Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bulunduğum toplumda cemaatler genellikle daha ön planda ancak bu durum beni derinden etkiliyor. Derdimi anlatmaya çalışsam da anlaşılmıyorum. Kaliteli bir kardeşlik kurmak istiyorum fakat insanlar günübirlik ilişkileri tercih ediyor. Cemaat kardeşliği, İslam kardeşliğinin önüne geçiyor ve bu durum beni ruhsal olarak zorluyor. Sırf bu yüzden bulunduğum yeri değiştirmeyi düşünüyorum fakat şartlarım buna uygun değil. Allah için ne nasihat edersiniz, yüreğime bir ferahlık verecek bir yön gösterir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir sabır olmaz, devlet yurduna çık, şartları daha zor da olsa başka bir yere çık. Sen de onlara karışabilirsin maazallah.
Alternatifini bulmadıkça bunu aşırı düşünüyorsunuz, alternatifi de yok ne yazık ki.
Dininizin farklı olup olmaması önemlidir. Nasıl bir cemaattir ki, dinin aynı olmasına rağmen sakınca oluşturacak? Dinden daha ağır bir cemaat olamaz.
Önce, büyük haramları işleyenler ve sıradanlaşanlar diye ikiye ayırmalıyız insanları. Ve hepsine karşı biz hakkı hatırlatan durumunda olacağız. Sözün bittiği yere gelince de büyük haramları işleyenlerle aramıza mesafe koymak zorundayız. Kavga gürültü etmeden mesafeli ve seviyeli bir ilişki içinde oluruz. En son olarak da bütün bağlantılarımızı keseriz. Onların yanlışları bizim de yanlışlara kayma sebebimiz olabilecek bir noktaya gelince müsamahalı uygulama biter. Ama bu noktaya gelmemesi için çabalamak gerekir.
Müslüman KÂ’BE yönündedir, onun tarafındadır. Başka bir tarafta olması da şart olmaz. Sizin gibi gurbet ortamı yaşayan Müslümanlar, grupların her birinden istifade etmelidirler. Bir yerde Kur'an öğretiliyorsa oradan onu alırsın. Öbür tarafta ilmihal öğretiliyorsa oradan da onu alırsın. Camiye de gidip namazını kılarsın. Gittiğin yerlerden biri sana, ‘başka yere gitmeyeceksin’ derse anlarsın ki o sözü söyleyenler samimi değiller, mü'minleri kardeş olarak görmeyi beceremiyorlar, onlardan uzak durursun. Allah yardımcın olursun.
Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.
Allah konusundaki diğer fetvalar
Her Müslüman'ın bildiği ve tekrar ettiği ALLAHUEKBER sözü, ALLAH EN BÜYÜKTÜR şeklindedir. Minarelerden ve dillerden tekrarlanan bu gerçekten sonra haşa Allah'tan daha büyük gibi bir söz ne söylenebilir ne de düşünülebilir. Şeytana vesvese vermesi için bu tür fırsatlar oluşturmamak gerekir.
Zihninizi kontrol sorunu yaşıyorsunuz. Acilen doktora gidin. Aksi takdirde bu sorununuz daha da ilerler. Allah şifalar versin.
Allah'ın kullarını görmesi için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla melekleri vasıtasıyla görüyor demek yanlış olur.
Baki olanın ipkası ile baki kaldıktan sonra biz baki değiliz zaten. Allah Teâlâ baki edecek de kalacağız.
Latin harflerle de olsa mukaddesatımıza ait yazının çöp gibi görülmesine razı olamayız, buna sebep olamayız. Elimizden geldiği kadar dikkatli olmamız gerekir.
Bu ve benzeri konularda onlarca cilt kitap yazılmıştır. Onlarca da fırka oluşmuştur etrafında. Asırlardır tartışılmaya devam etmektedir. İlk günkü bakış farklılıkları ve derin anlama sıkıntıları ağırlaşarak devam etmiştir. Tek bir kelime üzerinde söz birliği sağlanamamıştır. Tek bir kelime! Bu birinci hakikat. İkinci hakikat: Sahabeden hiçbiri bu konuları merak edip uykusuz kalmamıştır. Duyduklarına iman edip yollarına devam ettiler. Üçüncü hakikat: Sahabeden sonraki nesiller pek merak saldılar bu ayrıntılara. Araştırdılar, tartıştılar, ayrıştırdılar. Dördüncü hakikat: Sahabe, Allah onlardan razı olmuş olarak gittiler bu dünyadan. Sonraki nesiller ise birbirlerini tekfir ederek, kendi düşüncesini uymayanların kuyusunu kazarak gittiler neredeyse. Beşinci hakikat: Bugün, içinde boğulduğumuz dünya sorunları ve dinimize dair kaybettiklerimize bu ve benzeri meselelerin çözümünün ne katkısı olacak? Sadece mü'minler arasındaki mesafeyi derinleştirecek! Farzı ayın olmayan bilgi üzerinde harcadığımız vakitler bizi farzı ayın görevlerimizden alıkoyuyorsa bu bir kayıptır. Lütfen bu açıdan da bakınız konuya.