İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Doğum dışında kendiliğinden veya ilaç yoluyla gelen süt, mahremiyet oluşturur mu?

Cevap

Kadınlarda süt; doğum yoluyla oluşabildiği gibi kendiliğinden veya süt salgılayan oksitosin hormonunun bazı ilaçlarla ve destek yöntemlerle uyarılması yoluyla da gelebilmektedir. Bebeğin ilk iki yaş içerisinde annesi dışında bir kadının sütünü emmesiyle, süt hısımlığı oluşur. (el-Bakara, 2/233) Bu noktada sütün hangi sebebe bağlı olarak geldiğinin önemi yoktur. Dolayısıyla hangi sebeple gelirse gelsin, bir kadının sütünü, süt çağındaki bir çocuğun emmesi halinde, bu çocukla, emziren kadın ve belli derecedeki yakınları arasında süt hısımlığı oluşur. Doğum dışında bir yolla süt gelmesi durumunda, sütün oluşumunda etkisi bulunmadığından kadının kocası sütbaba olmaz; emen çocuğun üvey babası olur. Buna bağlı olarak süt çocukla üvey baba arasında tesettür vb. konularda mahrem akrabalara ilişkin ölçü ve hükümler geçerli hale gelir. Bu hükümlerin geçerlilik kazanması, eşler arasında cinsel ilişki yaşanmış olmasına bağlıdır. Ayrıca bu durumda süt hısımlığına ilişkin hükümler koca ile sınırlı olup; onun başka eşinden çocuklarını ve diğer akrabalarını kapsamaz. (bk. Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/118-119; Kâsânî, Bedâ’i, 4/11; el-Fetâva’l-Hindiye, 1/343- 344; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/139-142; Kalyûbî, Hâşiyetu Kalyûbî, 4/68; İbn Rüşd el-Cedd, el-Beyân ve’t-tahsîl, 5/164-165)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çocuğun emzirilmesiyle ilgili temel hükümler Kur’an ve Sünnet’te belirlenmiştir. (el-Bakara, 2/233; en-Nisâ, 4/23; et-Talâk, 65/6; Buhârî, Şehâdât, 7 [2645]; Nikâh, 27 [5110]; Müslim, Rada‘, 9 [1445], 12 [1447]) Bu çerçevede İslam âlimleri, süt akrabalığının belirli yakınlar arasında mahremiyet oluşturduğu hususunda ittifak etmekle birlikte bazı detay hükümlerde farklı kanaatler serdetmişlerdir. Fakihlerin çoğunluğuna göre ilk iki yaş içerisinde annesinden başka bir kadının sütünü emen çocuk o kadının süt çocuğu olur. (Kâsânî, Bedâʾi, 4/7; İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/178; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/127-128) Böyle bir çocuk mahremiyet bakımından o kadının öz çocuğu gibidir. Hanefî ve Mâlikîlere göre çocuğun süt emme yaşı içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığı meydana getirir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/134; Kâsânî, Bedâʾi, 4/7; Sahnûn, el-Müdevvene, 2/295; Nemerî, el-Kâfî, 2/539-540) Şafiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için süt çağındaki bebeğin doyup kendiliğinden bırakması sureti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedirler. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131; İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171, 173) Süt akrabalığının oluşması için sütün çocuğa doğrudan emzirilmesi ile biberon ve benzeri araçlarla içirilmesi arasında fark yoktur. (Kâsânî, Bedâʾi, 4/9; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 4/177; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/136; İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/173) Bu bağlamda farklı kadınlara ait sütlerin biberon vb. araçlarla karıştırılması durumunda süt veren kadınlarla bu sütleri içen çocuklar arasında süt hısımlığı oluşmuş olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/119-120; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/344-345; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, 5/125-126; İlîş, Minehu’l-celîl, 4/374) Bebeklerin, annelerinden başka kadınlar tarafından emzirilmesinde ve sütlerin şartlarına uygun bir şekilde saklanarak daha sonra bebeklere verilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Ancak süt akrabalığında herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve dinen haram sayılan bir evliliğe yol açmamak için her türlü tedbirin alınması ve bu tedbirlerin hassasiyetle uygulanması gerekir. Bu itibarla emzirme veya saklama yoluyla sütlerin başka bebeklere verilmesi konusunda şu hususlara dikkat edilmelidir: 1. Meşru bir mazeret olmadıkça annelerin çocuklarını emzirmekten kaçınmamaları esastır. (el-Bakara, 2/233) Kendi annesinin sütü ile yeterli bir şekilde beslenme imkânı bulunan bebeklere ise başka kadınların sütü verilmemelidir. (bk. İbn Nüceym, el-Bahr, 3/238) 2. Süt veren kadın ile süt verilen bebek arasındaki süt bağı yazıyla kayıt altına alınmalı; tarafların kimlik bilgileri açıkça mutlaka kaydedilmelidir. Sütanneye kimi/kimleri emzirdiğine dair kayıtların; süt emenlere de (velilerine) kimden süt emdikleri ve aynı sütanneden başka kimlerin süt emdiği bilgisi/belgesi verilmelidir. (bk. Mevsılî, İhtiyâr, 3/120; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/212; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/238) 3. Bir çocuğu sadece bir sütanne emzirmeli ve zorunluluk oluşmadıkça sütanne sayısının artırılmamasına özen gösterilmelidir. 4. Evliliğe engel teşkil eden süt akrabalığı dairesinin genişlememesi, süt akrabalığı konusunda bir karışıklığın oluşmaması ve konuyla ilgili bilginin belirgin olması için birden fazla anneye ait sütler karıştırılmamalıdır. 5. Çocuğun sütanneye verilmesi durumunda emzirme karşılığında bir ücret talep edilirse bu ücret baba tarafından ödenir. (el-Bakara, 2/233; et-Talâk, 65/6) Ancak bir kadının sütünün biberon vb. bir kaba sağılarak satılması caiz değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/46; İbn Nüceym, el-Bahr, 6/87)

