Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleyküm. Camiye vakfedilen bir tarlayı ticaret maksadıyla cami derneğinden satın aldık. Satın Alırken dernek yetkilileri bizden alacakları ücret ile tarlayı vakfeden kişi adına dükkân (iş yeri) yapacaklarını taahhüt ettiler. Fakat şu ana kadar herhangi bir gelişme yok. Ayrıca bu araziyi ihale yoluyla değil de başka talipleri olduğu halde bize satmayı tercih ettiler. (Arazi mahallemizde olduğu için) Bu tarlanın mal sahibi veya varisleri tarafından tapusu verilmiş değildir. Zilliyet yoluyla şahitler gösterilerek dernek adına tapulanmıştır. Tarlanın kıymeti biz satın aldıktan sonra iki katına çıkmıştır. Bundaki mesuliyetimiz nedir? Varsa mesuliyetimiz bundan kurtulmanın yolu nedir? Allah rızası için bize en kısa zamanda cevap verip yardımcı olun. Allaha emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
‘Cami yaparsanız ben tarlamı vereyim’ şeklindeki bir taahhüd şartlı bir tahhüttür. Gelinip onlan, şartını yerine getirmesi için talepte bulunulmadığına göre onun vakıf şartı gerçekleşmemiş demektir. Tarla, vakfedilmiş sayılmaz. Allah’a emanet olunuz.
Allah Teâlâ babanıza rahmetler indirsin. Âmin. Babanızın size vasiyet ettiği yerin miktarı kadarını yapılmakta olan bir camiye bağışlayın. Artarsa Gazze'ye gönderirsiniz. Böyle yaparsanız biiznillah vasiyeti tatbik etmiş olursunuz.
Selamünaleyküm. Elinizde vakıf bir arazi olduğunu ispat eden bir belge olmadıkça, ihtimale binaen öyle bir arazinin kullanılması, satılıp alınması haram olmaz. Kalbinizi sıkıştıran bir durum varsa şüpheden uzak durursunuz, o ayrı bir meseledir.
Selamünaleyküm. Bir yerin vakıf yeri olup olmadığı belge ile sabit olur. Tahmin üzerinden olmaz. Mezarlık iken boşaltılıp arsa durumuna getirilmesi de belge ile olmalıdır. Mesela bir dönümlük arzının bir köşesinde üç beş mezar yeri vardı da o mezarlar bir kenara toplanıp gerisine inşaat yapıldı ise ‘mezar yerine ev yapıldı’ denemez. Öyle veya böyle kalbinizi huzursuz eden bir işi yapmayın. Yıllar sonra bile işinizdeki bir aksaklığı oraya bağlar kendinizi huzursuz edersiniz.
Selamünaleyküm. Vakıf arazisi olduğuna dair açık bir belge yokken böyle bir endişeye gerek yoktur. Açıkça üzerinde vakıf olduğu belgesi bulunan yeri almamakta haklı olurdunuz.
Bir malın vakıf olduğuna dair vakfiyenin bulunması veya resmî kayıt şart değildir. Güvenilir kişilerden müteşekkil şahitlerin şehâdeti ile de bir yerin vakıf olduğu dinen sabit olur. Ancak vakıf malının başkasının eline geçip zayi olmaması için ilgili mercilerce kayıt altına alınması ihmal edilmemelidir. Vakıf olduğu sabit olan bir yerin vakıf amacı dışında kullanılması, hibe edilmesi veya usûlüne uygun bir istibdâl işlemi (vakıf taşınmazın, aynı değerde veya daha değerli bir başka taşınmazla takası) dışında başkalarına satılması caiz değildir. Vakıf malını bedelsiz olarak zimmete geçirme konusunda vebal açısından şahıs veya kamu kuruluşu arasında dinen herhangi bir fark yoktur. Buna göre vakıf malını vakıf olmaktan çıkaran kişiler veya kurum ve kuruluş yetkilileri, bu konuda taksir ve ihmali olanlar veya buna göz yumanlar dinî yönden sorumludurlar. Kaldı ki, istibdâl şartlarına uymayan tasarruflar sonucunda herhangi bir vakıf malının vakıf olma özelliğini yitirmesi söz konusu değildir. Bu bağlamda camilere veya halkın hizmetine tahsisli olarak vakfedilen fakat zamanında resmî tescili yapılmadığından dolayı, sonradan çıkarılan yasalarla kamu/belediye mülkiyetine geçirilen taşınmazların vakıf niteliği sona ermez. Bu sebeple söz konusu taşınmazlar, vakfedildikleri cihete tekrar tahsis edilmelidir. Bunun için gerekli işlemleri yapmak hem kamunun hem de ilgili taşınmazın vakıf olduğunu bilen kimselerin görevidir. Girişimlere rağmen vakıf niteliği tekrar kazanılamaz ve o gayrimenkul, çeşitli yollarla özel ya da tüzel kişilerin mülkiyetine geçerse bu durumda o taşınmazı vakıf olmaktan çıkaran kişiler dinen sorumlu olurlar. Bu durumda vakıf malına, satın alma veya miras yoluyla sahip olan kişiler, imkânları nispetinde o malı aslî kimliğine kavuşturmaya çalışmalıdırlar.
arazi konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Amcanızın bağışlamasında fıkhen bir sakınca yoktu yani yaptığı iyi bir işti. Babanızın yaptığı ise hatadır. Sizin zaruret oranında o araziye ihtiyacınız yoksa siz de hatayı düzeltip araziyi camiye geri verin. İyi bir iş yapmanın yanında biiznillah arazi bağışlama sevabı da kazanırsınız.
Selamünaleyküm. Bir ortaklığa, ortak olanların hepsinin söz hakkı vardır, herkesin rızasının alınması gerekir.
Selamünaleyküm. Öyle bir parayı onlardan alıp, sadaka verilebilecek bir yere verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Arazinin başka bir arazi ile takas şeklinde değiştirilerek satılmasında bir sakınca yoktur. Aradaki büyüklük/küçüklük farkının da etkisi yoktur.
Selamünaleyküm. Arsayı satmak gibi bir niyetle aldı iseniz, paranızın zekâtını verdiğiniz gün, o arsanın bir emlakçı gözüyle değeri ne ise onu da o değerden hesap edersiniz. Satmak için değil de ileride üzerine ev yaparım diye aldı iseniz zekâtını vermeniz gerekmez.