Fetva Meclisi
Soru
Gıdalar ve ilaçlarda helal olmanın ölçüleri nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Bütün mü'minlerin helal gıda diye bir sorunu vardır. Ne yazık ki pek çok aile buna yeterli alakayı gösterememektedir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size tavsiyemiz şudur: Sizinle bu konuda tartışacak, aranızda gerginlik çıkaracak ortamlar ve kişilerden uzak duracaksınız. Haram olanlar ve şüpheli olanlar diye iki liste çıkarmalısınız. Haram olanlardan kesinlikle uzak duracaksınız. Şüphelileri ise yer yer esnetebilirsiniz ve esnetin de. Kendiniz için taviz vermez belirttiğiniz ortamlar gibi ortamlarda ise biraz daha tavizli olursunuz şüphelilerde. Sorunun bir tür vesveseye ve farklılık göstermeye yarayan bağnazlığa kaymamasına dikkat ediniz. Neticede dinimiz için bir iş yapıyoruz ama kaş yaparken göz çıkarmayı da kabul edemeyiz. Allah yardımcımız olsun.
Genel kural şöyledir: İnsan sağlığına zarar verenin tüketilmesi haramdır. Kendisi sağlığa zararlı olmayan ama katkı maddeleri yüzünden veya başka bir sebeple zarar veren maddeler için ise bu kural geçerli değildir. Mesela tarım ilaçları böyledir. Yasak olan ilaçlama yüzünden sakıncalı duruma gelen gıdadır, gıdanın aslı değildir. Aynı şey un, şeker, çay, kahve için de geçerlidir. Bunlar haram değildir. Çok tüketildiğinde ya da kişideki belli bir hastalık sebebiyle doktorun yasaklaması veya sınır getirmesi durumunda sakıncalı hale gelir.
Selamünaleyküm. Peynir helal ise helalin bütün türevleri de helal olur. Ortaya çıkan şeyin insan sağlığı açısından sakıncası olmuyorsa ve alkollenme gibi bir harama dönüşme söz konusu değilse söz konusu şey helaldir.Mevzu ettiğiniz nesnenin ne amaçlı tüketildiğini bilmediğimiz için size böyle genel bir cevap verdik. Allah'a emanet olun.
Bir hastalığın tedavisi için helal olan başka maddelerden elde edilmiş bir ilaç henüz üretilmemiş ya da üretilen bu ilaca ulaşma imkânı yok ise haram olan bir maddenin veya bundan üretilen bir ilacın, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman bir doktor tarafından tavsiye edilmesi hâlinde, kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur. Çünkü “Zaruretler yasakları mubah kılar.” (Mecelle, md. 21) Zaruret ortadan kalkar ve başka helal maddelerden yapılan ilaçlar bulunursa, o zaman helal olanları kullanmak gerekir. Çünkü “Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.” (Mecelle, md. 22)
Evet, gıda konusunda iki uç noktada gezindiğimizi inkâr edemeyiz. Bir kısmımız her ne satılıyorsa bakkalda onu yemekte sakınca bulmazken bir kısmımız da her şeyi şüpheli veya yasak gözüyle görebilmektedir. Konunun hassasiyetini tartışmaya gerek yoktur, gıda hassastır. Zira gıda sağlıktır ve dindir. İnsan, dünya toprağına yerleştiği zamandan beri bir gıda mücadelesi içindedir. Dinimiz bize, “cesedinin de sende hakkı vardır” diye ikaz etmiştir. İnsan, toprağı işleyebildiği kadar yaşama zevki bulmuştur. Medeniyetler toprağın kullanılabildiği yani ziraat yapılabilen yerlerde oluşmuştur. Dinimiz insanlara: -Çalışmalarını, -Helal ve temizi bulmalarını, -Tüketimde itidalli olmalarını, -Savurganlık ve israftan kaçınmalarını temel kurallar olarak belirlemiştir. Şu da bilinmelidir ki, insanın gücünü aşan hususlarda dinimizin bir zaruretler ortamı oluşturduğu da unutulmamalıdır. Böyle bir ortamın oluşmasına örnek olabilecek şu ilkeleri zikredebiliriz: 1- Gıda konusunda hassas olmamız kadar mü'min olmamızın gereği olacak ne olabilir? Kesinlikle dikkat edeceğiz gıdamıza. Allah’a kulluk için ayakta tuttuğumuz bedenler gıda ile aktif olabiliyor. İnsan olarak kaderimiz gıdaya mahkûm olmaya dayalıdır. Hastalıkların önemli bir bölümü gıda kaynaklıdır. İbadetlerin kabulü açısından da gıdanın etkisi yüksektir. “Temiz ve Helal” gıda tüketmek Allah’ın emridir. Gıda canlı hayatın temelidir. Ölmüş hayvan, kan, domuz, leş yiyen hayvanlar gibi belli gıda çeşitlerinin yasaklanması insan sağlığı ile esastan alakalıdır. 