Anne sütünün başka bebeklere verilmesinde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’de, sütanneler ve sütkardeşlerle evlenmek yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/23) Hz. Peygamber de (s.a.s.) “Nesep yoluyla evlenilmeleri haram olanlar, süt yoluyla da haramdır.” (Buhârî, Şehâdât, 7 [2645]; Müslim, Radâ‘, 12 [1447]) buyurmuştur. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre çocuğun ilk iki yaş içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığının meydana gelmesi için yeterlidir. Buna göre; iki yaş içerisinde aynı kadından bir defa da olsa süt emen kız ve erkeğin birbirleriyle evlenmeleri caiz değildir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/137; Kâsânî, Bedâ’i, 4/8) Şâfiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için ilk iki yaş içinde ve bebeğin doyup da kendiliğinden bırakması sûreti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131)

Süt haramlığının delili nedir? Süt akrabalığının oluşma şartları nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a. Tıbbi kaynaklardan öğrendiğimiz kadarı ile memeden gelen sütün tek kaynağı kadının doğumu değildir. Doğumla bağlantılı organları kadar beyinle alakalı noktalar da bulunmaktadır. Hormonlar süt ürettiği kadar kadının duygusallığı, psikolojik etkenler de süt nedeni olabilmektedir. Bu da şu demektir: Hamile kalmamış hatta evlenmemiş bir kadından da süt gelebilir. Önce bu durumu tespit etmiş olalım. b. Doğum yapmış bir kadından gelen süt veya hamile kalmamış bir kadından gelen süt aynıdır. İkisi de onu emen veya o süt midesine inen çocuk açısından annelik/evlatlık ilişkisini oluşturur. Mühim olan süttür, annenin konumu değildir. c. Kadından çocuğun midesine geçen sütün direkt memeden emilmesi veya memeden bir yolla alındıktan sonra çocuğa mesela biberonla verilmesi süt evlatlığı bağlantısı açısından aynıdır. d. Kadının çocuğa aktarılan sütünün miktarı bakımından Hanefi mezhebi fukahası az/çok ayrımı yapmamıştır. Adına “süt emme” denebilecek her miktar için kural oluşmuş kabul edilir. İhtiyaten bu kuralla hareket edilmelidir. e. Süt ilişkisi oluşması açısından anne için (emziren kadın için) bir yaş tahdidi yoktur ama emecek çocuğun YİRMİ DÖRT AYI geçmemiş olması gerekir. Bu zaman dilimini aşan çocuk süt emse de bu bağ oluşmaz.

