Fetva Meclisi
Soru
Cenaze namazını camide ve öğlen ya da ikindi namazından sonra kılmak şart mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Cenaze namazı için öğlen veya ikindi diye bir şart yoktur. Özellikle cenaze namazının daha kalabalık cemaate rastlaması bakımından bir iki namaz vakti kollanmaktadır. Cenazenin defni ve benzeri işler için de gündüz vakti tercih edilir. Cenazenin gece defnedilmesinde kerahet gören âlimler bulunduğundan öğlen veya ikindi öne çıkarılmıştır.
Cenaze namazı bir defa kılınmakla farz yerine getirilmiş olur. Bu nedenle, tekrar kılınması gerekmez. Ancak cenaze namazında bulunamayan kişiler, daha sonra münferit olarak veya ayrı bir cemaatle tekrar kılabilirler. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), cenaze namazında hazır bulunamadığı Ümmü Sa’d için daha sonra cenaze namazı kılmıştır (Tirmizî, Cenâiz, 47 [1037]).
Selamünaleyküm. Cenaze namazını kastediyorsanız, bir cenazeye farz olarak bir namaz kılınır. Namazı bir kere kılanın tekrar nafile olarak kılması meşru değildir. Cenazeyi kılmamış olan ise orada kılabilir. Kastınız normal namaz ise, mezarlık olması bakımından normal namazın kılınmasına bir mani yoktur yeter ki Şeriat'a aykırı bir şey yapılmış olmasın.
Cenaze namazı, farz-ı kifâyedir. Müslümanların ölen din kardeşlerine karşı yerine getirmeleri gereken dinî vecibelerin başında cenaze namazının kılınması ve bunun için gerekli hazırlıkların yapılması gelmektedir. Kadın olsun erkek olsun yalnız bir kişinin bu namazı kılmasıyla farz yerine getirilmiş olur. Cenaze namazı, Allah’a senâ, Resûlullah’a (s.a.s.) salât ve ölü için duadan ibarettir. Tebük seferine geçerli bir mazereti olmadığı hâlde çıkmayan münafıklarla ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “Onlardan ölen hiçbirinin (cenaze) namazını kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlü’nü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.” (et-Tevbe, 9/84). Bu âyet, cenaze namazının farz oluşuna işaret etmektedir. Ayrıca Resûlullah (s.a.s.), bir Müslümanın ölümü üzerine, “Bir din kardeşiniz vefat etmiştir. Kalkın, onun cenaze namazını kılın.” (Müslim, Cenâiz, 66 [952]; bk. Buhârî, Cenâiz, 54 [1320]) buyurmuştur.
Farzdan hemen sonra yapılmasının bir sakıncası yoktur. Sünnetlerden sonra da yapılabilir. Müezzinin yaptığı ile yetinmemek daha doğru olur.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
cenaze namazı konusundaki diğer fetvalar
Kerahet vakitleri dediğimiz üç vakitte (güneş doğunca kırk dakika, öğlen namazı vaktine kırk dakika kala ve güneşin batmasına kırk dakika kala) kılınmamalıdır. Bunun dışında bütün vakitlerde cenaze namazı kılınır. Uygun bir vakit belirlemede örfe, o günkü duruma ve özel şartlara da dikkat edilmesi gerekir. Aynı şekilde bütün vakitlerde defin de yapılabilir.
