Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir toplulukta otururken iki kişinin kendi aralarında farklı dilde konuşması caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. O ortama katılmayacaksınız. Sizin gibi iki bayan daha bulup beraber çalışacaksınız.
Aynı sermayeyi koydukları hâlde ortaklardan birinin hissesi daha yüksek veya düşük olabilir. Bunun bir sakıncası yoktur. Örnek olarak üç ortak yüzer lira koyup bir iş yaparken ortaklardan birinin yüzde elli hisseyi alması diğer ikisinin ise yüzde yirmi beşer hissesi olması caizdir.
Bu, ateşin etrafında dönüp durmak gibidir. Uzak durursan yanmazsın, yaklaştıkça yanma riskin artar.
Üzerinde beden hatlarını belli etmeyecek şekildeki bir dış elbise ile misafire ‘hoş geldin’ düzeyinde bir konuşma caiz olur. Bunun kıyafet bakımından ve konuşmanın abartılması bakımından risk taşıdığını da bilmeliyiz. Bu nedenle hiç yüzleşmeme tercihi daha iyidir. Özel durumlar, aile bağlantıları, yaş farkı gibi nedenlerle olabileceğini düşünmek daha sıhhatli olandır.
Farklı müşterilere farklı fiyatla mal satmakta sakınca yoktur. Yalanda sakınca vardır.
Selamünaleyküm. Mesele sadece helal yemek yeme meselesi değildir. Kadın erkek karma bir ortam da sakıncalıdır. Bir başka sakınca da haram işlenen bir yerde sessiz bir mü'min tipinde bulunmak da doğru değlidir. Sizden iki kişi bulun onlarla samimeytinizi ilerletin.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Çay muhabbeti esnasında bir söze karışmak ile zulmün boynuz vurduğu bir yerde müdahil olmak arasında fark vardır. Dedikodu ile sözün gücünü kullanmak aynı değildir. Sıradan bir müdahale ile etkin bir müdahale aynı değildir.
Bunun izahı çok basittir: Hayatın içinde değil de sanki dışında dolaşıyor gibi iken gıybete ve benzeri hastalıklara daha az bulaşıyordun. Şimdi içine girdin. Gıybeti tatlandıracak belki de zorunlu gibi yapacak olaylar ve kişilerle iç içesin. Dışarıdan seyrettiğin hayatın tam ortasındasın. Değirmeni dışarıdan seyrederken sen şimdi buğday oldun değirmenin üstüne düştün. İmtihanın ağırlaştı, işin zorlaştı. Bunun sonucu senin de sabrını ve dirayetini güçlendirmen gerekecektir. Bekâr iken yaptığın zikir o günkü ortamın ve sana bulaşma ihtimali olan risklere karşı yeterli idi. Zikir aynı kaldı ama çevren derinleşti ise sonuç bu olacaktır. Kur'an tilaveti başta olmak üzere seni şeytandan uzaklaştırıp Allah’a daha yakın hâle getirebilecek zikirleri artır. Çevre elemesi yap. Nefsin ve zevklerinle savaş adeta. Olmaz değil olabilir diye inan öncelikle. Bir iki hata ile yıkılma aksine direnerek ayakta durmaya devam et. Salih bildiğin kimselerle yakınlaşmaya çalış. Çokça dua et, istiğfar et. Bu bir sınavdır, sınav olacak ve muhakkak kazanacaksın. Böyle bil böyle yaşa. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Önce kendinize bir şey yapın ve ölümden ibret alın. Ansızın ve itirazsız geliyor. Bunu anlayın. Hepimiz anlayalım. Ölümden ders çıkarmak kadar acil bir ihtiyacımız yoktur. Allah Teâlâ hepimize basiret ve şuur ihsan etsin. Ölenin bu tür hakları için onun adına dua etmek, istiğfar etmek, ileri derecede bir hak endişesi varsa onun adına sadakalar vermek yapabileceğimiz şeylerdir.
İftirayı dinlemek ona ortak olmaktır. Gıybeti dinlemek de ona ortak olmaktır. Bir şikâyeti olanın şikâyetini dinlemek ise kardeşliktir. Şu kadar ki siz ne kadar çözüm noktasında duran birisiniz, onu iyi tahlil edin.
Sadece dedikodu ile yetinirseniz aklınızı da yitirirsiniz. Böyle bir şey yoktur. Olması durumunda bile siz ve biz bundan mesul olmayız. İbadetlerimize olan sadakatimizi yıpratacak dedikodu ortamından uzak durmak zorundayız.
Gıybet veya bir başka haramın işlendiği bir yerde mü'min rızasıyla oturmamalı, o ortamı terk etmelidir. Genel kural böyledir. Gücü oranında da o hatayı engellemelidir. Öyle bir ortamda bulunan Müslüman, tepki gösterebilir ve engelleyebilir durumda idi ama engellemeyerek bir tür rıza gösterdi ise hataya ortak olmuştur. Onun gıybeti yapılandan helallik istemesi gerekir. En azından kalbi ile tepki gösterip istiğfar etti ise günaha katılmadı demektir. Bu durumda da helallik alması gerekmez.