Fetva Meclisi
Soru
Hocam bildiğim kadarıyla, ağaçlardaki veya mağaralardaki sakızların içinde zamanla sivrisinek veya karınca gibi küçük canlılar kalabiliyor. Aradan yıllar geçtikten sonra bu sakızlar sertleşerek fosilli kehribar taşına dönüşüyor. Günümüzde bu tür fosilli kehribar taşlarından yapılmış ve içinde böcek fosilleri görünen birçok tesbih satılıyor. Bu tespihleri kullanmak, özellikle içinde canlı kalıntıları olduğu için, dinen caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sorunuzun içeriği anlaşılamıyor, daha aydınlatıcı sorabilirseniz cevaplamaya çalışırız.
Selamünaleyküm. Allah'ı zikretmek, O'nu hatırlamaktır. O'nu her yerde hatırlamak zorunda olduğumuza göre de her yer zikir için uygun yerdir. Sadece pis mekânlarda dille zikir yapmayız. Her yerde her zaman zikir siyasetimiz olmalıdır. Eğer, 'şu kadar sayı' diye bir kayıtla tavsiye edilmiş bir zikir yapıyorsak o sayıya dikkat ederiz. Bunun için tespih de kullanabiliriz. Şart da değildir. Önemli olan sayıya riayet etmektir.
Tespihleri verin. Ardından para ile hepsini de alabilirsiniz. Veya parasız da gönüllü alsanız sakıncası yoktur.
Allah bu duyarlılığını artırsın, merhametle fıkhı bir arada düşünenlerden eylesin. Soruna birkaç başlıkla cevap vereceğim. Bu başlıkları birlikte düşünmeni istiyorum. 1. Hayvanları sırf süs eşyası veya ticari meta için öldürmek: Hayvanın eti, derisi, kemiği, dişi gibi parçalarından yararlanmak üzere ve yasal sınırlar içinde avlanması caizdir. Bu, fıtratın gereğidir ve İslam buna izin vermiştir. Kurban da bunun en açık örneğidir. Etinden, derisinden, kemiğinden, boynuzundan yahut dişinden faydalanmak üzere bir hayvanın kesilmesinde esasen bir beis yoktur. Bu konuda şu şartlara dikkat edilmelidir: İsraf veya sırf öldürme zevki için olmamalı, Yasal sınır ve düzenlemelere aykırı olmamalı, Hayvan nesli tükenme tehlikesi altında olmamalı. Buna göre bir gergedanı sadece boynuzu için, bir fili sadece dişi için öldürmek hem merhametsizlik hem de israftır. Bu da “malayani” kapsamında mekruh hatta tahrimen mekruh olur. Avlamak mubah olsa da niyet ve amaç haramsa, hüküm değişebilir. 2. Nesli tükenmekte olan hayvanların avlanması: Şeriatın temel ilkelerinden biri "zararı önlemek" ve "yeryüzünde bozgunculuk yapmamak"tır (Bakara sûresi 205. âyet). Bir hayvanın türü tehdit altındaysa, bu hayvanları avlamak, hele de zaruri olmayan tesbih, süs eşyası gibi lüks tüketim içinse haramdır. Bu, Allah’ın emanet ettiği yeryüzüne ihanet etmek demektir. Kur’an’da Firavun’un azgınlıklarından biri şöyle anlatılır: "Yeryüzünde bozgunculuk yapıyordu." (Kasas sûresi, 4. âyet) Bu bozgunculuğun bir boyutu da doğayı, canlıları ve türleri ifsat etmek olabilir. 3. Mevcut ürünlerin alım-satımı caiz midir? Fıkhen hayvanın derisi tabaklanmışsa, kemiği veya dişi temizse bu maddelerden yararlanmak caizdir. Ancak bu ürünlerin elde ediliş yolu haram ya da şüpheliyse (kaçak avcılık, nesli tehdit altına alma, israf vb.), Müslüman bunun ticaretinden ve teşvikinden uzak durmalıdır. Bu, doğrudan “maslahat temelli” fıkhın gereğidir. Hele ki bu ürünler zaruri değilse, uzak durmak evla değil, vebali azaltıcı bir davranış olur. 4. Tavsiye olarak ne yapılmalı? Bu tür ürünlerin alım-satımıyla uğraşan biriyseniz, helal yollardan elde edilip edilmediğini kesin bilmediğiniz sürece, böyle ürünlerden uzak durmanız en doğrusudur. Sırf gösteriş, süs, lüks için bir hayvanı öldürmek, İslam'ın ruhuyla bağdaşmaz. Müslüman, sadece kendisi için değil yaratılmış her canlının hayrını düşünmekle yükümlüdür. Emaneti israf etmek, tüketmek, neslini kurutmak bizim hakkımız değildir. Son söz olarak, bir hayvanı, sırf onun dişi süslü tesbihte güzel duracak diye öldürmek ne akla ne ahlâka ne de fıkha sığar.