Bir kadın evli olmadan da memesinden gelen sütle bir çocuğu emzirse onun annesi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnek sütü vb. bir sıvı ile karıştırılan insan sütü ile süt hısımlığının oluşabilmesi için insan sütünün diğer sıvıdan daha fazla olması gerekir. Buna bağlı olarak inek sütü ile karıştırılmış insan sütüne bakılır; şayet insan sütü daha fazla ise bu sütü içirmekle süt hısımlığı meydana gelmiş olur ve evlilik mahremiyeti oluşur, aksi hâlde mahremiyet oluşmaz. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/218)

Bir kadının sütünün inek, koyun veya keçi sütü ile karıştırılıp bir çocuğa içiri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Süt emme ve emzirmenin evlilik engeli sayılabilmesi için emme olayının kesin olarak sabit olması gerekir. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre çocuğun ilk iki yaş içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığının meydana gelmesi için yeterlidir. Buna göre; iki yaş içerisinde aynı kadından bir defa da olsa süt emen kız ve erkeğin birbirleriyle evlenmeleri caiz değildir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/137; Kâsânî, Bedâ’i, 4/8) Şâfiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için ilk iki yaş içinde ve bebeğin doyup da kendiliğinden bırakması sûreti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131) Kocanın, eşiyle sütkardeş olduğunu ikrar edip, ikrarında ısrar etmesi ya da âdil iki erkek veya bir erkek ve iki kadının şahitliği ile sütkardeş oldukları sabit olan evli çiftlerin araları ayrılır. Bu durumda, çiftler arasında cinsel yakınlık olmuş ise kadın, belirlenen mehir ile mehr-i misilden en az olanı hak eder. Cinsel yakınlaşma olmamış ise kadın, mehir olarak bir şey alamaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/380-381) Şâfiî mezhebine göre süt akrabalığının varlığı, erişkin iki erkek, bir erkek iki kadın veya dört kadının şahitliğiyle ispat edilebilir. Yine bu mezhebin kuvvetli görüşüne göre, süt emmeye şahitlik etmek, mahremiyetin sabit olması için yeterli değildir. Şahitlerin; süt emme vaktini, emme sayısını ve sütün, emen çocuğun midesine ulaştığını söylemeleri gerekir. (Şâfiî, el-Ümm, 5/36; Nevevî, el-Mecmû’, 20/260) Buna göre, evlendikten sonra sütkardeş oldukları ihtimali beliren çiftler, Şâfiî mezhebinde ileri sürülen şartlar gerçekleşmemişse bu mezhebin görüşü doğrultusunda evlilik hayatına devam edebilirler.

Sütkardeş oldukları evlendikten sonra anlaşılan çiftlerin durumu ne olacaktır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Süt akrabalığı, bebeğin memeden sütü emmesiyle oluştuğu gibi kadından alınan sütün içirilmesiyle de oluşur. Dolayısıyla süt bankasından temin edilen sütün emme yaşındaki çocuklara verilmesiyle süt akrabalığı oluşur. Bu nedenle süt akrabalığında herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve dinen haram sayılan bir evliliğe sebep olmamak için süt verenlerle süt emenlerin kimliklerinin kayda alınması ve bu konuda titizlik gösterilmesi şarttır. Süt bankasına farklı kadınlar tarafından verilen sütlerin karıştırılmış olması bu hükmü değiştirmez. Bu durumda süt veren kadınların tamamıyla bu sütleri içen çocuklar arasında süt hısımlığı oluşmuş olur. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/343-344)

"Süt bankası"ndan alınan sütle süt hısımlığı oluşur mu? Süt bankasındaki sütleri

AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam fıkhında nişan, akit olarak değil vaat olarak değerlendirilmektedir. (HAK, md. 1; Bilmen, Kâmûs, 212) Taraflar nişanlılık döneminde vaadinden vazgeçerek nişanı bozabilmektedirler. Nişanın haklı bir gerekçeyle bozulması durumunda karşı tarafa herhangi bir tazminat hakkı doğmaz. Bununla birlikte taraflardan biri haklı bir gerekçe olmaksızın nişanı bozar veya bozulmasına sebep olursa, diğer taraf mutadın dışında uğradığı maddî zararlarının tazminini talep edebilir. (Mecelle, md. 20, 31; Ebu Zehra, el- Ahvâlu’ş-Şahsiyye, 37; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6512) Örneğin evliliğe yönelik olarak ev kiralama, eşya alma, salon kiralama, gelinlik diktirme, karşı tarafın isteği ile işten ayrılma gibi durumlar böyledir. Nişanın bozulmasıyla tarafların farklı seviyelerde üzüntü duyması ve yıpranması, ayrılık sürecinin doğal bir sonucudur. Bu sebeple nişanın tek taraflı olarak sonlandırılması, manevî tazminat talebi için yeterli bir gerekçe değildir. (Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6509) Ancak taraflardan biri, diğer taraf ve ailesinin kişilik haklarını ihlal eden, haysiyet ve onurlarını zedeleyen bir davranışta bulunmuşsa, mağdur olan tarafa manevî tazminat talep hakkı doğar. Bu hak, İslam’ın, zararın giderilmesi bağlamında ortaya koyduğu ana ilkelere dayanmaktadır. (bk. Ebu Zehra, el- Ahvâlu’ş-Şahsiyye, 37; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6512) Öte yandan yalan beyanda bulunmak, hakikatleri çarpıtmak ve olmayanı olmuş gibi göstermek suretiyle tazminat talebinde bulunmak caiz değildir.

