Fetva Meclisi
Soru
Babam tır şoförüydü, gençliğinden bu yana kredi çekip faize girerek kamyon ve tır alıp sattı. Birkaç gün önce emekliliğe ayrıldı. Elindeki tırını sattı. Ama faize bulaştığı için çok pişman bunun için sattığı paranın 50-60 bin TL kadarını dağıtmak istiyor. Bu doğru bir çözüm mü, başka bir yolu da var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Faiz gibi büyük bir günaha girmekten ötürü tevbe ve istiğfar etmek gerekir. Ardından da faiz olan miktarı bir yere sadaka niyet etmeden versin. İnşaallah akıbet hayrolur.
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.
Alınıp verilen faiz, büyük bir haram işlenmiş duruma getirir sahibini. İnşaallah daha sonraki kazançlar helal olur. Tevbe etmek, sürekli istiğfar etmek gerekir.
Aleykümselam. Babanız tevbe etmelidir. Tevbe, yaptığına pişman olmak ve bir daha yapmamaya azmetmektir. Önce tevbe etsin. Sizin ricanız üzerine 'tamam' demesini kastetmiyoruz. Pişman olması, rabbinden utanması ve 'ölsem bile tekrar yapmam' demesidir tevbesi. Böyle bir tevbe yapsın, istiğfar etsin yeter. Allah Ğafûr'dur Rahîm'dir, meraklanmayın.
Selamünaleyküm. Evinizde oturmasına oturun. Fakat iki şeyi yapmaya çalışın. Birincisi çok samimi tevbeler edin, istiğfar yapın. İkincisi de evi almanıza yarayan kredideki faiz oranını tespit edip onu bir gün, bütçenizden çıkarıp atmaya karar verin. Bu kararınızda da samimi olun. Tekrar bulaşmamaya azimli ve sebatlı olursanız inşallah mağfirete erersiniz. Allah'a emanet olun.
Önce, bu hatadan dolayı samimi bir tevbe ettiğinize kendinizi inandırın. Ardından da yenisine bulaşmamaya azminiz olsun. Faizli kredi ile elde ettiğiniz kısmı hesaplayıp bir kenara yazın. İlk fırsatta onu bir hayır kurumuna kısım kısım devretmeye karar verin. İnşallah dosyayı kapatmış olursunuz.
baba konusundaki diğer fetvalar
Babanız sizin anlattığınıza göre kazancına haram karıştırmaktadır. Haram karışması ise sofrasının tamamen haram olmasını gerektirmez. Yemeğini yiyebilirsiniz.
Muhakkak haramda kullanıyor diye biliyorsan eline para verme, ihtiyacı varsa onu gör. Bu bilgin kesin değil de zanla ise sözünü dinlemeyi tercih et.
Sana miras kaldığında baban gibi vebale girmiş olmazsın. O sana helal olur.
Babanın sana nafaka temin etmesi gereken yaşlarda iken nafakanı temin etmediği için sen de onun malından mesela ayakkabın yoktu da onu almak için çalıyordu isen şu anda yapman gereken bir şey yoktur. Baban zaten onu sana almak zorunda idi. Aksi bir durum varsa yani baban senin geçiminde bir eksiklik yapmıyordu ise senin onun malından alman çalmaktı. Bizzat babana veya o yoksa artık onun adına bir hayra aldığını tahmin ettiğin kadar sadaka ver.
Evli olma ihtiyacı insanın yaşı ile alakalı değildir. İnsan insan olarak erkek veya kadın evli olmaya meyillidir. Bazı insanların bu ihtiyacı normalin biraz üstünde olabilir. Bu şaşılacak bir durum olarak görülmemelidir. Evlenmek isteyen babayı evlendirmek Hanefi mezhebindeki bilinen görüşe göre evladı üzerinde bir farz olarak görülmemiştir ama diğer fukaha bunu farz olarak görmüşlerdir. Meseleye Hanefi fukahasının penceresinden baksak bile “baba rızasının önemi” açısından bakınca bile evladın gücü nispetinde bu talebi yerine getirmesinin gerekeceği anlaşılacaktır. Elbette böyle bir meselede babanın gerçek bir ihtiyacı bulunup bulunmadığına da bakılacaktır. Zira evlenmeyi kaldıramayacak durumdaki bir insanın evlenme istemesi anlamlı olmayacaktır. Babayı evlendirme ile alakalı evladın mecbur olması babanın bir mehir verecek durumda olmaması, evlenmeyi kaldıracak bir güce ve ihtiyaca sahip olması gibi şartlara da bağlıdır. Böyle bir durumda bilhassa erkek çocuklar evlendirmekten sorumlu olurlar. Evladın, duygusal nedenlerle veya mirasa ortak gelmesini istememeleri gibi basit bir nedenle babalarının isteğini geciktirmekle yanlış iş yapmış olurlar.
Ashab-ı kiramdan bize fetvaları intikal eden müçtehitlere, dört mezhep imamına göre Müslüman kâfir olan yakınının mirasına sahip olamaz. Din farkı miras almaya engeldir. Bazı fakihlere dayandırılan bir görüşe göre kâfir Müslümanlarla savaş durumunda olmayan bir kâfire Müslüman mirasçı olabilir. Bu fetva çağımızda bazı âlimlerce kullanılıyor olsa da delillere dayanması bakımından güçlü değildir.