Fetva Meclisi
Soru
Merhaba; öncelikle yaşadığım olayı anlatmak isterim. Annem ve abım yengem beraber oturuyorlar. Ramazan ayının son günlerinde kardesım askerden izne gelecekti. Annem aradı kardesın yarın gelecek akrabaları toplayacağım iftar yapalım hep beraber eşinle gelin dedi. Eşime söyledim izin vermedi bende anneme rahatsızlandığımı söyledim gelemeyeceğim dedım. Ama kendi kendimi yiyorum tabı nasıl olurda gidemem bir tek kız evladıyım anneme yardımcı olmam lazım. Bir yandan kardesım izne geliyor iftar bir yandan da bütün akrabalar teyzelerim yeğenler enısteler kızlar abımler falan bir 50 kısıye yakınız o bölgede bahcemız var bahcede iftar düzenlenecekti muthıs bir bereket. Eşim gece gidiyordu o hafta işe sonra annemde dedı kı ben anlamam butun cocuklarımı ben bir arada görmek istiyorum madem öyle nasıl olsa eşin akşam işe gidiyor sende iş çıkısı gelirsin dedi bir sekılde ikna etmeye çalıştım olmadı. Ertesı gun yanı kardesım gelecegı gun annemden telefon geldı kardesım havaalanından dogru senı almaya gelıcek dıye bende eşime soyledım gıdemezsın dedı. Bende inat ettim artık yanı daha dayanamadım bu kadarda olmaz dedım. Seviyor aslında ailemi ama bana çok bağlı hafta sonları birbirimizi pek görmüyoruz bayramı beraber karsılayalım dedı. Gene karşılayacaktık iftardan sonra geri dönecektim yok ınat ettı, surat astı konusmadı. Sonra kardesım geldi gece çalıştığı ıcın uyku arasında konustum esımle kardesımın geldıgını duydu çıkmadı odadan. Gittim bende söylendim durdum sonra cıktım odada pesımden geldı esım elini uzattı kardesım öyle bir sarıldı kı eşime bırak el uzatmayı enıstem gel sarılım dedi ama adamın inadı kırılmadı. Gene inat rızasını almadan çıktım evden gittim. Anne babanın yanına giderken eşten rıza alınması gerekıyormus babam yok kardesım yasına bıle gelmeden ben 3 yasındayken abım 8 yasındayken babam öldu. Annem hep yalnızdı bize çok bağlı bizde ona esımın aılesı öyle yetısmemıs babası içkici annesi içkici olmasa bile babasından aşağı degıl pek sorumsuz bır aıle. Ama şükür eşim öyle degıl aılesınde yasamadıklarının bir kısmını yasamak istiyor. Ama bazı huylarından sıyrılamıyor ınat gıbı. Günaha mı girdım rıza gostermedıgı halde gıttım. 1.5, 2 yıla yaklaşıyor evliyim hıc bir saygısızlık göstermedim oda bana gostermdı. Ta ki bu olay olana kadar pişmanlık duymuyorum gene olsa aynısını yaparım. Ama üzülüyorum helallik almam gerekir mı yada nasıl rıza alabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eşiniz, bu hususta haksız değil ama bunu babanıza annenize geniş bir sürece yayarak hazmettirmeniz gerekir. Onların da gönüllerini kırmamaya gayret etmelisiniz. Yavaş yavaş ikna edin. Meselâ ayrılmayı direk söylemek yerine haftada bir kere yemeğe çıkmayın. Bir iki ay sonra iki kere derken alışmalarını sağlayın. Yaşlıların bu tür istekleri bir tür tatmin içindir. Babalık hazzını yaşamak isterler. Onları da hoş görmek gerekir. Eşiniz de bir gün gelinlerine aynısını yapacak, onu unutmasın.
Selamünaleyküm. İşi bırak, anne babanın yanına dön. Seni sevdiğini söyleyene kırk gün süre ver, kırk günde evlenmezse onu sil. Evlenmek için yeni bir aday üzerinde araştır.
Selamünaleyküm. Durum sizin anlattığınız gibi ise babanızın isteğine cevap vermeniz gerekmez. Eşinizi de bu nedenle rahatsız etmemelisiniz.
Selamünaleyküm. Bu tavrıyla babanız sizin adınıza daha iyisini tercih etme tavrını gösteriyor ama engel olmuyor. Sorumluluk almam demek istiyor. Bu bir izindir. Evlenmenizde hiçbir sakınca yoktur. Diğer şartları kollayın.
Ailenize gönderdiklerinizi eşinize söylemek zorunda değilsiniz. Ayrıca bu konuları eşinize de açmayın; ailenizden bahsetmeyin. İlerideki hayallerinizi konuşun. Eşinizle daha iyi anlaştığınız ortak noktalar üzerinde sohbetler üzerinde odaklanın.
