Fetva Meclisi
Soru
İçtihad kapısı kapalı mıdır? 'İçtihad yapacak kimsenin taşıması gereken şartları taşıyan alim, müctehid yok, bunun için yanlışlar meydana gelir' diyerek içtihad kapısı kapalıdır tezi doğru mudur? Yoksa iş 'ehliyet' noktasında mı düğümleniyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Meseleyi Caferi veya Sünni gözüyle ele almayın, hata edersiniz. Bizim mezhebimiz dinimizden büyük olamaz. Önce Müslüman olmamız yeterlidir. Evleneceğiniz kişiye şunu sorun: - İman esaslarında bir sıkıntı var mı? - Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhüma, bu ümmetin birinci ve ikinci büyüğü müdür, değil midir? - Namaz beş vakit midir, değil midir? - Sizin abdest alırken ayaklarınızı yıkamanıza müdahale edecek midir etmeyecek midir? Bunlarda bir sorun yoksa mezhebinin adına bakmayın evlenin. Bunlarda sorun varsa evlenmeyi tekrar tekrar düşünün. Muhakkak evlenecekseniz de onu siz bilirsiniz. İki vakit namazı yok saymaya değer mi sizin evliliğiniz, onu siz bilirsiniz!
Selamünaleyküm. Bu Ümmet'ten on kişinin ne hâlde olduğunu kesin bir şekilde biliyoruz. O on kişi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin garantisi ile cennettedir. Onların dışında kim olursa olsun herkes için söylenebilecek en ideal söz 'inşaallah iyidir, iyi gitmiştir' şeklindedir. Daha ilerisini konuşmak hatadır. Sadece, bize göre daha açık işaretler bulundukça daha umutlu konuşuruz o kadar. Zikrettiğiniz isimlerin ne durumda olduğunu bilemeyiz. Eserlerini, işlerini izleriz. Sadece başkaları onların işlerinde tenkit edilecek yönler buldu diye onları kâfir sayamayız. İşleri hatalı insan olarak görebiliriz ama bu durum sadece onlar için değildir. İşi, kimin kim olduğunu tayin etmek olanlardan olmamanızı tavsiye ederim size. Sırat'ı geçmiş gibi konuşmak akıllık değildir. Biz kendi derdimize bakalım, daha iyi bir iş yapmış oluruz.
Selamünaleyküm. ‘Müçtehidin hatasını Allah’tan başkası bilemez’ sözü anladığınız gibi olamaz. O sözü şu şekilde anlamalıyız: Müçtehit eğer müçtehitlik vasıflarını taşıyarak bir içtihat yaptı ise onun yaptığı içtihadın, Allah’ın hükmüne isabette tam olup olmadığını yani hakkı temsil edip etmediğini biz bilemeyiz. Bunu kesin olarak Allah Teâlâ bilir.’ Böyle kesin bir doğrulama cetveli elimizde yoktur, olamaz da. Bu durumda da içtihat şatlarını barındıran müçtehitlerin içtihatlarını birbirine kırdırma gibi bir yetkimiz de olamaz. Sizin zikrettiğiniz örnekte, yanlışı ortaya çıkardığını söylüyorsunuz ama bir müçtehidin kanaatini, kendisi gibi birinin değerlendirmesi durumunda ortaya bir sonuç çıkabilir. Cümle güzelliği ve benzeri yüzeysel etkilerle hangisinin haklı olduğu üzerinde bir kanaat kullanılamaz. Bundan dolayı da bizim gibi avamdan birilerinin müçtehitler arasında mekik dokuması boş bir iş olur. Bir müçtehide, zahiren hatalı bir tutumu ortaya çıkmadıkça bağlı kalmak zorunlu olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Değerli kardeşim, Ben veya sen, bu ümmetin ne kadarıyız? Bu sorun ve sizin o soruna çözüm öneriniz olayın hacminin karşısında hacmi ne kadarıdır? Düşünmek, kavramak yeterli mi? Müslümanlar olarak şu içinde bulunduğumuz buhranları bir tek kadın ve evlilik başlığına indirgeyebilir miyiz? Bu ve benzeri sorulara sizin vereceğiniz cevaplar benim cevaplarımla hemen hemen aynı olacaktır zannederim. Benim sizden, sizin benden farklı düşünmeniz mümkün değildir. Şu var ki, bizim cevaplarımız mü'minlerin bedelini ödeyemeyeceği cevaplar olmamalıdır diye düşünüyoruz. Gösterdiğimiz hassasiyetimiz, önemli/öncelikli/zamanında olan olsun diye bir çizgi üzerinde yürümektedir. Hiçbir netice getirmeyecek konulara girmenin, onları izah etmenin makul bir yararını göremiyorum. Rabbim muinimiz olsun.
Selamünaleyküm. Kur'an'ı, Kur'an mealini okumamız gerektiği dosdoğru bir sözdür. Bu tür ince ayarları yapmak ise okuyanların değil, okuduğu ile içtihat edebileceklerin işidir. İçtihat edecek olan da zaten meal okuma ihtiyacında değildir. Güzeli gösterip yanlış karar verme örnekleridir bunlar. İslam'ı reddeden bir sistemin Mü'min olmadığı elbette doğrudur ama öyle bir sistemde 'papaza kızıp oruç bozmak' türünden refleksler de çocukçadır. Evvela mutedil bir ders grubuna katılın. Mutedilliğin ölçüsü de, sadece kendisini hak görme ve başkalarını dışlamama olmalıdır. İlmihal bilgisini öncelikli tutun. Cemaatle namazı ihmal etmeyin.