Nişanın Bozulması Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam dininde takı kullanımına belirli ölçü ve kurallar dâhilinde izin verilmiştir. Buna göre kadınların mahremiyet ve tesettür ölçülerine riayet etmek kaydıyla altın ve gümüş ile akik, yakut gibi kıymetli taşlardan yapılmış yüzük ve zînet eşyalarını takmaları; erkeklerin ise gümüş ile akik, yakut gibi kıymetli taşlardan yapılan yüzükleri kullanmaları caizdir. (Mevsılî, İhtiyâr, 4/159; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/360; Nevevî, Mecmû,4/464-466; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ, 2/236-237) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) demir, bakır, çelik vb. madenlerden imal edilen takı ve zînet eşyalarının kullanımını hoş görmediğine dair rivayetler mevcuttur. (Ebû Dâvûd, Hatem, 4 [4223]; Nesâî, Zînet, 46 [5195]; Tirmîzî, Libas, 43 [1785]) Bu rivayetlere binaen Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde tercih edilen görüşe göre demir, bakır vb. madenlerden yapılan takıları takmak mekruhtur. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/133; Mevsılî, İhtiyâr, 4/159; Desûkî, Hâşiye,1/63; Buhûtî, Keşşâfü’l-kınâ, 2/236-237) Şafiîler ise Hz. Peygamber’in, maddi imkânı olmayan birine, mehir olarak vermesi için “Haydi git, araştır ve demir bir yüzük de olsa bul getir.” (Buhârî, Nikâh, 32 [5121]) şeklindeki beyanı vb. delillerden hareketle, zikredilen madenlerden üretilen takıları takmayı mubah görmüşlerdir. (Nevevî, Mecmû, 4/465; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/586-587) Konuyla alakalı rivayetlerin farklılık göstermesi, doğrudan yasaklayıcı bir nass bulunmaması, Müslümanlar arasında söz konusu takıları kullanmanın yaygınlık kazanmış (umûmü’l-belvâ) olması ve bunun yadırganmaması sebebiyle demir, bakır, çelik vb. takıların kullanılmasının caiz olmadığı söylenemez. Ancak diğer ziynetlerde olduğu gibi bu nevi takıların da diğer dinlerin simgelerini içermemesi, israf ve gösterişten uzak olması ve sağlığa zararlı olmaması gerekir. Ayrıca bu hususta fıtratın muhafazasına özen gösterilmeli, karşı cinse benzememe prensibine de hassasiyetle dikkat edilmelidir.