Selamünaleyküm. Gökler kadar geniş büyük bir hakikati bilmemiz gerekiyor. O hakikat de şudur: Allah Teala'nın seçip gönderdiği peygamberleri hariç, mükemmel insan yoktur. Düşen kalkan, yürüyen duran, uyuyan uyanan, ağlayan gülen insan vardır. Ebu Bekir de bu söze dahildir. Ali bin Ebi Talib de. Ben sizin anlattıklarınızda tehlikeli bir durum göremedim. Eğer inatlaşıp bildiğinizden vazgeçmez bir tip olsaydınız o tehlikeli idi. Bırakın Allah'ın sizi eğittiği mücadelede devam edin. Tehlikeli bir durum yok. Güzel devam ediyorsunuz. Moralinizi asla kırmayın. Ne eteğe takılın ne de insanlara. Göreceksiniz, bu günler tatlı bir hatıra olarak kalacak. Eşinizle ve çocuğunuzla tartışmadan, kavgaya zemin hazırlamadan yaşayın, yeter. Şeytan sizin yılmanızı, korkup bırakmanızı bekliyor. Sakın onu sevindirmeyin. Ezberinizin zayıflığı da önemli değil. Namaz kılacak kadar biliyorsunuz ya! Önemli olan, samimiyetiniz ve umudunuzdur. Heyecanınız sönmesin yeter. Sizi ve ailenizi tebrik ediyorum. Eşinize de selamlarımı iletiniz. Allah'a emanet olunuz.
asker konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Çok yabancı kavramları bir araya getirmeye çalışıyorsunuz. Hâlâ üzüleceğiniz bir durum yoktur, işinize bakın, farklı alanlarda hizmet gerekince onları yaparsınız. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm.Allah, sizi kendine davet ediyor, size kulluk lezzeti sunuyor; büyük bir ikram içindesiniz. Ne mutlu size!Kesinlikle örtünün. Bir kere o dönem inşaallah geçti. Ayrıca, göreceksiniz Allah sizi sınayacak ama yalnız bırakmayacak. Kalbiniz huzurlu olduktan sonra hangi eziyet sizi ezebilir? Eşiniz de siz de mutluluğu damarlarınıza kadar hissedeceksiniz. Endişelenmeyin, azimle devam edin yolunuza. Eşiniz de güzel bir medeni tavır göstermiş. Rızık derdiniz olmasın. Sizi tebrik ederim, Allah Teâlâ size cennet yolunu kolay kılsın.
Bu bir devlet uygulamasıdır. Size bunu devlet vermektedir. Devlete bakışınıza göre davranabilirsiniz. Faizi ve kendisi hakkında kalbiniz rahat etmiyorsa -ki, öyle olması takva olandır- o parayı alın ve bir vakfa bırakın. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Eşiniz, sizin istediğiniz yerde sizi beklemek zorundadır. Özel bir engel yoksa durum budur. Ne var ki size, bunu eşinizle tartışma konusu yapmamanızı tavsiye ederiz. Kadınlarla bu tür konularda yapılan tartışmalar bitmeyen kinlere dönüşüyor. Ortasını bulacak bir yöntem bulun. Altı ay şurada altı ay burada deyin. Allah'a emanet olunuz.
Mevcut durumumuz ve ortadaki isimler için kullandığınız kavramların ne kadar geçerli olacağı hiç şüphesiz tartışılabilir şeylerdir. Sizin kanaatlerinizi bir Mü'min olarak taşımamak mümkün değildir. Ancak hiç tartışılmayacak büyük bir kavram ise şudur: Bu bir fitnedir. Tam bir fitnedir. Fitne zamanında ve ortamında neler yapacağımıza bakmalıyız. Bunun için de şunu söyleyebiliriz: 1- Fitneden uzak kalmak ve uzak kalmak için gerekenlere dikkat etmek birinci işimiz olmalıdır. 2- Fitne bir yangındır. Yangının büyümemesi ve en kısa zamanda sönmesi için üzerimize bir şey düşüyorsa onu yapmak da o anın farzı olarak görevimizdir. 3- Böyle zamanlarda haber kaynaklarını çok dikkatli kullanmak, her söze ve her tepkiye itimat etmemek şarttır. 4- Ümmetimizin genelini ve yarınını düşünmeye mecburuz. 5- Fitnenin tam anlamı ile çözülmesi ne kadar zor ise yüzde yüz haklı olanını bulmak da o kadar zordur. Allah'a sığınmak gerekir. 6- Bu tür karışık durumlarda SEVAD-I A'ZAM'a uymak ölçü olmalıdır. Sevad-ı a'zam şu demektir: Eğer ortadaki fitneyi, haksızı belli bir fitne olarak görüyorsak, haklının yanında oluruz, haksızı hizaya gelmeye zorlarız. Kalbimiz bir tarafın haklılığına tatmin olmuyorsa ve her iki taraf da Mü'min ise yoğun olanının yanında dururuz. 7- Mevcut durumda Mü'min olmayanların ve imanla zıt kavramların müdafii olmamız gerekmiyor. Din olarak ve yaşadığımız toprağın insanı olarak varlığımızı müdafaa etmeye çalışırız. 8- Neyin ne olduğu konusundaki içtihat farklılıklarını ise bu fitne döneminde tartışmak yerine alenen küfür olmadıkça ortadaki konunun yorumlarında birbirimizi anlayışla karşılamamız gerekir. Allah yardımcımız olsun.
Farz namazlar için kerahat vakti yoktur. Muhakkak kılın, Allah Teala kabul etsin, yardımcınız olsun.