2- Mü'min birey ve mü'min aile güçlü olmalıdır. Bu güç için de gıda gereklidir. Bizim güçten anladığımız sadece bedensel sağlık ve güç değildir. Düşüncede, akılda, psikolojide, duygusallıkta, sosyal yapıda ve bedensel yapıda güçlü mü'min olmak gerekir. Sadece beden gücü yeterli bir güç değildir. Allah, bütün bunlarda güçlü olan kullarını daha çok sevmektedir. 3- Kur'an’ımız, iman ehli olmayanların gücü ellerine aldıklarında tarımı berbat edeceklerini özellikle bize bildirmiştir. (Bakara suresi 205.ayet) Bu bir anlamda şuna işaret etmektedir: Mü'minlerin bu hayatı İslamlaştırma mücadelesi bir noktada da tarımın yani gıdanın mü'min ellerde ve mü'mince oluşturulması gerekir. Bugün gelişen teknoloji ile beraber genetik mühendisliği ile bitkilerin yapısı ile oynanmış ve herkesin geçici memnuniyetini sağlayan ama uzun sürede insan neslini çürümeye sevk eden bir sonuca gelinmiştir. Çevre bitkiler ve insan açısından kirlenmiştir. Yeni yeni zararlı böcekler, haşerat üremiştir. İnsanın oburluğunu ve doyumsuzluğunu yansıtan bir gösterge olarak bitki ve ürünü daha çok elde etmek için takviye ilaçlara yüklenilmiştir. Bu ilaçların insanı ve canlıları hangi akıbete sürüklediği ciddi bir şekilde konuşulmamaktadır bile. Gıdayı saklama süresini uzatmak için geliştirilen katkı maddelerinin sonucu bilinmemektedir, bilinse de elden bir şey gelmez gerekçesi ile avunulmaktadır. Renklendiriciler, ambalajlama taktikleri ise ayrı bir sorun olarak durmakta ve çözümsüz izlenimi vermektedir. Bu ambalajlardaki kimyasal etkileşim, uzun süreli beklemenin oluşturduğu risk sadece tartışılmakta ve sonunda herkes tarafından ihmal edilmektedir. Bütün bunlardan en başta yöneticiler sorumludurlar. İhmalkâr üretici ve dikkatsiz tüketici de kendi çapında sorumluluk taşımaktadır. 4- İnsanın maslahatı neyi gerektiriyorsa din onu emreder. Esas olan gıdanın mübah olmasıdır. Zarar ortaya çıkınca da yasak devreye girer. Bunun için domuz, kan, yırtıcı hayvanlar, pislik yiyenler haram kılınmıştır. 5- Bu konuda şu fıkıh ilkelerini dikkatten kaçırmamalıyız: İnsana zarar veren her şey yasaktır. Bir zararı o zararın aynısı ile gideremeyiz. Zararı önlemek bir fayda sağlamaktan daha önemlidir. Helal ve haram bir araya gelince önce haram konusuna bakarız. Daraldığımızda ve çare üretemediğimizde en az zararlıyı tercih ederiz. 6- Abdest için seçtiğimiz suda belli vasıflar aradığımız gibi tükettiğimiz gıdada da bazı vasıflar arayabilir olmalıyız. Yeni nesil bu ölçülerle eğitilmelidir. Siyasetçilerimiz seçim zamanlarında en azından önümüze geldiklerinde gıda konusunda onlara hesap sormasını bilmeliyiz. “Aldatan bizden değildir” kuralını unutan yanmıştır. Buna ziraat erbabından en uçtaki bakkala kadar herkes dâhildir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Haramları, bu sorunu çözmeye yardımcı olması bakımından şu şekilde tasnif etmemiz mümkündür: a- Haram olduğu kesin ve belli olanlar. Domuz ürünleri, alkol ve haksız bir şekilde elde edilen yiyecekler böyledir. Bunların yenmesi, içilmesi hiçbir şekilde caiz olmaz. Bu konuda da bir tereddüt yoktur zaten. b- Haram oluşu hakkında elimizde kesin bilgi bulunmayan ama şüphe ettiğimiz yiyecekler, içecekler... Bunları tüketmemeyi tercih etmeliyiz. Genel tavrımız tüketmemek yönünde olmalıdır. Aile fertlerini de bu yönde eğitmeliyiz. Yalnız elimizde haram olduğu konusunda net bilgi bulunmayan yiyecek ve içecekleri, haramlığı kesin olan bir domuz ürünü gibi kabul etmemiz de mümkün değildir. Ortada bir şüphe varken kesin tavır koyamayız. Bugün ekmekten peynire pek çok gıda maddesi için geçerlidir bu. Çok inceleyecek olsak ekmekte bile zorlanabiliriz. Takva üzere olma adına vesveseye yol açmak da doğru değildir. Keyfilik ile titizlik arasında izlenebilir bir yöntem kullanmak gerekmektedir.
