Fetva Meclisi
Soru
Hocam, dayımızdan abim ve bana yüklü miktarda para ve gayrimenkul kaldı. Abimin de benim de işlerimiz orta sınıf. İyi kötü çok şükür arabamız ve birer evimiz var. Dayımın parasına da çok mala da ihtiyacımız yok ama sıkıntı şu; dayımın bize bıraktığı mirasta helal kazandığı paraları yaşlılığında faize yatırdı ve faiz parası bulaştı bu paraya. Ölmeden önce abimle birlikte dayıma, ‘bu paraları medreselere ve bu tarz yerlere bağışlayalım’ dedik. Bize, ‘size hakkımı helal etmem bunu yaparsanız, bu parayı siz alıp işinizi büyüteceksiniz’ dedi. Dayımdan miras kaldı. Ben az olsun öz olsun ama helal olsun diyorum, abim de aynı şekilde düşünüyor. Bu parayı ne yapacağız hocam? Bu parayı bankadan dahi çekmek istemiyor faizden dolayı. Bu parayı fakir fukaraya dağıtsak gerçekten dayımın hakkına mı gireriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir insana miras yoluyla intikal eden maldaki haramlar, intikal yoluyla haramdan arınmış olmaz; o malı haram olarak oluşturan açısından vebal devam etmektedir. Malın kendisine intikal ettiği kişi açısından ise durum şöyledir: - Eğer gasp, hırsızlık gibi yollarla edinilmiş bir mal söz konusu ise o malı sahiplerine iade etmesi gerekir. Miras yoluyla intikal nedeniyle ona helal olmaz. - İntikal eden mal, faiz ve benzeri bir haram yoluyla elde edilmiş ise bu durumda, malın tamamının haramdan olması durumunda mü'min bir mirasçının o mala tenezzül etmemesi gerekir. İman ehli olmak budur. Eğer örneğinizde olduğu gibi, bankaya da giderek malını geliştiren biri ise miras bırakan, bu durumda elimizdeki intikal etmiş malın ne kadarının haramdan olduğunu bilmemiz mümkün olmayacaktır. Sadece 'çalışmasında haram da vardı' zannı ile bir insanın mirası reddedilmesi gerekmez. Belli bir miktarı, 'bu kadarı faizdendi' şeklinde bilebilecekseniz onu ayırıp sadaka olarak verebilirsiniz.
Evet, o malın size intikali sizin için tertemiz helale dönüşme nedeni olmayacaktır. Siz Müslüman olmayan kardeşlerinize de bırakmayın hissenize düşen o malı. Payınızı alın. Onu iyilik yapılacak kurumlara veya kişilere verin. Böylece en iyisini yapmış olursunuz.
Böyle bir durumda yapılması gerekenler şunlardır: -Eşine nasihat et, faizli bir kazançla hayat kurulmaması gerektiğini güzel dille anlat. -Kayınpederden miras kalan parada faiz olduğunu bilseniz bile onun tüm malı faizle kazanılmış sayılmaz. İçinde helal kazancı da olabilir. Bu kısım/anapara mirasçılar arasında paylaştırılabilir. Diğerleri sevap beklentisi olmadan ihtiyaç sahipleri arasında dağıtılır. -Paranın tamamı faizle kazanıldıysa ve bu kesin olarak biliniyorsa uzak durulması gerekir/alınmaz.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz kurumun helal gösterip haramı yapmadığına itimat ediyorsanız, o sistemle ev alabilirsiniz. Ayrıca bir bayan olarak erkeklerin ekonomik tutumlarını biraz daha rahat bırakmalısınız. Eşiniz imanı olan ve haram helal ölçülerini bilen biri ise onu rahat bırakın ki, o da size müdahale ihtiyacı, reddetme, cevap verme veya sizden gizleme ihtiyacı hissetmesin. Zamanımızda yaygınlaşan 'ev edinme putu' başımıza huzursuzluktan başka bir şey getirmiyor. Ben kirada oturan iş adamları biliyorum. Pek de zenginler. Hayata daha esnek bakın. Burası cennet değil!
