Fetva Meclisi
Soru
Oğlum 4 yaşında. Ramazan ayında 1-2 defa teravih namazına götürdüm. Çok huysuzluk yapmadı, sadece 2-3 defa safın arkasındaki boşlukta biraz gezindi, sonrasında hoca çocuklara sahip çıkılmasıyla ilgili uyardı, doğal olarak, herhangi bir alınmışlığım yok. Acaba cemaate rahatsızlık verdiğimden dolayı vebali var mıdır? Bu yaşta çocuk camiye gitmese daha mı iyi olur cami içindeki huşu dağılmaması açısından?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mümeyyiz olmayan çocukları camilere götürmenin riskini dikkate almak gerekir. Uyarıyı anlamayan, idrar sıkıntısını ayarlayamayan çocuk mümeyyiz değildir. Genelde bu yaş altı ile sekiz yaşı arasında değişebilir. Çocuklarımızın camilere alışmaları oldukça önemli bir görevdir. Ancak camilerin huzurlu bir ibadet yeri olmaları da önemlidir. Teravih gibi uzun namazlara çocukların götürülmeleri bir yandan cemaat açısından rahatsızlık verirken bir yandan da çocukta namazın ağır bir iş olarak görülmesi gibi sonuca götürebilir. Dikkat etmek lazım. Kaş yaparken göz çıkarma durumuna düşmeyelim. Çocuğun, namaz kılanlara eziyet etmesi elbette bir haktır. Ama siz daha dikkatli davranarak bu hakkın oluşmamasına gayret edin. Allah yardımcınız olsun. Sizi de çocuklarınızı da namaz ehli, ilim ehli, cihad erbabı mü'minlerden kılsın. Selam ve muhabbetler sunarım.
Aleykümselam. Teravihi evde de kılabilirsiniz.
Çocuğun camiye götürülmesi ve cami havasını solumasının sağlanması güzeldir hatta gereklidir. Ne var ki İKİ YAŞ çocuk için cami havası soluma yaşı olarak çok küçüktür. Siz asıl gitmesi gereken zamanın payını yemiş de olabilirsiniz. Bu tutumunuzun isabetli olmadığını söyleyebilirim. Çocuk “burada otur” denebilecek ve kulağına gelen sesleri, gözüne çarpan görüntüleri kaydedebileceği çağda iken camiye götürülmelidir. O çağ da dört veya beş yaşı ile başlayabilir zannederim.
Selamünaleyküm. Söz dinleyecek yaşta olmayan çocukların namaza alınmaları doğru olmayabilir. Mesela dört yaşından küçük çocuklar alınmamalıdır. Daha büyük çocukların ise kahrına katlanılmalıdır. Cami onlara emanet edilecek ileride. İhtiyarların bu tür anlayışsızlıklarını anlayışla karşılamamız gerekir. Onların anladığı namazla, namaz arasında çok fark vardır. Allah'a emanet olun.
Camide cemaatle kılınması ehemmiyet arz eden farz namazlardır. Yatsı namazının camide kılınması önemlidir. Teravihi evde de kılabilirsiniz. Bahsettiğiniz huzurlu namazı evde buluyorsanız evde kılın, böyle bir gerekçe ile evde kıldığınızda biiznillah eksiğiniz olmaz. Nafile namazların iki rekât olarak kılınabilirliği genel bir kaide gibidir. Allah kabul buyursun.
Baban sana bir kız çocuğu olarak namaz kılmanı yasaklarsa asla ona itaat etme, namazını kıl. Baban camiye gitmeni men ederse ona hakkı vardır. Camiye gitmeyin evde kılacaksın. Annen olmadan tek başına gitmen de yanlıştır.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Tesbih namazı münferit olarak sünnettir. Cemaatle kılınması ise yaygın bir uygulama değildir. Hanefi mezhebine göre kerahetten uzak bir uygulama olmayacağını zannediyorum.
Mü'min en iyinin talibidir ama en iyi iddiası ile vakit geçiren biri değildir. Hatasızlık arayışı yanlıştır. Hatalı ve eksik de olsa cemaat içinde olmak gerekir; daha az hatalısını ve daha mükemmelini bulduğumuzu görürsek ve bu görüşümüzde duygusal değilsek farklı yere geçebiliriz. Bu bizim adımıza bir hıyanet değildir. Zira asıl olan dinimizdir. Dinimiz adına oluşturulan kurumları din yerine koymak bir hatadır. Böyle bir kurumdan ayrılmanız halinde de kardeşlik hukukunu koruyun; binalardan ayrılmak kardeşlik halkasından ayrılmak değildir. Mü'min kardeşleriz, kardeşliğimiz teşkilatlarımızdan değerli olmalıdır. Selam ederim, muhabbetlerimi bildiririm.
Hanefi mezhebinin uygulamasında güneşin doğmasına yakın vakitte kılınması daha efdaldir. Diğer mezheplerde ise ilk vaktine yakın zamanda kılınması daha efdaldir. Türkiye'de uygulanan Hanefi mezhebidir. Ancak dikkat ederseniz bu bir efdaliyet meselesidir. Herhalükârda sabah namazı o yaklaşık bir buçuk saatlik vaktin hangi anında kılınırsa tam bir namazdır. Namaz sevabı açısından bir fark yoktur. Sabah namazı erbabı olarak yaşamamızı lütfetmesini Allah hepimize nasip buyursun.
Bidatçiliği, fasıklığı veya imamet fıkhını bilmeyen bir cahil olması yüzünden bir imama kerih gözle bakılabilir. Böyle bir imamın da Müslümanların önüne geçip namaz kıldırmaması gerekir. Tirmizi'nin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sllallahu aleyhi ve sellemin üç kişiye lanet ettiği ve bunlardan birinin de kendisinden hoşlanmayanların önüne geçip namaz kıldıran imam olduğu rivayet edilmiştir. (Sala, 266/358) Tahmin edersiniz ki buradaki şartlardan biri, imamın siyasi veya yöresel görüş farklılıklarına sahip olması gibi hususlar değildir. Yine de camileri ve cemaatle namazı ihmal etmemeye çalışalım. Allah yardımcımız olsun.
Sabah namazının farzını cemaatle kılmaya yetecek kadar vakit bulunduğuna kani isek sünneti kılıp imama öyle uyarız. Aksi takdirde imama uyarız. Bunu da imamın normal durumlarda ne kadar sürede namazı kıldırdığını biliyorsak yapabiliriz. Yoksa cemaate katılmak daha önemlidir.
İslam'ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü'minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile asla vakit israf etmeyen, Kur'an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur'an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.