Fetva Meclisi
Soru
Hocam vadeli ürün ile alakalı birçok söylenti mevcut. Yaşadığım yer itibariyle Antep fıstığı alım satımı çok fazla. Tüccarlar kâr etmek için fıstık alıp bekletiyorlar. Ürün fiyatları yükselince de satıyorlar. Bazıları ürünü satarken ödemeyi bir yıl kadar öteliyor. Bu ötelemeden dolayı vade farkı diyerek ürüne güncel fiyatından daha fazla fiyat biçiyorlar. Bunun faiz boyutu nedir. Dinen caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Fıstık temel gıda maddesi gibi bir eşya değildir. Mesela buğday değildir. Temel gıda maddesi olmayan bir maddeyi bol zamanında alıp sonra satmak ise yasak değildir. Yasak olan piyasayı etkileyecek şekilde temel gıda maddeleri üzerinden bunu yapmak olur. Şimdiki durumda ise buğday için de böyle bir şey yoktur. Sözünü ettiğiniz ticareti yapabilirsiniz. Bereketli olsun.
Selamünaleyküm. Faiz, parayı zaman karşılığı daha yükseğine satmaktır. Buna tam olarak tercümesi KREDİ kavramıdır. Beş alıp belli bir zaman sonra altı ödemek budur. Taksitle satış ise böyle değildir. Peşin beş olan şeyin taksitle altı olması sakıncalı değildir. Satış esnasında anlaşılan rakam altıdır. O da faiz değildir. Ancak taksit vakti geldiğinde ödeme geciktiği için ikinci bir ilave fiyat getirilmesi mesela altının, altı buçuk yapılması faizdir. Aradaki yarım rakamı faiz hükmündedir, ticaretin bütününü kirletmiştir. Araba meselesinde ise durum şöyledir: Gerçekten belli bir rakama kadar fark almıyor olabilir. Bu da peşin de versen fiyat aynıdır demesi ile ortaya çıkar. Bu durumda faiz yoktur. Yalnız bir bankanın aslı faizli ise yani faizli iş için çalışıyorsa o bankanın faizli olmayan başka bir işi de bizim ona destek olmamamız bakımından kaçınmamız gereken bir iş olur. Bunu bilmeliyiz. Faizli olmayan bankalarla iş görmeye çalışalım.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bir alışverişin kararlaştırılmasına AKİT denir. Örneğini verdiğiniz konuda alım satımla ilgili bir akit yapılacak demektir. Alım satımın helal olması için akit bittiğinde tek fiyat üzerinden ittifak sağlanmış olmalıdır. Bir ton buğday mesela bin lira olacak denmelidir. Akit bitmeden önceki pazarlık esnasında, hemen ödeneceği kabul edildiği için bin lira denmiştir veya iki ay geç ödeneceği için sekiz yüz iken bin denmiştir, bu önemli değildir. Önemli olan akit yapılırken rakamın belli ve tek rakam olmasıdır. Burada karıştırılan ve sıkıntı olan durum şudur. Alışverişte bir rakam üzerinden anlaşılıyor. Ödeme de mesela bir ay sonra yapılacaktır. Ödeme zamanı geldiğinde ise alıcı ödeme yapamayacağını söylüyor. Bunun üzerine de akit esansında anlaşılan rakama ilave yapılıyor. Mesela bin iken rakam bin yüz şeklinde yeniden sözleşiliyor. Bu durum isterse ilk akit zamanında ‘gecikme olursa şu kadar fark olacak’ şeklinde bir madde konarak isterse de o gecikme anında yeni bir rakam konarak olsun. Her iki durumda da ilk akit anındaki rakam değiştirildiği için bu taksit farkı faiz olmaktadır. Bu da caiz değildir.
Selamünaleyküm. Devletin nar koyduğu yani fiyatını sabitlediği ekmek gibi temel malzemeler dışında fiyat tahdidi yoktur. Satıcı, uygun gördüğü bir fiyattan satar. Günün bir saatinde şu fiyata başka saatinde de bu fiyata satabilir. Malın iyisine başka fiyat, düşüğüne başka fiyat isteyebilir. Bir hile ve yalan olmadıkça satış serbesttir. Fazla emek verdiği bir mala fazla fiyat isteyebilir, ambalaj farkını alabilir. Jelâtinli mallarda bir endişe olduğu ise doğrudur. Tamamen haram dememizi zorlaştıran durumlar var ama jelâtin domuz ihtiva etme riski yüksek bir üründür. Bu nedenle kullanılması sakıncalıdır deriz.
faiz konusundaki diğer fetvalar
Sakın ha öyle düşünmeyiniz. Hemen tevbe ediniz. Tevbenizi canınız biliniz. Tekrarını asla yapmamaya yeminli olunuz. Bu arada da o illetten en erkenden kurtulmaya bakınız. Doğrusu böyledir.
Önce bu hatadan ötürü tevbe edin, istiğfar edin. Tekrar benzeri bir bataklığa batmamaya azimli olun. Önceliğiniz bu olsun. İkinci olarak da anaparanızı alın gerisini de belirttiğiniz şekilde sizden uzaklaştırın. Tamamından arınmayı yani tamamını vermeyi tercih ederseniz daha da iyisini yaparsınız.
Bu bir faiz işlemidir. Verdiğiniz paranın kâr ederse kârını alacaksınız, zarar ederse zararına razı olacaksınız. Böyle yaparsanız ticaret olur. Kârınızı sabitleyince de faiz olur. Faiz haramdır.
Bu kurumun işini görmekte sakınca olmaz. Takva açısından tercih onlara iş yapmama olabilir ama bu iş caiz olmaz demeyiz.
Hadis kitaplarımızda böyle bir hadis bulunmaktadır ama bu hadis âlimlerin “yok böyle bir hadis” nitelikleri ile tenkit ettiği bir hadistir. Hüküm kaynağı olarak kullanılması mümkün değildir. Hocalar, ihtiva ettiği ağır ve dikkat çekici tanıtımı nedeniyle bunu kullanırlar. Bu nedenle bir sahih hadisi vaaz için kullanır gibi bu hadisi kullanmamak gerekir. Faizin ağırlığını hiçbir mü'minin dikkatinden kaçmayacak şekilde Kur'an’ımız önümüze koymuştur: Faiz Allah ve Peygamberi ile savaşmaktır! Başka bir izaha gerek yoktur.
İkisini de yapabilirsiniz ama ondan önce güzel bir tevbe yapın, istiğfara devam edin.