1- Bu hadisin sahih olmadığı kesindir. Aslının olmadığını söyleyenlerin yanında zayıf olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Zayıf olmasına rağmen, hüküm için olmamak kaydıyla örneklendirme yapmada kullanılabileceği söylenmiştir. Örneklendirme için kullanılma ile kastedilen de şudur: Zihin açma, fikir üretmeye yönlendirme seviyesinde kullanma. Söz konusu derste de bu maksatla kullanılmıştır. 2- Fıkıhta kullanılması ile akidede kullanılması arasında ise şu fark vardır: Fıkıh, içtihada açık bir ilimdir. Kıyas yapılır ve kıyas üzerinden yeni hükümler verilir. Bu hükümlerde de içtihat edenlerin içtihatlarına göre farklılıklar bulunabilir. Ancak akidede içtihat nasıl yapılacak? Akidenin çizgileri azaltılmamak ve çoğaltılmamak üzere sınırlandırılmıştır. İçtihat edilip imanın şartların yediye mi çıkarılacak ya da meleklere iman mı kaldırılacak? Akidede yapılacak bir içtihat, insanların iman mıdır küfür müdür üzerinden ihtilaf etmelerini doğurur ki böyle bir ihtilafta ne rahmet olur ne da maslahat. Bunun için akidenin esasında içtihat yoktur. Akideyi anlamada kullanılan kelam veya felsefe menşeli ek bilimler üzerinden içtihatlar yapılabilir ki o da dinin esası değildir. Allah ilminize ve amelinize bereket versin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bütün ibadetlerde esas olan niyetle o ibadeti yapmaktır. Niyet olmadan yapılan işin adı ibadet olmaz. Sizin durumunuzdaki birinin yaptığı da ibadettir. Çünkü uyurken şu saatte kalkıp namaz kılayım demek niyet olduğu gibi, kalkmışken namaz kılayım demek de bir niyettir. Kesinlikle bir fırsattır bu; asla kaçırmayın. Şeytan, 'böylesi olmaz!' vesvesesi ile sizi yıldırmaya çalışıyor. Yılmayın, damla damla da olsa biriktirin.
Vücuda dövme yaptırmayı, abdest ve gusülden ötürü yasak sayma yerine, Allah'ın yarattığı bedenimizde kalıcı bir değişiklik yapmanın caiz olmadığını bilmemiz gerekiyor. Dövmenin yasak olması da bundan dolayıdır. Bedene kalıcı değişiklik ancak, tıbbî bir nedenle olabilir. Arkadaşınızın kökleşmiş fikirlerini değiştirmeye çalışırken onu inat seviyesine getirmemeye de dikkat etmelisinz. Allah heva ve heves peşinde koşmaktan bizi korusun.
Devletin öğrenciye yaptığı çeşitli yardımları almanın uygun olacağı kanaatindeyim. O tür yardımları almak için evrak üzerinde bir hileye başvurulmadı ise herhangi bir geri ödemesi de gerekmez.
Suret bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceğine dair bilgi kaynağımız sahih hadisi şeriflerdir. Herhangi bir âlimin içtihadı veya benzeri tartışılabilecek bir bilgi değildir. Ancak 'SURET'in ne olduğu konusunda ulemamızın farklı görüşleri vardır. Büyük bir bölümü bunu bildiğimiz resmin her çeşidi olarak anladığı gibi bazı muasır âlimler de heykelcik şeklinde olan suretin haram suret olduğunu söylemektedir. Onların anlayışına göre de bizim RESİM olarak tarif ettiklerimiz bu yasağa girmemektedir. Özetleyecek olursak resim konusunda şu ilkelere dikkat etmeliyiz: a- Zorunluluk olmadıkça evlerimizin, işyerlerimizin duvarlarına insan ve hayvan resmi asmamalıyız. İnsan ve hayvan resmi dışındaki resimler için bir yasak yoktur. b- Eğitim, öğretim maksatlı resimler için bir zaruret varlığı söylenebilir. Çizgi filmler de buna dahildir. c- Özellikle heykelcik şeklini alan oyuncakların ve benzeri malzemenin bu ihtilafa girmediğini, onları kullanmaktan sakınmak gerektiğini bilelim. d- Yasak olan resmin teknik boyutu şöyledir: Elimizdeki resim, o canlının yaşayabilecek hali olmalıdır. Mesela kafası kopuk bir resim veya Mekke'de namaz kılan cemaatin toplu görüntüsü gibi bir iki metre mesafeden bakıldığında erkek mi kadın mı olduğu anlaşılamayacak kadar küçük resim gibi...
Çamaşırınızda bir ıslaklık görmedikçe şüphelenmeniz de gerekmez. İki üç kere baktığınız halde ıslaklık görmüyorsanız, şüphe ettiğinizde tekrar bakmayın bile. Böylece vesveseyi önlemiş olursunuz. Zira sizin, evlenene kadar bu durumunuz geçmeyebilir. Bir de kendinizi faziletli işlerle yoğun hale getirin aksi takdirde şeytan sizi iyi bir açıktan yakaladığını anlar ve rahat bırakmaz. Son olarak da, penisinizin ucuna küçük bir pamuk parçası koyabilirsiniz. Kısa bir süreliğine bunun da size faydası olur. Ama uzun süre bunu yapmayın. Allah'a emanet olunuz.
Kadının pantolon giymesi yasaktır şeklinde bir cümlenin içini doldurmak zordur. Size kabaca anlatabileceğim bir ölçü vereyim: Pantolon, kadının göbekle diz kapağı arasını teşhir ediyorsa tesettür dışıdır. Bu teşhirin erkek veya kadına karşı olması sonucu değiştirmez. Eğer bu teşhir oluşmuyorsa pantolon veya başka bir kıyafetin yasaklılığı yoktur. Allah'tan, fitneler döneminde ayağımızı sabit kılmasını dileriz.