Her iki konu hakkında da ashabı kiramın yaptıklarına dair açık ve sahih bir bir bilgi yoktur. Ancak günümüze kadar gelen bir silsile ile Müslümanlar arasında yapıla gelen gerek sesli zikir ve gerekse cemaatle topluca tesbihatı kavga konusu yapmanın yararı yoktur. Faydalı olduğunu düşünerek yapanlar arasında ulemadan da kimseler vardır. İhtilaflı konularda en doğru olan, Müslüman'ın hak bildiğini yapıp diğer kardeşinin yaptığını da tartışma konusu yapmamasıdır. Zira birbirimizle uğraşmakta yarar olmayan bir zamandayız. Yeter ki söz konusu olan şey Allah Teala'nın kati haramlarından biri olmasın. Allah'a emanet olun.
Mezarlıkta bulunan yaş ot ve ağaçları, bakım amaçlı olmadıkça yolmak ve kesmek mekruhtur. Zira buradaki yaş bitkiler kendilerine has bir şekilde Allah’ı zikretmektedirler. Bu zikir sebebiyle orada yatan müminlere, Allah Teâlâ’nın rahmet edip azaplarını hafifletmesi umulur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bir kabristanda bulunan iki kabir sahibinin azap içinde olduğunu anlamış, yanında bulunanlardan taze bir hurma dalı isteyerek, ikiye bölmüş ve her birini bir kabrin başına dikmiştir. “Ey Allah’ın Resûlü, niçin böyle yaptın?” diye sorulunca, “Umulur ki bunlar yaş kaldıkları sürece (azapları) hafifler.” (Buhârî, Vudû’, 56 [218]; Müslim, Tahâret, 111 [292]) buyurmuştur. Mezarlıkta zayi olacağından endişe edilen kuru ot ve ağaçların kesilip satılmasında bir sakınca yoktur. Bu satıştan elde edilen paranın kamu yararına kullanılması gerekir. Ayrıca mezarlıkta bulunan ağaçların meyveleri de yenilebilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye 1/166-167; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/245)
caiz konusundaki diğer fetvalar
Caiz olmaması "haram olması" anlamına gelebileceği gibi "yapılmaması daha doğru olan" anlamında da kullanılabilir. Bu konuda fetvayı verenin kastı önemlidir.
İşçi toplayıp organize eden bir şirket mantığı ile bunu yaptığınızda caiz olabilir. Sizin bir emeğiniz vardır ve bu emeğinizin karşılığı belirli bir ücrettir bu durumda. Bu arada bir hile ve yalan işin içinde karışmamalıdır. Yalanla helal bir arada durmaz.
Kesilen kurbandan yemek caizdir, yememek ise günah değildir, kurbana zararı yoktur. Kesilen kurbandan hediye vermek caizdir, vermeyen için de bir eksiklik yoktur. Bir miktarını sadaka olarak vermek gerekir şeklinde bir görüş varsa da kurbandan bir bölümünü sadaka olarak verme mecburiyeti yoktur.
Bir Müslüman insanın dinine ait değerleri dizi filmlerden öğrenmesi kadar sıradanlık olamaz. Filmlere göre din mi oluşacak? Filmler ne kadar hakikati yansıtıyor, ne kadar verilmek istenen mesaja göre yazılıyor? Sadece bu sorunun cevabı bile iyi bir idrak oluşturur. Haram dünyanın her yerinde bütün zamanlarda haramdır. Uzayda bile olsak dinimize göre yaşamayacak mıyız? Size tavsiyemiz şudur: Bir gram muhtemel bal için bir kilo zehir yemeyiniz.
Geçmiş olsun size. Bu durumlarda keyfi bir beklenti olmadığı için âlimlerimizden sigorta yapılabileceğine dair fetva veren vardır, yaptırabilirsiniz.
Cemaatle namaz bazı âlimlere göre farz düzeyinde kendi başına bir ibadettir. Kendi başına bir ibadet olması demek, namaz kılmakla bir emir yerine getirildiği gibi cemaatle kılındığında da ikinci bir emir yerine getiriliyor demektir. Dolayısıyla biz namazı cemaatle kılmayı namazın bir ilavesi gibi değil Allah’ın hususi bir emri gibi görmeliyiz. Cemaatle namazın genel olarak hükmü ise müekked bir sünnettir. Yerine getirildiğinde muazzam bir sevap elde edilir. İhmal edildiğinde yani namaz cemaatsiz kılındığında sevap kaybedilir ama namazın kendisine bir arıza gelmez. Bir tür bereket kaybedilmiş olur. Bazı engeller cemaate gitmemenin mazereti olabilir. Bu mazeretlerden biri mesela yoğun abdest sıkışıklığı olabilir. Etkili bir açlık ve sofranın hazır olması olabilir. Bu mazeretleri sıralama yerine şu iki kuralı ölçü alarak bu büyük emri tatbik edebiliriz: a- “Cemaate devam etmez, sadece cumaya gider” denecek şekildeki ihmal mü'min için çöküştür. Buna dikkat ederiz. b- Belli durumlarda namazı evde veya iş yerinde kılmak “cemaate gitmez adam” olmak değildir. Bu iki çizgi arasındaki denge ise kişinin imanı ve imanını pratiğe aktaran kimliği ile alakalı bir durumdur.