Fetva Meclisi
Soru
Cilbab olarak giydiğimiz elbisenin (dış kıyafet) diz altına kadar olması caiz midir? Yani ayaklara kadar örtmese de diz altına kadar örtse caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Çarşaf, ferace, elbise, başörtüsü… Hiçbiri şart değil. Şart olan kadın dışarı çıktığında bedenine ait ayrıntıların belli olmamasıdır. Üzerindekiler onu daha cazip duruma getirmemesidir.
Kur'an okurken namazdaki gibi bir tesettür şart değildir, müstehcen olmaması yeterlidir. Şu da unutulmamalıdır ki, kitabımıza gösterilen saygı imanımızın canlılığını göstermektedir, buna göre hareket etmek gerekir.
Meseleyi dış kıyafet/iç kıyafet diye ayırmayın rahat edersiniz. Şöyle anlayın: Yabancı bir erkek sizi yakın bir mesafeden gördüğünde sizin üzerinizde erkek olarak hoşlanacağı ve gözle de olsa tatmin olacağı bir ayrıntı yakalıyorsa siz tesettürlü değilsiniz demektir. Bunu önlemeniz için üzerinize alacağınız şeyin adının ne olduğu önemli değildir. Önemli olan sizin o gözden korunmanızdır. Adı dış kıyafet olup da sizi bu açıdan korumamış olan şeyin de kıymeti yoktur zaten. Allah yardımcımız olsun.
Kadının kadınlar arasında erkeğin erkekler arasında tesettürü; göbekle diz kapağı arasının kapalı, tesettürlü olmasıdır. Dar bir kıyafet, teşhir olduğundan tesettür sayılmadığı kabul edilmektedir. Göbekle diz kapağı arasındaki bölgenin tamamen belli olmaması tesettürün şartıdır. Bu bölge kendi hemcinsleri arasında da olsa tamamen belli olmamalıdır. Allah Teâlâ, rızası doğrultusunda yaşayabilmemizi nasip eylesin.
Selamünaleyküm. Tesettürünüzle alakalı olarak çarşaf, tek tesettür değildir. Sizi dışarıdan gören biri açısından kadınlığınız belli olmuyorsa yani Allah'ın haram ettiği teşhir ortaya çıkmıyorsa bir sakıncası yoktur kıyafetlerin. Bugün şu kıyafet yarın da ondan daha iyisini giyersiniz inşaallah. Yeter ki sizdeki heyecan eksilmesin.
Kadının pantolon giymesi yasaktır şeklinde bir cümlenin içini doldurmak zordur. Size kabaca anlatabileceğim bir ölçü vereyim: Pantolon, kadının göbekle diz kapağı arasını teşhir ediyorsa tesettür dışıdır. Bu teşhirin erkek veya kadına karşı olması sonucu değiştirmez. Eğer bu teşhir oluşmuyorsa pantolon veya başka bir kıyafetin yasaklılığı yoktur. Allah'tan, fitneler döneminde ayağımızı sabit kılmasını dileriz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu nedenle namaz bozulmaz.
Böyle bir sahih hadis bilmiyorum ama bazı konularda kadın kocasının izini sürer şeklinde hükümler vardır. Belki de o kastedilmiştir.
Yabancı erkeklerin dikkatini çekecek bir gelin arabası için olumlu düşünmemiz mümkün olmaz. Dikkat çektikçe zevklenen insanların durumunu acımalı görürüz. Bu anlayışla kurulan yuvalarda gelinen noktayı da hep beraber görüyoruz.
Haramları, bu sorunu çözmeye yardımcı olması bakımından şu şekilde tasnif etmemiz mümkündür: a- Haram olduğu kesin ve belli olanlar. Domuz ürünleri, alkol ve haksız bir şekilde elde edilen yiyecekler böyledir. Bunların yenmesi, içilmesi hiçbir şekilde caiz olmaz. Bu konuda da bir tereddüt yoktur zaten. b- Haram oluşu hakkında elimizde kesin bilgi bulunmayan ama şüphe ettiğimiz yiyecekler, içecekler... Bunları tüketmemeyi tercih etmeliyiz. Genel tavrımız tüketmemek yönünde olmalıdır. Aile fertlerini de bu yönde eğitmeliyiz. Yalnız elimizde haram olduğu konusunda net bilgi bulunmayan yiyecek ve içecekleri, haramlığı kesin olan bir domuz ürünü gibi kabul etmemiz de mümkün değildir. Ortada bir şüphe varken kesin tavır koyamayız. Bugün ekmekten peynire pek çok gıda maddesi için geçerlidir bu. Çok inceleyecek olsak ekmekte bile zorlanabiliriz. Takva üzere olma adına vesveseye yol açmak da doğru değildir. Keyfilik ile titizlik arasında izlenebilir bir yöntem kullanmak gerekmektedir.
Namahrem, bir insanın her ikisi de bekâr olsa evlenmesi caiz olacak derecede akrabası olmayan kişi demektir. Bir kimse ile bekâr olma durumunda evlenmek caiz ise o kimse YABANCI durumundadır. Yabancı ile; - Bedensel temas bir tokalaşma düzeyinde bile olsa, - Bilhassa kadın için bedeninin ayrıntılarına vakıf olma düzeyinde bir göze açılma, gözle izleme, - Zaruri olmayan sözlü muhabbet, - Zaruri niteliği olmayan yazışma caiz değildir. Bu ilkeler sadece ağır zaruretler durumunda ertelenebilir. Bir bayram ziyaretinde 'hoş geldiniz' düzeyinde sözlü bağlantıda sakınca olmayabilir. Özel bir fitne ihtimali varsa bunu da başlatmamak evladır. Okul, üniversite, düğün ve benzeri bir gerekçeyi haramlardan bir haramı gevşetme nedeni yapamayız.
Saddam Hüseyin zalim bir insandı. İnşallah mü'min olarak ölmüştür, öyle umuyoruz. Şehitlik için ise bir şey diyemem.