Miras, kitabımız Kur'an'ın kesin çizgilerini çizdiği kurallarla belirlenmiş bir sistemdir. Kesinlikle bireysel davranışlar caiz olmaz. Allah herkesin hakkını belirlemiştir. Babanız öldükten sonra, abilerinizin kendi şahıslarına ait olduğunu ispat ettikleri bölümler dışında bütün mal paylaşılacaktır. Anneniz yaşıyorsa o da pay alacaktır. Sizin hakkınıza düşen bölümü istemeniz ne ayıptır ne de günahtır. Sılayı rahim bahane edilerek de hakkın zayi edilmesi doğru olmaz. Malınızı isteyin, kardeşlik hukukunuzu da devam ettirin. Zor ama gerekli olan budur. Eğer İslam'a göre bir taksime razı olurlarsa ona davet edin. Olmazsa bir hukuk yolu ile hakkınıza düşeni alın. Ama dikkat edin; haklı iken haksız duruma düşecek kaba hareketlere tevessül etmeyin. Geri dönülmeyecek sözler sarfetmeyin. Allah'a emanet olun.
Faizle çalışan bir bankada memur olabilmek için aç/açık kalmak gerekir. Ekmek bulamayanın karnını doyurmak için orada çalışmasına izin verilebilir. Size yöntem ve hile gösteren ise bir nevi züğürt tesellisi yapmış. Asla doğru değil bu sözler. Faiz bir cinayettir. Mü'min için kabul edilebilir yanı yoktur. Allah’a güvenin, rızkınızı başka bir yerde arayın, bulunca da çıkın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hacamat muhakkak yerine getirilmesi gereken bir sünnet olarak değil de gerektiği zamanda yapılması durumunda sünnet olan işlerden biri olarak görülmelidir. Bu noktadan ileri gitmenin de sakıncası vardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bağlantılı bir işi 'o zaman şu idi şimdi bu olmalı' tarzında rahatça irdelemek doğru olmaz. Ne yapmak mecburidir ne de yapanlar cihat gibi eşsiz bir iş yapmış olmaktadırlar. Hacamat mesela bir sakal sünneti ile aynı değildir. Buna göre değerlendirebiliriz.
Kadının cinsel organından veya erkek ya da kadının makattan kullandığı fitil, oruçlu iken bedene gıda ya da sıvı sokma yasağına ters düşmediği için orucu bozmaz. Muasır ulemanın bu husustaki içtihadı ile amel edilebilir.
Bir kere böyle bir çalışma tarzının bünyene ne tür etkisi var bunu muhakkak bir doktorla görüşmelisin, ihmal etme. Namaz hususunda bile bile kazaya bırakmak olmaz, uyuya kaldığında sorun yok kaza edersin ama uyanmamak üzere yatmak olmaz.
Akıntı ile alakalı bu sitedeki 'bayanların akıntısı' cevabını okuyun. Bunun haricinde sizi özürlü duruma geçiren bir akmadan söz ediyorsanız, zaten özürlüsünüz. Akıntı olsa da namazınızda sakınca olmaz.
Böyle bir mesleğin iki sakıncası var: Birincisi, fotoğrafın caiz olması hususunda kati bir caizlik belgesi yoktur yani şüpheli bir iş yapılmış oluyor. İkincisi de bakılması caiz olmayan yerleri teşhir ediyorsunuz, buna kadının saçı da dâhildir. O fotoğraf bakıldıkça siz de günaha ortak oluyorsunuz. O mesleği icra etmeyin, ahiretiniz için daha iyisini yapmış olursunuz.
Özellikle dikkat çekmek için göze müdahale etmenin sakıncası bellidir. Bunun dışında göz bakımı denebilecek uygulamalar için avreti teşhir demeyiz.