Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz bir grup arkadaş Nanoteknoloji kullanarak tarım yapma planlaması içindeyiz. Bu teknolojinin tarımda kullanılması dinimiz açısından sakıncalı günah bir iş olur mu, kazancımızın helal olmasına zarar verir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
1953 yılında genetik bilimi çalışmaları keşfedildiğinden beri hızlı bir şekilde teknoloji bahçemize/tarlamıza girmiştir. Derin sonuçlarına bakmadan çiftçi ve tüketici bu gelişmeden mutlu olmuştur. Bol ve ucuz ürün göz kamaştırmıştır. Küçücük kabaklar bir kişinin kaldıramayacağı kaya kadar olmuştur. Parmak kadar salatalık yetiştirilen tarlalardan keser sapı gibi salatalıklar getirilmiştir. Devletler de gelişmeleri elleri kolları bağlı gibi izlemişlerdir. Gelinen noktada toprak zayıflamış, haşerat türleri artmış, ne olduğu bilinmeyen bir mecraya sürüklenmiş tarım türü ortaya çıkmıştır. Bugün insanlık büyük bir nimet, o nimet çapında da bir musibet yağmuru altındadır adeta. Gelişen teknoloji tarımda da kendisini gösterince mucizevi denecek ürünler alınmaya başlandı. Teknoloji tarlaya girdi, biri yüz yaptı. Teknoloji tarlaya girdi dertli bir bereket getirdi. Bu yeni durum insanın midesini şişirdi ve israfa sürükledi. İnsan yediğinden fazlasını neredeyse israf eder oldu. Allah’a sığınır ve akıbetimizi hayır etmesini dileriz. “DNA’sı ile oynanmış bitkiler yiyecek olarak tüketilebilir mi?” sorusunun cevabı din adamlarından önce tıp adamlarından alınmalıdır. Allah Teâlâ’nın yarattığı nimetler içinde yasak olanlar sınırlıdır. Helal olanlar geneli oluşturacak kadar çoktur. İnsana zarar vermeyen şey ancak helal olabilir. Bu zarar da kısa veya uzun vadede aynı sonucu oluşturur. Bugün ne yazık ki, tükettiğimiz gıdaların bize ne verdiğini neyi götürdüğünü bilmekten bile mahrumuz. Manavlardaki görüntüler hele fiyatları düşükse gözümüzü kamaştırmaktadır. Daha fazla alabiliyor, gerekenden fazla yiyebiliyoruz. Şimdilik gündemimiz bu kadarla sınırlı kalmıştır. DNA’sı ile oynanmış bitkiler biyolojisi bozulmuş bir nesil getirmedi mi sorusunun cevabından herkes ürktüğü için gündemden uzak tutulduğunu zannediyoruz. Biz, hangi gıdaların genlerine müdahale edildikten sonra yenebileceği konusunda ilkelerimizi şöyle belirleyebiliriz: Uzun vadede bile olsa tüketildiğinde direkt olarak veya hayvanlar ve çevre yoluyla insana zarar vermiyorsa, İnsanlar bu eylemleri ile Allah’ın yaratmasına bir meydan okuma mantığı gütmüyorsa, DNA üzerindeki çalışmalar mesela domuz gibi kati ve tartışmasız bir haramla kaynaştırma nedeni olmuyorsa, Yeryüzü bitki ağını köklü bir değişiklikle etkileme gibi bir sonuca götürme riski yoksa genleri ile oynanmış bitkiler tüketilebilir. Bitki dünyasındaki gelişmeler insanlar için bir kanserojen tehdidi oluşturuyor şeklinde bir iddia yüksek sesle dillendirildiği hâlde buna karşı gözle görülebilir bir önlem de alınmış değildir. Bu çalışmalar, dünyanın parasına hükmeden güçlerin eli altında yürütüldüğü için söz konusu ürünlerin insana, hayvana, tabiata hangi zararları verdiği ciddi bir şekilde gündem bile yapılamıyor. Bizim, gübresinden üretilme tarzına kadar başta buğday olmak üzere hiçbir gıda hakkında din adına konuşma imkânımız olmuyor. Konuşulsa da etki alanımız yok denecek kadar küçülmüş durumdadır. Bu sorulara birinci dereceden muhatap tıp dünyası olmalıdır. Tıbbın “sakıncalı değil” dediği yenmelidir. Siyaset bunu kanunlaştırmalıdır. Fetva da bunun üzerine kurulu olmalıdır. Böyle bir sistem kurulana kadar da yiyebileceklerimizle yiyemeyeceklerimiz aynı sofrada karışık bir gıda anlayışımız ne yazık ki devam edecektir. Sadece bu konu bile aklımızı başımıza almamız için yeterli olmalı idi aslında. Hasbunellah…
Haklısınız, haramlar helalleri kuşatmış durumdadır. Kimin nasıl kazandığı ve ne yediği bilinmez olmuştur. Daha da vahimi artık helal kazanmak neredeyse mümkün değil diye inanılır olmuştur. