Fetva Meclisi
Soru
Daha önce 7. kattan atlamış, bipolar duygudurum bozukluğu olan bir insan hakkında “eşcinsel diyemem ama kendi şahsi telefonuyla yetişkin sitelere giriyor” diye, kesinlikle kimseye sözlü veya fiili anlamda zararı olmayan ve bu durumunu gizleyen bu kişi, fitneci insanlar tarafından psikolojik baskı ve mobbing ile işinden edildi. Daha sonra başka bir işe girdi, ancak yine aynı şekilde bu kişiyi rezil ederek o işinden de olmasına sebep oldular. Bunun dinen hükmü nedir? (Bu kişi kesinlikle kimseye zararı olmayan, iyimser, faydalı, herkese saygılı bir Müslümandır ve bipolardır.)
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’ın haram ettiği ve temiz insan fıtratının çirkin gördüğü işleri yapanların yaptıklarını kendilerinin veya başkalarının gizlemesi bir din ilkesidir. Dinimiz çirkinliklerin Müslüman bir toplumda yapılması ve yayılmasına karşı tedbirler getirmiştir. Müslüman bir toplumda işlenen bir haram ve o haramın gündem olması çok farklı şeyler değildir. Bugün yaşadığımız toplumlarda haramların güç kazanmış olması, kimi zamanlarda haram ve çirkinliklerin temiz işlerden daha değerli gibi gösterilmesi sonucu birdenbire oluşmamıştır. Önce işlenmesine ses çıkarılmaması ardından da yerilmek için bile olsa teşhir edilmesi bir nevi reklamının yapılır olmasını sağlamıştır. Konuşula konuşula benimsenmesine yol açılmış oldu. Çirkin ve ayıp iken ona da yer verilebilir bir hava oluşmuştur. Dinimizin emri insanın kendisini kötülükleri ile teşhir etmemesidir. Mü'min de diğer mü'mini teşhir etmeyecektir. Bu nedenle fakihler cezası olan bir suçu işleyeni görenin şahitlik yapması caiz olduğu gibi kul hakkı üzerine olmayan konularda örtmesinin daha değerli olacağını söylemişlerdir. İşlenmiş haramların gizlenmemesi, Allah’a karşı cüretin zamana yayılmış şekliyle de olsa güçlenmesi demektir. Bir başka risk de teşhirle beraber insanlardaki hayânın erimesidir. Hayânın eridiği bir toplumda ezanların yükselmesi o toplumu ahlâk ve dininde sabit bir toplum yapmaya yetmeyecektir. Bir zaman sonra insanların işledikleri günahları bir övgü vesilesi gibi anlattıklarına şahit olunabilmektedir. Çok önemli bir husus da şudur: İnsanın işlediği günahın gizli kalması tevbe edip kendini düzeltmesi için daha uygun bir ortamdır. Günahı teşhir olmuş biri için tevbe uzak daldaki bir meyve gibi kalabilir. Şeytanın bir günahın daha fazla yayılması için uğraştığı bu dünyada bizim hedefimizin günahların hiç işlenmemesi olsa da bari bir günah daha az bilinsin olması gerekiyor. Bu yüzden de Müslüman’ın hatasını örtmeye büyük bir sevap vaat edilmiştir. İnsanların gizli hatalarını araştırıp bulmak kişilik zafiyeti olarak görülmüştür. Günahların konuşulması ve teşhirinde sakınca görmemek, bir dini zafiyettir. Maslahat ve mefsedet yani kâr zarar dengesi bilmemektir. Hataların teşhiri ile uğraşmak, kindarlık, hırs, rekabetten sıyrılamama, başkaları üzerinden yükselme ve acelecilik gibi zafiyetlerin beslediği tutumlardır. İnsanların hatalarını teşhir beraberinde gıybeti getirecektir, toplum ahlakını eritecektir, haklının ve doğrunun kati olmadığı alanlarda söz söylemeye sebep olacaktır. Bunlar da bir helalleşme gerektiren kul haklarıdır. Elbette fasıklığını teşhir eden ve reklamını yapan için bu kurallar söz konusu değildir.
Selamünaleyküm. Eskiden işlediği günah ne ise ona benzer bir günahı belki de ondan daha beterini şimdi işlemeye çalışıyor o kişi. Tevbe etsin ve tevbesini korusun. Tevbeden sonra geçmişi irdelemek, çöplüğü karıştırmak gibidir. Öyle bir anlayış da şeytan tuzağıdır. Kendini değil düşünce tarzını idam ettirsin o.
Şeytan sizi ve onu bataklıkta boğuyordu. Siz Allah'ın lütfu ile kurtulunca tekrar sizi bataklığa çekmeye çalışıyor. Bunu da o kişiye timsah göz yaşları akıtarak yapıyor. Bir insana kilitlenmiş dindarlık o insan gidince gidiyorsa o nasıl dindarlıktır? İyi ki kurtulmuşsunuz uyduruk dindardan. Kurtulduğunuza şükredin, haramdan bir an önce el çektiğinize sevinin. Öbürünü de dinlemeyin, unutun, unutun, unutun!
