Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben üniversite öğrencisiyim. Kendi evimden çıkıp başka memlekete gelince İslami birçok bilgimin yetersiz olduğunu gördüm. Burada hemen Kur’an kursuna yazıldım. Arapça kursuna yazıldım. Namaz dualarının anlamlarını da ezberlemem gerektiğini biliyordum fakat hep erteledim. Şu an ezbere biliyorum çok şükür ama namaz kılarken tam huşu ile kılmayı beklemiyorum kalbim o kadar temiz değil biliyorum, çok da günahkârım onun da farkındayım. Bazen namaz kıldıktan sonra kendi kendime bu namaz kabul olmaz, Allah nasıl kabul etsin diyorum. Arada namaz içerisinde de oluyor, namazı baştan alıyorum. Allah'ın çok bağışlayıcı olduğunu da biliyorum. Yine de namazlarım kabul olmuyorsa diye de endişelerim var içimde. Namazı yalnız kılarken hiçbir şey yok ama biri odaya girdiğinde hemen etkilenebiliyorum. Ya da biri konuştuğunda o anlamını ezberlediğim duaları okurken sadece dudaklarım kıpırdıyor, hissetmiyorum. Bunun sebebi sizce çok günah işlediğimden mi? Çok da dua ediyorum ama böyle de hissedince içim daralıyor. Allah beni nasıl affetsin diyorum, nasıl öbür tarafta yüzüne bakacağım, Efendimizin yüzüne nasıl bakacağım? Bizim hiç sahabiler gibi hayatımız yok, onların tırnağı bile değiliz. Neden Allah’a tamamen sığınamıyorum, kalbim bu kadar mı kirli? Bana yardım edin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Huşu’ namazda Allah’ın huzurunda bulunduğun idraki ve pratiği ile namazı kılmaktır. Bu da dünyalık düşünceleri dışarıda bırakmak demektir. Tam bir huşu’ ile namaz kılmak mümkün değildir denemez. Mümkün olmayan bir şeyi Rabbimiz bizden istemez. Başlar başlamaz, namazları huşu’ ile kılmak da zordur. Bunun ortalaması şöyle bulunabilir: Her kılınan namaz, kılanı biraz daha huşu’ ile kılmaya yaklaştırır. Bu belki yıllar alır ama her namaz, aynı zamanda bir eğitim olur onun için. Dünya meşgalesi içinden geçilen bir namazda zihin meşguliyetlerinin olması biraz normaldir de. Mümkün olduğu kadar namaz öncesinde gergin olmamaya gayret edilir. Namaz kılınan ortam cami ve benzeri namaza tahsis edilmiş yer olur. Ses kirliliği, görüntü yoğunluğu gibi sıkıntılara karşı mümkün olduğu kadar tedbir alınırsa bir nebze huzurlu bir namaz kılınabilir. Netice olarak, namaz huşusuz olunca kabul olmaz diye bir kural yoktur. Huşu’ hedefine doğru yürüdükçe biiznillah sıkıntı da olmaz. Allah yardımcımız olsun.
Namazın bir gözle izlenebilen fiziki yönü vardır, bir de maneviyatı yükselten ve Huşû’ adını verdiğimiz yönü vardır. Huşû’ yönü eksik olan namaz, böyle şikâyetlere sebep olan namazdır. Namaz Rabbimize en yakın olduğumuz andır. Biz O’nu göremiyorsak da O, bizi gördüğüne göre, namaz ve secdeyi bu şuurla eda etmemiz gerekir. İşin aslı huşû’ içinde namaz kılmaktır. Huşû’, abdest gibi alınabilir, tutulabilir bir nesne değildir. Huşû’ ile namaz kılmaya karar vermekle namaz huşû’ ile kılınmış olmuyor. Huşû’, kalbin eylemlerindendir. Mü’min bir insanın kalbi üzerindeki tasarrufu, kalbe verilen öneri ve talimatlar, kalbin maneviyata etki ettiği diğer alanlar gibi huşûu da etkileyecektir. Her şeyden önce, kalbimizin işgal altında olup olmadığını kontrol etmemiz gerekiyor. Dualarımızda Allah’tan istediğimiz şeyler arasında kalbimizin selameti isteği muhakkak bulunmalıdır. Ürperen kalp, yaşaran göz sahibi olmak büyük nimettir. Namazın huşû’ içinde kılınabilmesi için: - Namazın ön şartları olan taharet, abdest ve setr-i avret gibi emirlerde titiz olmak gerekir. - Namazın kesinlikle ilk vaktinde kılınmasına çalışılmalıdır. - Cemaatle kılınmayan namazı eksik görmeliyiz. - Farzların öncesi ve sonrasındaki nafileler muhakkak kılınmalıdır. - Namazın sünnetleri ve adabı ihmal edilmemelidir. - Namaz zihni meşgul edecek şeylerin bulunmadığı bir yerde kılınmalıdır. Hatta nakışlı, resimli seccade bile kullanılmamalıdır. - Namazda, tefsiri bilinen yerler okunmalıdır. - Her namazdan sonra, o namazın kabul olması için dua edilmelidir.
