Fetva Meclisi
Soru
Ben din kültürü öğretmenliğini okuyan genç bir kızım. Bundan iki ay önce Allah yolunda cihat etmek için evlenmek istediğim, onun için niyet ettiğimiz insanı kaybettim. Adı Yunus’tu. Ne zaman hata etse gecelerce ağlardı, öyle biriydi. 25 yaşındaydı. Bizim evlenmemiz için birkaç engel vardı, onların tamam olmasını bekledik. Haram olduğumuzu biliyorduk. Bizi çok üzüyordu haramdan kurtulamamak, helal olamamak. Bir gün yatsıyı kılıp yatağına uzanınca ruhunu teslim etti. 58 gün oldu. Ben bir tek ona eşim diyebileceğime inandım, hala öyle düşünüyorum. İstiyorum ki İslam için cihat edeyim, mesleğimi edebimle yapayım, bir kız çocuğunu İslam ahlakıyla yetiştireyim... Velhasıl evlenmek istemiyorum. Hiç mi çıkar yolu yoktur muhterem hocam? Cennette onunla evlenmek isterim, ondan başkasıyla evlenirsem hem evlendiğim insana yazık olur hem de bana. Yardım edin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Kimseye bir şey anlatma! Bu senin birinci kanunun olsun. İkinci kanunun da şu olsun: Geçmişinde ne kadar açık ve yanlış varsa onu kapatacak kadar himmetli ve heyecanlı bir gayret içinde ol. Eşin olacak insana yakınlığın, fedakârlığın ve samimiyetin bunu oluşturmalı. İbadetlerin ve tevbene sadakatin, Kur'an okuyup amel etmen.. Bunları yap, şeytan seni geçmişine karşı endişelendiriyor tuzağı ile daha derin yaralara sevk etmesin!
Hoca hanım, Allah yardımcın olsun. Sen çocukların varlığını gerekçe görerek ayrılmamayı tercih ediyorsun ama ben sana çocuklardan daha önemli olan bir noktayı dikkate almanı tavsiye edeceğim: Huzurun ve kalp rahatlığın. Gitgide bu iki şeyi kaybetmen seni hasta edebilir. Elbette çocukların varlığı büyük bir değer ama kendisini yitirmiş bir anne o çocuklar için bir ağırlık oluşturmayacaktır ileriki dönemde. Bu pencereden ele al konuyu. Eşinin namaz kılmaması ve senin dine hizmetini hafif görmesi noktasından baktığımızda ise sen de çok iyi biliyorsun ki KÖKTEN NAMAZI İHMAL EDEN birinden ayrılmak bir kadın için yanlış bir boşanma talebi değildir. Tarif ettiğin, eşin namazla başlayan bir uçurumun kenarında duruyor. Konunun bu boyutunu onunla ciddi bir şekilde değerlendirmen belki onun için iyi bir tebliğ ve kendisine gelme sebebi olabilir. Allah işini kolay etsin, kalbine ferahlık versin.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Allah yardımcınız olsun. Şimdi bu durumda sizin üzerinize düşen, onun dediği gibi yapıp kendi başınıza doktora ve gidilmesi gereken yerlere gitmek olur. Zira siz, hatanızı itiraf ediyorsunuz ve kurtarmak istiyorum diyorsunuz. Sonunda kurtulmayacak olsa bile maazallah, siz onun iddiasını sonlandırmak için doktora da gidin, bakkala da gidin. Her yere gidin ve sonunda olumsuzluk çıkarsa maazallah, kalbiniz rahat eder ve huzur içinde olursunuz. Böyle yapmazsanız bir zaman sonra “keşkeler” sizi yiyip bitirebilir. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ateşle oynuyorsunuz. Bunun değil dinde insanlıkta bile yeri yoktur. Sakın bir kelime bile konuşmayın, kesin ilişkinizi. İnsanlık bu kadar sıfır seviyesine yakın olmamalıdır. Bu bir hata bile değil, ölümcül bir yanlış yapıyorsunuz. Sadece şunu düşünün: Sizin eşiniz olacak bir kadın bunu yapsa ne yapardınız?
Nikotin bandı vücuda nikotin verme mantığına dayanmaktadır. İğnedeki gibi olmasa bile vücuda bir şey sokulmaktadır. Oruca zarar vereceği yönü ağır bastığından oruçlu iken kullanılmaması tavsiye edilir.
Ağabeyinizin kendisine zekât verdiğinizi bilmesi gerekmez ve zekâtınızı hesapladıktan sonra onu dilimlere bölerek de verebilirsiniz.
Müslüman kendi devletine hıyanet içinde olmaz. Birinci sorunuzun cevabı budur. İkinci sorunuzun cevabı ise şu şekildedir: Müslüman, İslam'ın bir bölümünü alıp gerisini bırakmaz; bütününe talip olur. Hilafet ise hilafet, cihat ise cihat. Böyle olmayan Müslüman risk altındadır.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.
Yemin konusunda bir sakınca yoktur.