Fetva Meclisi
Soru
Ben bir cami derneğinde yönetimde bulunuyorum. Camimizin epeyi miktar birikmiş parası var. Arkadaşlar bu birikmiş paranın zekatını vermemiz gerekir mi diye merak ettiler. İmamımız gerekmez dedi ama bir onu yıllardır tanıdığımız için sözü ile vebalden kurtulamayız diye düşündük, siz ne dersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zekât bir ibadettir ancak niyetle yapıldığında sevaba dönüşür ve ibadet olarak yerini bulur. Siz o paraları verirken zekât olarak niyet etmediğiniz için sonradan onu ibadete dönüştüremezsiniz. Tıpkı, dün kıldığı bir nafile namazı bugünkü farz namazın yerine saymak isteyen biri gibi olur bu.
Selamünaleyküm. Zekât, fakir mü'min kişinin hakkıdır, kurumsal anlamda kullanılması caiz görülmemiştir. Cami bile olsa zekâtı bina ve kurumlara vermemeliyiz.
Dernek veya vakıflar zekât konusunda zenginin vekili durumunda kabul edilir. Zengin zekâtını hak edilen yere ulaştırmak için bir şahsı veya dernek gibi bir kişiliği vekil tayin etmiştir. Vekil kendisine vekaleti verilen şeyden idari gider olarak adlandırılan bir yöntemle adına bir kesinti alamaz. Kişi veya kurum olması bu kuralı değiştirmez. Zekât bir ibadet olarak kısıntıya gidilmeden eda edilmelidir. Dernek ve vakıflar kendisine zekât için vekalet verenlerden ek olarak bir idari gider talep etmelidirler. Zekât veren ve vekalet eden için en iyisi böyle yapılandır. Şartlı bağışlar da böyledir, dernek şartlı bağışlardan kesinti yapmadan yerine ulaştırmakla yükümlü sayılır. Bunun bir benzeri de keffaret olarak derneğe teslim edilen paradır. Keffaret de zekât gibi kurumun kesinti yapamayacağı kalemden kabul edilir. Dernekler/vakıflar zekât, keffaret ve şartlı bağış dışındaki diğer gelirlerinden idari kesinti yapabilirler. Bazı alimler, İslam devletinin veya zekât toplamak için yetkilendirdiği kurumların böyle bir kesinti yapabileceğini söylemişlerdir. Zira bu durumda o kurum ayette geçen sarf yerlerinden biri durumuna karşılık gelmektedir. Takdir edersiniz ki yaşadığımız coğrafya için böyle bir uygulama söz konusu değildir ve olamaz da. Netice olarak dernek veya vakıflar zekât ve keffaret olarak gelen maldan idari kesinti yapamazlar. Başka türlü olmuyor gibi bir gerekçeye sığınmak da doğru değildir. Zekâttan başka idari masraf için mal bulamayan o işi yapmasın, vebale girmesin.
Aleykümselam. Fıkıh olarak zekât kullanmanın farkını bilen ve bildiği ile amel ettiğine inandığınız bir kuruma sizin adınıza kullanılmak üzere zekât gönderebilirsiniz. Allah kabul etsin.
İmam o paraların emanet edildiği emin biridir. Hiçbir şekilde o emanet paralardan geri koymak üzere de olsa almamalısınız. Bir kere alıp koysanız bile bu sizin için kötü bir başlangıçtır. Emin kimliğinizi kaybedeceğiniz hiçbir işi asla yapmayınız.
Selamünaleyküm. Bu, sizin meseleniz değildir. Size özellikle 'bu zekâttır' diye verilmedikçe sizin endişe etmeniz gerekmez. Ancak zekât alamayacak durumda olanlar patronlarını ikaz edebilirler.
cami konusundaki diğer fetvalar
Yanlış yapıyorsun. Cami imamın değil ki? Cami Allah’ın evi. İmam da sen de fanisiniz, cami ise kalıcı. Her şeye rağmen camiye gideceksin. İmamı görmemeye çalış. Sorma ona. Tartışma kimse ile. Şeytan bir taşla kaç kuş vurmuş, gördün mü? Kesinlikle camiye dön. Ashab-ı kiram döneminde bile cami imamı sorun oluşturabiliyordu. Sonraki dönemlerde de hiç eksilmedi bu sorun. Caminin ağırlığında bir imam her zaman bulunmuyor. Ne et et, camiye dön.
Hijyenik veya tıbbi bir nedenle yapıldığında sakıncası olmaz ama müminlerin umumu içinde özel kimlikli biri olmayı gösterecek bu tutumu makul bulamayız.
Mesele zorluk/kolaylık penceresinden bakmayın. Dinimizin bir emri olarak bakın. Sizin için kolay olmuş olabilir, bir başkası için ise çok zordur veya diğer biri için biraz zordur. Kişilere göre değil dinin temel ilkelerine göre hareket edilir. Orada camide kıldığınızda zaten namazları tam kılacaksınız. Camiye gidin.
Namaz için kıbleye yönelmek şarttır, aksi takdirde namaz olmaz. Mekke’de Kâ’be’nin önünde namaz kılanın yüzde yüz ona yönelmesi de şarttır. Şehir ötesinden yönelen ise KÂ’BE’nin yönüne yönelir. O yöne yönelmiş olmak namazın sahih olması için yeterlidir. Bu yöne yönelmede %45’e kadar olan yanılmalar namazın kabulüne mani değildir. Oran bu derecenin altında ise bu meseleyi tartışmamanız gerekir.
İslam herkesin dini değildir ama o Allah’ın dinidir. Diğerleri onunla aynı listede olamazlar. Belirttiğiniz söz bir hadistir. Ve bundan kaynaklanan pek çok hüküm vardır. Size bu hükümlerden örnekler zikredebilirim: Müslüman bir kadının kocası Müslüman olmayan bir erkek olamaz. Çünkü ailede erkek yönetendir, kâfir mü'min bir kadına karşı bu konumda olamaz. Asla dinler arası kardeşlik veya ortaklı olamaz. Muharref bir dinle kıyamete kadar baki bir din aynı masaya oturamaz. Aynı ortamda cami ve kilise ya da başka bir mabet inşa edilemez. Aynı cilt içinde Kur'an ve İncil/Tevrat basılamaz. Bizim dinimize bakışımızla iman etme iddiamız arasında çelişkinin olması tehlikelidir. Böyle konularda ulu orta konuşulmamalıdır.
Namaz için olmasa bile pijama ile ev dışına çıkmak mü'min için vakarını zedeleyici bir durumdur. Zaruret yok ise mekruh bir iştir. O şekilde camiye girmesi zaten söz konusu olmaz.