Kadavra hakkında şöyle bir özet yapabiliriz: İnsan bedeni mükerremdir, saygın tutulmalıdır. Bu saygınlık yaşarken ve ölürken aynıdır. Yaşarken gösterilen saygı gibi bir saygının ölünce de gösterilmesi gerekmektedir. İnsan bedenine saygının en önemli tezahürlerinden biri de insan bedenine ait parçaların ticaret konusu yapılamamasıdır. Diri veya ölü iken insandan bir parçaya fiyat takdir edilip satılamaz. Bir başka konu da insanın kendi bedeninde tasarruf hakkının olmamasıdır. Bir insan sağlıklı bir organını mesela gözünü çıkarıp atamaz, böyle bir eylem delilik gibi bir nedene dayanmıyorsa büyük bir günaha girme nedeni olur. Tıp talebelerinin yetişebilmeleri için insan bedeni üzerinde uygulama yapmaları bir zorunluluktur. Bu zorunluluk insan bedeninin saygınlığına zarar verilmeden yapılabilir. Diri veya ölü olması bu kuralı değiştirmez. Kadavra, parçalanıp üzerinde öğrenciler eğitim görecek noktaya ancak BAŞKA BİR ÇARE OLMADIĞI noktada gelinebilir. Bu noktada kadavra kullanılabilir. Elbette bağışlama gerçekleştikten sonra böyle bir kullanma mümkündür. Kadavra olarak kullanılacak bir insan bedeninin ÖLÜYE YAPILMASI GEREKEN dini işlerden sonra yapılması gerekir. Bu işleri cenazenin yıkanması, kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınması olarak bilebiliriz. Sağlık ve istifade açısından uygun ortam oluşabiliyorsa yıkama ve namazdan sonra tıbbi işleme geçilmelidir. Daha sonra da kullanılan kadavradan arda kalanlar kefenlenerek mezara konur.
Aleykümselam. Cenaze ile yemek vermeyi birleştirmek zorunda değiliz. Bir adetten ötürü cenazeyi geciktirmemeyi tercih etmeliyiz. Yine de cenazenin öğlen yerine ikindi vaktinde kılınmasının haramlık düzeyinde bir sakıncası yoktur.
Yıllar önce de olsa cenazesi kılınmamış bir mümin için cenaze namazı kılabilirsiniz. Ayrıntılarına girmeden böyle bir hükümle amel etmeniz mümkündür. Allah Teâlâ ölmüşlerimize rahmeti ile muamelede bulunsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: - Hicretin 11. senesinde Rebiyülevvel ayının on ikinci Pazartesi günü sabahın ileri saatlerinde vefat etti. - Ashab-ı Kiram o gün o mübarek cenazeyi kaldırmadılar. Salı günü veya Çarşamba günü akşam cenaze defnedildi. Elimizdeki sahih bilgiler izlendiğinde yaklaşık olarak 48 saat bekletildi cenaze. Bu zaman diliminin, üç tam gün olmadığı kesindir. - Cenazenin defnedilmesinin geciktirilme nedeni şudur: a- İlk anda, Peygamber aleyhisselamın cenazesi yerine, onun dini ve devleti ile ilgilendiler. O anda ilk saatlerde Peygamber aleyhisselamın dinini ve siyasetini yürütecek kişiyi (Halifesini) seçmeselerdi, din o gün ağır bir darbe alır, mü'minler dağılabilirlerdi. İlk anda bunu önlediler. Başta Ebu Bekir radıyallahu anh olmak üzere bu hususta büyük bir tedbir almış oldular. b- Birinci ve ilk görev bittikten sonra cenazeye ve defne sıra gelmiş oldu. Mübarek bedenini yıkadılar. Yalnız mübarek cenaze, günlük hayatını sürdürdüğü odasında idi. O odada, on kişinin yan yana durması bile zor denecek kadar darlık vardı. Cenazeye ait yıkama ve defin de o odada yapılması gerekiyordu. O gün Ashab-ı Kiram, küçük gruplar halinde odaya gelip tek tek cenaze namazı kıldılar. Peygamber aleyhisselam efendimizin cenazesini bir imam kıldırmadı. O büyük şerefi sahiplenme konusunda öne çıkarılabilecek kimse görülmediğinden, bir imam olmadan tek tek kılındı namazı. Böylece yüzlerce kere cenazesi kılınmış oldu. Cenaze namazı uzun sürdüğü için de defin gecikti. En geç, Çarşamba günü akşamı cenaze defnedildi. Defnin gecikme nedeni budur. Ve rakam asla on yedi değildir. Çocuklar bile grup kurup huzurunda durdular ve cenaze kıldılar. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Selamünaleyküm. Cenazesi kılınmayacak derecede intihar ettiğini söylememiz doğru olmaz. İntihar hemen ölecek eylemi yapmanın adıdır.