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Size bu hususta şunları tavsiye edebiliriz: Biz ve çocuklarımız açısından daha korumalı ve daha takvaya yakın olanı tercih etmeyi ilke edineceğiz. Zamana ve ortama kapılmamayı prensip edineceğiz. Yine de bunun bir imtihan olduğunu, istememekle haramdan yüzde yüz kaçınamayabileceğimizi de bilecek ve buna göre planlamalarımız olacak. Çocuklarımızın haram/helal idrakinin zayıf kalmasına karşı tedbirli olacağız. Yine de kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir sonucun oluşmaması için denge siyasetini ihmal edemeyiz. Neticede biz bir toplumun parçasıyız ve gidebileceğimiz bir yer de yoktur. Bu toplumun içinde dinimizden taviz vermeden yaşayacağız. Kışa rağmen üşütmeden yaşamaya çalışmak gibi bir durumdur bu. Kazancında helallik sorunu bulunanlardan uzak kalmak isabetli olandır ancak özellikle Hanefi fukahasının bu husustaki çizgisinin KAZANCININ BÜTÜNÜ HARAM OLANLA, KAZANCINDA HARAM OLANIN AYNI TUTULMAYACAĞI ilkesi önemlidir. Yüzde yüz haram kazanıp yiyen birine mesafe koyacağız. Onun yemeğini yemeyecek, hediyesini almayacağız. Kazancına haram karışan için ise şu kural geçerlidir: Kazanılma yöntemi itibariyle haram olan bir şey kazanan için direkt haramdır ama ikinci kişi için o şekilde haram değildir. Örneklendirecek olursak, domuz her türlü herkese haramdır ama hileli bir ticaretten para kazananın kazandığı kendisine haram ikinci kişilere mesela misafirlerine haram değildir. Böyle bir planlama ile kendimizi korumaya devam edelim. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Ne yazık ki atsan atılmaz tutsan tutulmaz bir durumla karşı karşıyayız. Allah yardımcımız olsun. Boykot, fıkıhtan çok stratejik bir konu olarak görülmelidir. Küfre ve kafire karşı bir strateji oluşturmaya ne kadar muktedir olduğumuz ise ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Boykot yapmamız gereken işlerdendir ama sadece boykotla asıl yapmamız gerekeni beceremeyeceğimiz anlaşıldı. Bizim de sanayileşmemiz, bilim yolunda ilerlememiz hatta bunu ibadet heyecanı ile yapmamız boykottan daha öncelikli olmalıdır. Bu da ümmet adına hareket eden, nesil yetiştirme iddiasında olan partilerin, vakıfların, cemaatlerin yapacağı bir iştir. Umarım bu şuura kavuşmamız yakın olur. Birileri bu görevi üstleninceye kadar da biz bireyler olarak elimizden geldiği kadarını yapmaya gayret edeceğiz.
“Muhtemel zararları” üzerinden bir ticareti yok sayamayız. Alkol, domuz ürünü gibi açık haramlar söz konusu olmadıkça veya ticaretin ana sakıncalarına dikkat edildiği sürece belirttiğiniz iş yapılabilir. Allah yardımcınız olsun, sizi kaymaktan ve erimekten muhafaza buyursun.
Bizim bu sitedeki hizmetimiz bir devlet hizmeti değildir. Allah rızası için bilebildiğimizi, becerebildiğimizi kardeşlerimize aktarıyoruz. Her şeye cevap yetiştirmek görevimiz olmadığı gibi takatimiz da yoktur böyle bir işe. Becerebildiğimiz kadarını yapıyoruz. Eksiğimizi ve hatamızı kabul ederiz, daha iyisini yapmak için uğraşırız ama haddimizi bilmek zorundayız. Dua edin Rabbim daha iyisine muvaffak etsin.
Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.
gıda konusundaki diğer fetvalar
İlaç gibi zorunlu alanlar dışında helal olmayan hayvanların kullanıldığı ürünleri tüketmek caiz olmaz.
Çağın getirdiği bu tür teknolojiler esasen Allah’ın birer nimetidir. İnsan bu nimeti sınırsız ve sorumsuz kullandığında sorunlar çıkmaktadır. Şu ana kadar bu teknoloji ile üretilen gıdaların insana zarar vermeyeceği ispat edilememiştir. Daha açıkçası insana verdiği zararın boyutu hesaplanamamıştır. Bazı iddialara göre insan soyu üzerinde kirli emeller taşıdığı da bulunmaktadır. Bu sebeple bu tür gıdaların aç kalma gibi bir risk bulunmadıkça tüketmemenin tercih edilmesi doğru olandır. İnsanoğlu daha verimli ve daha sağlıklı gıda arayışını sürdürmelidir ama bunu insana rağmen yapmamalıdır.
Yasaklanmış gıdalar ve ilaçlarda: 1. İnsan sağlığı açısından sakıncalı bir durum olmamalıdır. 2. Aklı uyuşturan bir nesne olmamalıdır. 3. Necis olmamalıdır. 4. Tiksindirici bir şey olmamalıdır. 5. Yırtıcı hayvanlardan olmamalıdır. 6. Onu elde etme açısından haram bir nesne olmamalıdır.
Şu şartlara dikkat ederek böyle bir iş yapabilirsiniz: 1- Tutacağınız hayvanlar için gıda, sağlık olarak gerekenleri temin edeceksiniz. Her hayvanın tabii olarak yaşadığı ortamın asgari imkânlarını sağlamış olacaksınız. 2- Hayvanlar sizin mekânınızda eziyet görmeyecekler, seyircilerin zevk alması onların eziyet görmesi ile olmayacak. 3- Yavrulayan hayvanları vaktinden önce yavrularından ayırmayacaksınız. 4- Böyle bir iş devam etsin diye israf yapmış olmayacaksınız. 5- Ziyaretçilerin hayvanları, hayvanların ziyaretçilere zarar vermesine karşı yeterli tedbiri almış olacaksınız.
Bu tıbbî bir konudur. İnsan sağlığına zarar veren bir yiyecek yenemez, caiz değildir. Doktorun şu kadar veya şöyle bir yanık yenemez, yenirse sağlığa zararlı olur dediği şey caiz olmaz. Bu caiz olmama da doktorun 'zararlı' dediği orana göre mekruh veya haram olur. Basit bir sakınca görüyorsa mekruh deriz. Ağır bir zarardan söz ediyorsa duruma göre haram diyebiliriz.