muamelesi yapmamıştır. Ortada bir sorun yoktur. Sizin uzaktan izlemekten kaynaklanan bir sıkıntınız olsa gerek bu
Selamünaleyküm. Evet, bu bir vakıa olarak önümüzdedir. Din ucuzlamıştır. Girmek zor çıkmak kolay olmuştur. Dileriz bu durum, bizim zamanımız için zikredilmiş olmasın. İmanımız kaybedebileceğimiz son kalemizdir. Ondan sonra kaybedecek bir şeyimiz yoktur.Ölçü olarak insanların bilerek küfre girmelerinin burada vurgulandığını kaydetmeliyiz. Özellikle ihtimalli durumları istisna etmemiz gerekmektedir. Kitleler hâlinde küfre düşmüş insanlar tablosu hoş değildir.
Bir milyon ya da bin yıl zikir sevabı ile ilgili bir bilgi hadis kitaplarında geçmemektedir. Ancak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şu müjdeleri kaynaklarımızda geçmektedir: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.” (Buhari, 6405) Namazların akabinde 33 defa sübhanallah, 33 defa elhamdülillah, 33 defa Allahuekber dedikten sonra "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ" diyenin de deniz köpüğü kadar günahı olsa bağışlanacağı da Müslim’de 597. hadisi şerifte geçmektedir. Yine aynı zikri günde yüz defa yapanın 100 sevap yazılıp 100 günahının silineceği, on köle azat etmiş gibi sevap verileceği hadisi şerifte geçmektedir. (Buhari, 3293) Bu gibi zikirler ve müjdelere dair bilgiler internette doğru olmayan şekillerde çok fazla bulunmaktadır. Bu yüzden İmam Nevevi rahmetullahi aleyhin “Ezkâr” isimli kitabı gibi muteber kaynaklardan bakmak çok daha isabetli olacaktır.
Bu ve benzeri konularda onlarca cilt kitap yazılmıştır. Onlarca da fırka oluşmuştur etrafında. Asırlardır tartışılmaya devam etmektedir. İlk günkü bakış farklılıkları ve derin anlama sıkıntıları ağırlaşarak devam etmiştir. Tek bir kelime üzerinde söz birliği sağlanamamıştır. Tek bir kelime! Bu birinci hakikat. İkinci hakikat: Sahabeden hiçbiri bu konuları merak edip uykusuz kalmamıştır. Duyduklarına iman edip yollarına devam ettiler. Üçüncü hakikat: Sahabeden sonraki nesiller pek merak saldılar bu ayrıntılara. Araştırdılar, tartıştılar, ayrıştırdılar. Dördüncü hakikat: Sahabe, Allah onlardan razı olmuş olarak gittiler bu dünyadan. Sonraki nesiller ise birbirlerini tekfir ederek, kendi düşüncesini uymayanların kuyusunu kazarak gittiler neredeyse. Beşinci hakikat: Bugün, içinde boğulduğumuz dünya sorunları ve dinimize dair kaybettiklerimize bu ve benzeri meselelerin çözümünün ne katkısı olacak? Sadece mü'minler arasındaki mesafeyi derinleştirecek! Farzı ayın olmayan bilgi üzerinde harcadığımız vakitler bizi farzı ayın görevlerimizden alıkoyuyorsa bu bir kayıptır. Lütfen bu açıdan da bakınız konuya.
Zikrettiğiniz hadis, hadis ilmi açısından sahih değildir. Zayıf bir hadis olmasına rağmen benzer anlamı ihtiva eden pek çok ayet ve hadisin yanında büyük bir müjde ihtiva etmektedir. Allah Teâlâ sabretmeye hepimizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir sözden ötürü keffaret gerekmez. Daha dikkatli olmak, günahlardan uzak kalmak gerekiyor.
Şirkin affolmayacağı şeklindeki kuralı, 'tevbe edilmez, terk edilmez, imana dönülmezse' şeklinde anlayın; rahat edersiniz. Allah'a emanet olun.
Şunu kesin bir bilgi olarak bilmelisiniz: İman denen şey bu mücadelenin ta kendisidir; hemen hemen herkes buna benzer bir süreç yaşar. Kimi bu süreçte erir gider kimi de güçlenerek iman yoluna devam eder. Israrla yolunuza devam edin. Bin şüphe sizi kuşatsa da onu yarın çıkın. Zihninizde kaldığı, dilinize ve elinize yansımadığı sürece hiç bir vesvese sizi yıldırmasın. Allah'a emanet olun.
Bırak geleceği Allah'a, işini yap. Rahat edersin. Yapacak başka bir şeyin de yoktur zaten.
Anlam olarak aynı anlamı verse de 'lailahe illellah' bize bir kalıp olarak aktarılmıştır. İttiba etme mecburiyetimiz bu kalıbı bozmamayı gerektirmektedir. Allah'a emanet olun.
Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O'nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet'in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş'a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O'na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder.. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah'a emanet olunuz. ❓Soru: Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘Allah nerede?’ sorusunu cevaplandırırken, farklı görüşler olduğunu ifade etmişsiniz. Bu konuları irdelemenin çok doğru olmadığını biliyorum fakat düşüncelerimin yerine oturması için affınıza sığınarak biraz daha açıklık getirmenizi rica ediyorum. Sizi Allah için seviyor ve dualarınızı istirham ediyorum. ✅Cevap: Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: “Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler.” Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari