Fetva Meclisi
Soru
Ben on iki saat çalışmaktayım. Akşam saat 19.00’da gidip sabah 09.30’da eve geliyorum. Parça parça uyuyamıyorum, yani ilk yattığımda ne kadar uyuduysam o, bir daha uyku tutmuyor. Hal böyleyken tabi gece uykusuzluk çekiyorum. Namazımın birini kazaya bıraksam olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, o namazları gün gün şeklinde kılması gerekmez. Vakit vakit kılabilir. Ne zaman fırsat bulursa o fırsatta bir, iki, üç ve daha fazla namazı kaza edebilir. Yalnız, Akşam namazına ve öğlen namazına bir saat kala ile güneş doğduktan sonraki bir saatte kılmaması daha doğrudur. Allah'a emanet olunuz.
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Selamünaleyküm. Hemen kaza etmek ve sonra da istiğfar etmekten başka yapacağınız bir şey yoktur.
Kaza namazı kılmanız belki geceyi ihya etmek olmaz ama sizin için kaza namazları bitene kadar en iyi ihya o olur. Allah kabul etsin.
Daha önce kaza namazı olmamış biri isen önce kazaları kılarsın. Daha önce beş vakitten fazla kazaya kalmış namazın oldu ise serbestsin, kazaları da kılabilirsin, vakit namazını da.
Selamünaleyküm. Şu 'namaz kazaya kaldı' ifadesini kullanmamaya çalışın. Mü'min, ölüm gibi bir neden olursa o zaman namazının kazaya kalmasını konuşabilir. İkinci olarak da kural şudur: Bir namazın vaktinin 13'te başladığını ve 17'de bittiğini kabul edelim. O namazı kılmak için yeterli süreyi de on dakika sayalım. Buna göre o namazı kılmak için son süre 16.50’den itibaren ki son on dakikadır. Namazın kazaya kalması veya kılınıp eda edilmesi o on dakika ile alakalıdır. Kazaya kalma, borç durumuna düşme o on dakika ile alakalıdır. O on dakika içinde mü'min seferi durumda ise namaz da seferi şartlarda kazaya kalmış demektir. Mukim durumda ise mukim şartlarda kazaya kalmıştır. Kaza ederken de nasıl kazaya kaldı ise öyle kaza edecektir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kadının cinsel organından veya erkek ya da kadının makattan kullandığı fitil, oruçlu iken bedene gıda ya da sıvı sokma yasağına ters düşmediği için orucu bozmaz. Muasır ulemanın bu husustaki içtihadı ile amel edilebilir.
Hacamat muhakkak yerine getirilmesi gereken bir sünnet olarak değil de gerektiği zamanda yapılması durumunda sünnet olan işlerden biri olarak görülmelidir. Bu noktadan ileri gitmenin de sakıncası vardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bağlantılı bir işi 'o zaman şu idi şimdi bu olmalı' tarzında rahatça irdelemek doğru olmaz. Ne yapmak mecburidir ne de yapanlar cihat gibi eşsiz bir iş yapmış olmaktadırlar. Hacamat mesela bir sakal sünneti ile aynı değildir. Buna göre değerlendirebiliriz.
Böyle bir mesleğin iki sakıncası var: Birincisi, fotoğrafın caiz olması hususunda kati bir caizlik belgesi yoktur yani şüpheli bir iş yapılmış oluyor. İkincisi de bakılması caiz olmayan yerleri teşhir ediyorsunuz, buna kadının saçı da dâhildir. O fotoğraf bakıldıkça siz de günaha ortak oluyorsunuz. O mesleği icra etmeyin, ahiretiniz için daha iyisini yapmış olursunuz.
Şöyle yapmanızı tavsiye edebiliriz size: Paranın faiz bulaşan bölümünü ayırın ve bir vakfa bırakın. Gerisini alıp kullanmanızda sakınca yoktur. Böylece dayınıza da iyilik etmiş olursunuz. Dayınızın bu husustaki vasiyetinin bir değeri yoktur, yok sayabilirsiniz o sözlerini.
Böyle bir din değildir dinimiz. Dinimizi bu kadar ucuz anlayışa kurban edemeyiz.
Beyan üzerine size ödeme yapılması, sizin verdiğiniz bilginin esas alınarak ödeme yapılması demektir. Verdiğiniz bilgi ile yaptığınız iş arasında fark olmasının adı yalandır. Yalan ile aldığınız bir para da size helal olmaz.