Fetva Meclisi
Soru
Ben geceleri uyanıyorum. Yataktan kalkarken su içme niyetiyle kalkıp uykum açılınca namaz kılıyorum. Burada nasıl bir psikolojide olmam lazım? Yataktan kalkarken namaz için kalkmış olmuyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu yaşadığın felaketten ders çıkarmalı ve yatsıyı kılmadan kesinlikle yatmamalısın. Zamanında uyuma ve uyanabilme tedbirlerini aldığın halde uyanamazsan sorumlu olmazsın. Aksi takdirde kendimizi kandırmayalım, sorumluyuz.
Tek kural olarak şunu bilin: Namazda veya başka bir ibadette niyet etmek, o niyeti sözle söylemek değildir. Niyet, ne yaptığını bilerek yapmaktır. Mesela siz, sabah namazı kılarken acaba niyet ettim mi diye tereddüt edemezsiniz ki! Gece yarısı yatağınızdan kalkıp seccadenin başına neden geçmiş olabilirsiniz? Elbette namaz için ve o da sabah namazıdır. Dolayısıyla tereddüt etmeniz veya etmemeniz namazı etkilemez. Bu durum sizin şeytan tarafından biraz daha oyalanmanız için ayarlanmaktadır. İbadetinizi yapmaya devam edin, hiçbir şey yok gibi davranın. Göreceksiniz kırk gün içinde biiznillah kurtulacaksınız. Yeter ki, şüpheyi, vesveseyi takmayın. Allah'a emanet olun.
Yatsı namazını kılıp yatmadıkça istediğini yapamazsın. Akşamları da az ve unsuz şeyler ye. İstemek yetmez gayret etmek gerekir.
Aleykümselam. Sabah namazından sonra tekrar yatmak günah değildir.
Sağlıklı yaşamak herkesin hedefidir ama zaman zaman hasta olabiliyoruz. Hastalık günlerimizde iyi olmaya özenle bakıyoruz ama hastayız da. İbadet hayatımızı da böyle değerlendirmeliyiz: Sürekli ve en iyi ibadetleri yapmak isteyeceğiz. Gevşeme olabilir, olduğu zaman ciddiyete doğru hızla yöneleceğiz ve arkadaki açığı da kapatacağız. Hayat budur, böyledir.
Bir psikologla durumu değerlendirip onun tavsiyeleri ile bize tekrar yazmalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İçtihad, Kur'an ve Sünnet'i daha iyi anlama gayretinin adıdır. Bu da kıyamete kadar bütün Müslümanların görevidir. İçtihad kapısını açan ve açık bırakan Allah Teala'dır. Allah'ın açtığı da açık kalır. İçtihad edecek kimse bulamamak başka şey, içtihada gerek yok diye düşünmek başka şeydir. Müslümanların uzun bir zamandan beri Ebu Hanife düzeyinde müçtehid yetiştiremedikleri doğrudur. Ancak bu bir daha yetiştiremeyeceklerini de belgelemez. Müslümanlar, en zeki çocuklarını Kur'an ve onun ilimlerine ayırma fedakârlığını göstermeleri halinde biiznillah Ebu Hanifeler hatta daha iyileri bile gelir. Şu dönemde içtihadın işlevini fıkıh konseyleri görmektedir ki evla olan da budur.
Vücuda dövme yaptırmayı, abdest ve gusülden ötürü yasak sayma yerine, Allah'ın yarattığı bedenimizde kalıcı bir değişiklik yapmanın caiz olmadığını bilmemiz gerekiyor. Dövmenin yasak olması da bundan dolayıdır. Bedene kalıcı değişiklik ancak, tıbbî bir nedenle olabilir. Arkadaşınızın kökleşmiş fikirlerini değiştirmeye çalışırken onu inat seviyesine getirmemeye de dikkat etmelisinz. Allah heva ve heves peşinde koşmaktan bizi korusun.
Devletin öğrenciye yaptığı çeşitli yardımları almanın uygun olacağı kanaatindeyim. O tür yardımları almak için evrak üzerinde bir hileye başvurulmadı ise herhangi bir geri ödemesi de gerekmez.
Çamaşırınızda bir ıslaklık görmedikçe şüphelenmeniz de gerekmez. İki üç kere baktığınız halde ıslaklık görmüyorsanız, şüphe ettiğinizde tekrar bakmayın bile. Böylece vesveseyi önlemiş olursunuz. Zira sizin, evlenene kadar bu durumunuz geçmeyebilir. Bir de kendinizi faziletli işlerle yoğun hale getirin aksi takdirde şeytan sizi iyi bir açıktan yakaladığını anlar ve rahat bırakmaz. Son olarak da, penisinizin ucuna küçük bir pamuk parçası koyabilirsiniz. Kısa bir süreliğine bunun da size faydası olur. Ama uzun süre bunu yapmayın. Allah'a emanet olunuz.
Suret bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceğine dair bilgi kaynağımız sahih hadisi şeriflerdir. Herhangi bir âlimin içtihadı veya benzeri tartışılabilecek bir bilgi değildir. Ancak 'SURET'in ne olduğu konusunda ulemamızın farklı görüşleri vardır. Büyük bir bölümü bunu bildiğimiz resmin her çeşidi olarak anladığı gibi bazı muasır âlimler de heykelcik şeklinde olan suretin haram suret olduğunu söylemektedir. Onların anlayışına göre de bizim RESİM olarak tarif ettiklerimiz bu yasağa girmemektedir. Özetleyecek olursak resim konusunda şu ilkelere dikkat etmeliyiz: a- Zorunluluk olmadıkça evlerimizin, işyerlerimizin duvarlarına insan ve hayvan resmi asmamalıyız. İnsan ve hayvan resmi dışındaki resimler için bir yasak yoktur. b- Eğitim, öğretim maksatlı resimler için bir zaruret varlığı söylenebilir. Çizgi filmler de buna dahildir. c- Özellikle heykelcik şeklini alan oyuncakların ve benzeri malzemenin bu ihtilafa girmediğini, onları kullanmaktan sakınmak gerektiğini bilelim. d- Yasak olan resmin teknik boyutu şöyledir: Elimizdeki resim, o canlının yaşayabilecek hali olmalıdır. Mesela kafası kopuk bir resim veya Mekke'de namaz kılan cemaatin toplu görüntüsü gibi bir iki metre mesafeden bakıldığında erkek mi kadın mı olduğu anlaşılamayacak kadar küçük resim gibi...
Böyle bir görüşü caizlik listesinde gösterebilecek eski fetvalar bulunabilir. Artık dünyanın hiçbir yerinde 'sadece Müslüman, sadece kâfir yaşıyor' dememiz mümkün değildir. Küçücük bir dünyada karma bir hayat yaşıyoruz. Hristiyan bir mahallede yemek yiyen bir Müslüman görebiliriz. Haramların etrafında dolaşmanın tehlikesine dikkat etmeliyiz.