Müslüman insan başkası için: “Allah ona rahmet etmesin.” “Allah onu mağfiret etmesin.” “Allah onu cennete koymasın” türünden kullandığı ifadeler Allah’a karşı bir edep eksikliği içerdiği için caiz değildir. Kimse gaybı yani Allah’ın gelecekte o kişiye ne yapacağını bilmediğinden bu sözler temelden yanlıştır. Diğer yandan da böyle bir ifade kendini beğenmişlik, cahillik ve kibir içermektedir. Bu nedenle belli muayyen bir kişiyi kastederek “Allah onu affetmeyecek, cennetine koymayacak” denemez. Bu söz ancak öyle olduğu nasla sabit birisi için söylenebilir. Bir insan mü'min ise durumu ne olursa olsun ahirette o, Allah’ın dilemesine kalmıştır. Bu nedenle böyle sözleri kullanmamak, kullanılan yerde rıza göstermemek gerekmektedir.
Buna gıybet demeyebiliriz ama gıybetin dibinde duran işler bunlar. Eğer grubunuz ıslah etme amaçlı bir grup ise ve fiilen de bunu yapıyorsa bir nevi doktor sayılıyorsunuz demektir. Sınırlarınızı koruyarak bu işi yaptığınız sürece ve size aktarılanları başkaları ile paylaşmıyorsanız biiznillah sakınca olmaz. Size anlatılan kişinin sizin dışınızda başkalarının gözünde o anlatılandan dolayı değer kaybına uğrayıp uğramadığını ölçü olarak alabilirsiniz. Bu da size anlatılanları yani doktora anlatılanları rahat kullanmanız veya kullanmamanızla ölçülebilir. İbadet değeri olan her şey böyledir, şeytan yanı başında kendine bir pay çıkarmak için bekler. Buna kaş yaparken göz çıkarmak diyebiliriz. Dikkat ederek ve işi kadın dedikodusuna çevirmeyerek ecir kazanabilirsiniz diye umarım. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Bir talebe olarak yapabileceğiniz bununla sınırlı olabilir. Şunu unutmayacaksın: Senin mümin bir genç olarak vazifen dünyayı düzeltmek değildir. Vazifen gafil olmamak ve yapabileceğini yapmaktır. Sonuçlar Allah’ın takdirindedir. Sen kimsenin kalbine hükmedemezsin. Ama bütün kalplere sesini duyurmak için çırpınırsın. Bütün asırlarda bütün müminlerin kaderi böyle olmuştur. Belki bir adım ilerisi olarak senin bu hassasiyetini paylaşan bir sivil toplum çalışmasına katılırsın, katılmışları desteklersin. Bu kadar, gerisini Allah’a bırak. Uygulaman güzel, öyle devam et ve moralini bozma sakın. Sen ibadet yapıyor gibi yap, sonucu Allah’a sal.
bipolar konusundaki diğer fetvalar
Kızım, Allah Teâlâ sana afiyetler versin, geçmişler olsun. İnsanlara faydalı olmayı düşünmen çok güzel ama sen önce kendi sağlığını ve afiyetini düşün. Sen iyi olursan insanlara daha çok faydan dokunur. Meslek seçimini de seni tedavi eden psikolog veya doktora sor, daha sağlıklı bir cevap alırsın. Dua ederim senin için.
Geçmiş olsun. Durumunuzu doktorlarımızla da görüştüm. Sizinle ilgili şu kanaate vardık: Sizin oruç tutmamanız gerekir. Doktorunuzun sözünü dinleyin. Uzun süre, belki ömür boyu da tutmasanız sakıncası olmaz. Uyku düzensizliği ve sıvı alımı yetersizliği sizin için sakınca oluşturuyormuş, ilaçların da yan tesirini artırıyormuş diye tespit yaptılar. Tutamadığınız günler için de bir fitre miktarı demek olan FİDYE verirsiniz. Ramazan sonunda fitre verir gibi verin. Böylece sizin oruçla ilgili bir sorumluluğunuz olmaz biiznillah. İleriki dönemde tam iyileşme olursa o zaman tutamadıklarınızı kaza etme söz konusu olabilir. Oruç tutmadığınızı da çevrenizde alenileştirmemeye dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
Deli denenler için özel hükümler vardır. Onlardan dini sorumluluklar kaldırılmıştır. Bipolar hastası ise deli kabul edilemez. Çok ilerlemiş durumu için belki öyle bir hüküm verilebilir. Onu da muhakkak uzman doktor kararlaştırmalıdır. Bir depresyon hastası demek zorundasınız. Bu tip hastaların takıntıları çok yüksek olduğu için takıldıkları şeydeki kararları anlamsızdır. Çevresinin dikkat etmesi gereken en önemli husus, hastanın doktor kontrolünde kalmasını ve doktorun ilaç tedavisini çok titiz bir şekilde uygulamasını sağlamaktır. Bildiğimiz kadarı ile bu hastalar ilaçla belli bir düzeyde tutulabilmektedirler. Bu nedenle de ilaçlarının takibi mesuliyet gerektiriyor. Okuma ve benzeri yöntemleri yine sürdürün ama tıbben gerekenleri asla ihmal etmeyin. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Bu soru bizzat o kişi üzerinden doktoruna sorulmalıdır. Zira o hastalığın çok farklı boyutları vardır. Kararı doktor vermelidir. Dinen bir sakınca olmaz.