Demir, bakır, çelik vb. takıların kullanılması caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam, çocukların fıtrat özellikleri çerçevesinde ve biyolojik cinsiyetlerine uygun olarak sağlıklı gelişimleri için onların mahremiyet eğitimine büyük önem vermiştir. Bu bağlamda çocukların belli bir yaşa geldiklerinde yataklarının ve odalarının ayrılması, mahremiyet bilinci kazanmaları ve cinsiyetlerine uygun olarak yetişkinlik dönemine geçişlerinin sağlanması bakımından önemlidir. Hadislerde çocukların yataklarının ayrılması ile ilgili yedi ve on yaşları üzerinde durulmaktadır. (bk. Ebû Dâvûd, Salât, 26 [495]; Bezzâr, el-Müsned, 9/329 [3885]; Dârekutnî, Sünen, 1/429 [886]; Hâkim, Müstedrek, 1/317 [721]) Bu hadisi şerifler, çocukların cinsiyetlerine ve biyolojik gelişim özelliklerine bağlı olarak 7-10 yaş arasında yataklarının ayrılması ve mahremiyet alanlarına riayet edilmesi gerektiğini göstermektedir. Ebeveynin çocuklarına karşı başta gelen sorumluluklarından biri, her bakımdan sağlıklı gelişimleri için gerekli tedbirleri almak, mahremiyet bilinci kazandırmak ve onları dinî hayata hazırlamaktır; belli bir yaşa geldiklerinde yataklarının ayrılması da bu kapsamdadır. Sonuç olarak çocukların cinsiyetleri ve gelişim süreçleri göz önünde bulundurularak yataklarının 7-10 yaş aralığında ayrılması gerekir. (bk. Tahtâvî, Hâşiye, 174; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/382; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/113-114; Karâfî, ez-Zahîra, 2/407, 13/316; İbn Müflih, el-Âdâbü’ş-şer‘iyye, 3/538) Öte yandan ailelerin, sosyo-ekonomik şartları doğrultusunda kız ve erkek çocukların odalarını da ayırmaları uygun olur.

Kız ve erkek çocukların odaları kaç yaşından sonra ayrılmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evli bir kadının başka bir erkekle evliliği haram olduğu gibi nikâhının sona ermesi halinde iddet süresini tamamlamadan başka bir erkekle evlenmesi de haramdır. Bu tür durumlarda yapılan nikâh geçersizdir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/98; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/280) Günümüzde boşanma davalarının zaman zaman birkaç yıl sürdüğü bilinmektedir. Bu süreçte evlilik bazen dinen sona ermiş olabilmektedir. Böyle bir durumda mahkemenin karar süreci hızlandırılmalı ve resmî boşanma bir an evvel gerçekleştirilmelidir. Zira muhtemel olumsuzluklara karşı tarafların şahsiyetlerinin ve haklarının korunması, toplumsal düzen ve ahlakın muhafazası açısından resmî olarak da boşanmanın sağlanması fevkalade önemlidir. Dinen evlilik sona erdiği halde karşı tarafa zarar vermek amacıyla boşanma davasında mahkeme sürecini uzatacak her türlü tutum ve davranış, kul hakkı ihlali olup büyük bir vebaldir. Netice itibarıyla evliliği dinen sona ermiş ve iddet süresini tamamlamış bir kadının, resmî boşanma gerçekleşmeden başka bir erkekle evlilik yapması, yersiz ve haksız ithamlara, dedikodulara, hak ihlallerine, toplumsal düzen ve ahlakın bozulmasına sebep olacağından caiz değildir.

Dinen evliliği sona ermiş bir kadın, resmen boşanmadan başka bir erkekle evleneb
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evliliğin sonlandırılması, kocanın şartlarına uygun boşama beyanında bulunmasıyla gerçekleşebileceği gibi boşanma davası açılması üzerine mahkemenin boşamaya hükmetmesiyle de gerçekleşebilir. (bk. Kâsânî, Bedâʾi‘, 2/326; Sâidî, Hâşiyetü’l-ʿadevî, 2/41, 93; Haraşî, el-Muhtasar Halil, 4/16; İbn Kudâme, el-Muğni, 7/563-564; Ebü’l-Ferec İbn Kudâme, eş-Şerḥu’l-kebîr, 8/55; Nevevî, el-Mecmûʿ, 17/333) Şayet koca, boşama beyanında bulunmuşsa beyan anından itibaren evlilik dinen sona erer ve iddet vb. hükümler işlemeye başlar. Ancak talak söz konusu olmadan mahkemede boşanma davası açılmışsa bu durumda evlilik, mahkemenin boşama kararının kesinleşmesiyle sona erer. Buna göre mahkemenin boşama kararına süresi içerisinde itiraz edilmemesi durumunda, itiraz süresinin dolmasıyla; itirazda bulunulması halinde ise hukukî süreçlerin tamamlanıp boşama kararının kesinleşmesiyle evlilik sona ermiş olur. Bu durumda boşanmaya dair iddet, nafaka vb. hükümler yargı kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Öte yandan boşanma davası açan eşin, dava sonuçlanmadan boşanma talebinden vazgeçmesi ve bunu mahkemeye bildirmesi durumunda dava düşer; eşlerin evlilik hayatı devam eder.

Boşanma davalarında dinen boşanma hangi aşamada gerçekleşir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.