gıda konusundaki diğer fetvalar
Şu şartlara dikkat ederek böyle bir iş yapabilirsiniz: 1- Tutacağınız hayvanlar için gıda, sağlık olarak gerekenleri temin edeceksiniz. Her hayvanın tabii olarak yaşadığı ortamın asgari imkânlarını sağlamış olacaksınız. 2- Hayvanlar sizin mekânınızda eziyet görmeyecekler, seyircilerin zevk alması onların eziyet görmesi ile olmayacak. 3- Yavrulayan hayvanları vaktinden önce yavrularından ayırmayacaksınız. 4- Böyle bir iş devam etsin diye israf yapmış olmayacaksınız. 5- Ziyaretçilerin hayvanları, hayvanların ziyaretçilere zarar vermesine karşı yeterli tedbiri almış olacaksınız.
Çağın getirdiği bu tür teknolojiler esasen Allah’ın birer nimetidir. İnsan bu nimeti sınırsız ve sorumsuz kullandığında sorunlar çıkmaktadır. Şu ana kadar bu teknoloji ile üretilen gıdaların insana zarar vermeyeceği ispat edilememiştir. Daha açıkçası insana verdiği zararın boyutu hesaplanamamıştır. Bazı iddialara göre insan soyu üzerinde kirli emeller taşıdığı da bulunmaktadır. Bu sebeple bu tür gıdaların aç kalma gibi bir risk bulunmadıkça tüketmemenin tercih edilmesi doğru olandır. İnsanoğlu daha verimli ve daha sağlıklı gıda arayışını sürdürmelidir ama bunu insana rağmen yapmamalıdır.
Nanoteknoloji henüz yeni gündemimize giriyor. Doğrusu bu konuda benim geniş bir bilgim olmadığı gibi fıkıh penceresinden nasıl görüldüğüne dair de yoğun bir çalışmaya ulaşamadım. Size vereceğim cevap hazırlık aşamasındaki bir çalışmanın cevabı gibi olacaktır. Allah yardımcımız olsun. Âmîn. Nanoteknoloji kullanılan bir tarım; Uzun dönemde de olsa insan sağlığına zarar vermiyorsa, Allah’ın yarattığı tarz değiştirilmiyor, bir oyun mantığı üzerinden işlem yapılmıyorsa, Bu çalışmanın sonucunda haram olacak bir ürün üretilmiyorsa yapılan iş ve elde edilen kazanç sakıncalı olmaz. Genel olarak bunu söyleyebilirim. Ancak bu teknoloji geliştikçe ortaya çıkacak sonuçlar, insana kazandırdıkları ve kaybettirdikleri üzerinde yapılacak bilimsel çalışmalar dinen nasıl görülmesi gerektiğine de ışık tutacaktır. Öyle veya böyle şu ana kadar kullanılan ölçüm birimlerini gözle izlenemeyecek kadar ince ayrıntılara taşıyan bu teknoloji inşaallah insanlığa daha geniş ufuklar açar ve insanlığın kökünü kazıyacak akıbetlere sebep olmaz. Zira gelişen teknolojiyi her şeyden ve herkesten önce o gelişmeden kim ne kazanacak mantığı istila etmektedir. Para kazanma hırsının Allah’ın mükerrem mahlûku insana hizmet etmenin çok çok ilerisinde durduğunu ne yazık ki bugüne kadarki gelişmelerde neredeyse istisnası olmayacak kadarı ile izledik. Keşke insanilik boyutu teknolojide öncelik olabilse idi. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın.
İlaç gibi zorunlu alanlar dışında helal olmayan hayvanların kullanıldığı ürünleri tüketmek caiz olmaz.
Bu tıbbî bir konudur. İnsan sağlığına zarar veren bir yiyecek yenemez, caiz değildir. Doktorun şu kadar veya şöyle bir yanık yenemez, yenirse sağlığa zararlı olur dediği şey caiz olmaz. Bu caiz olmama da doktorun 'zararlı' dediği orana göre mekruh veya haram olur. Basit bir sakınca görüyorsa mekruh deriz. Ağır bir zarardan söz ediyorsa duruma göre haram diyebiliriz.