Öncelikle bu durumunuz ne zamandan beri var, sizce ne oldu da bu düşünceler oluştu, bu ve benzeri soruları sorarak bu hislerin bir geçmişini inceleyiniz. Bazen çok basit cevapları olabilir. Örneğin hayatımıza birçok şeyi iyi yapmaya çalışan bir arkadaş girmiştir ve biz kendimizi fark etmeden bu düşüncelerde bulabiliriz. Elbette bu sizin hayatı yorumlayışınızdan ve geçmiş yaşantılarınızdan bağımsız değil. Bir diğer konu, birçok şeyi eksiksiz ve tam yapmaya çalışan biri misinizdir? Bazen mükemmeliyetçilik bizi yaptığımız işleri yetersiz, tam olmuyormuş gibi gösterir. Yarım yamalak yapıyorum zaten dediğimiz işlerden de çoğu zaman keyif aldırtmaz. Oysaki yapabildiğimiz kadarını takdir etmek, sevinebilmek ve daha iyisi için de niyet ve gayret etmek uzun vadede sizi istediğiniz hayata yaklaştırabilir. Tam burada sizi büyüten ebeveynleriniz sizi büyütürken yaklaşımlarını dikkatlice hatırlayıp varsa bununla ilgili okumalar yapabilirsiniz. Yeterince iyi olursam sevilirim ya da kabul görürüm inancı ileriki zamanlarda yeterince iyi olursam Allah beni sever, dinim tam olur, ibadetlerim kabul görür gibi düşüncelere evrilebilir. Sadece dini anlamda değil hayatının diğer alanlarında da bu duygular geliyorsa örneğin ödev hazırlarken de aynı şeyler yaşıyorsanız ya da başka durumlarda, uzman desteği alabilirsiniz. Kendimize yönelik benlik anlayışımız bizi ya ilerletir ya da geriletebilir. Örneğin çok başarılıyım zaten yemek konusunda yeterliyim dediğimizde kendimizi hiç geliştiremeyiz zaten yeterli görürüz. Olumsuz benlik anlayışımız varsa, yemek konusunda zaten yapamıyorum deriz ve başarısız oluruz. İki türlü de davranış alanımızı daraltmış oluruz. Bu nedenle içinde bulunduğunuz an ile temas etmeniz önemli. Şu an ben buradayım, ne yapıyorum, iç dünyamda ne olup bitiyor fark ederek ve bu deneyimlere açık olarak yol alabilirsiniz. Rabbimiz her daim onun razı olacağı işlerde bulunmayı nasip etsin inşaallah.
Aleykümselam. Meseleyi bir de şu açıdan ele alın: Evet, namaz eksiğiniz var ve bu eksiklik hayatî denecek düzeyde bir eksikliktir. Bunu, aşmanız gereken barikatlardan biri olarak görün. Henüz yoldasınız kabul edin. Daha kat edeceğiniz çok mesafe var. Sabrederek ve yılmadan yola devam ederek bunu da aşacaksınız. Kenara çekilmeyin, umutsuz kalmayın; YARIM VAKİT bile olsa bir namaz bir namazdır deyip devam edin. Bu badireyi de geçtiğiniz göreceksiniz biiznillah. Size dualar ederim.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Hepimiz dinimiz için görevliyiz. Hiçbirimiz sadece namaz kılıp cennete girmeye çalışarak kurtulamayız. Bir şeyler yapacağız. Elimizden, dilimizden ne geliyorsa yapacağız. Yalnız sizin Kur'an kursu hocası diye tutturmanız gereksiz. Muhakkak Kur'an kursu hocası derseniz, sanki maaşı öne çıkarmış gibi olursunuz. Bir yerin hocası olmadan da dinimize hizmet etmeliyiz. - Hiçbir zaman kendinizi bir şey olmuş gibi görmeyin. Şeytan sizi kemirir bitirir öyle düşünürseniz. - Hiçbir zaman da bir işe yaramayacağınızı düşünmeyin. O zaman yine şeytan sizi olduğunuz yerde kemirir bitirir. - Bulunduğunuz her yeri ve her zamanı değerlendirmeye bakın. Paraya ve şöhrete takılmadan bir kelime bile olsa anlatmaya bakın. Karşılığını da Allah'ın vereceğini bilerek yapın.
günah konusundaki diğer fetvalar
Evet, istiğfara devam et. Ara sıra da onlar adına sadaka vermeye çalış. Allah Ğafurdur, merak etme.
Namazı inkâr eden birini işçi olarak bulundurmak kalbe rahatsızlık veren bir durumdur. Kılmayan ise günahkârdır, günahkâr çalıştırmamak gibi bir tercihimiz olamaz. Kim günahsızdır, herkesin bir kusuru bulunur.
Bulundurulması caiz olsun veya olmasın köpek ve diğer hayvanların yaratıldıkları gibi yaşamalarına engel olacak veya şekillerini değiştirecek müdahaleler caiz olmaz. Özellikle insan daha çok zevk alacak diye hayvana eziyet edilmesi caiz değildir. Hayvanın sağlığı açısından gerekli olan veya oluşturduğu zararı engellemek bakımından bu tür müdahaleler yapılabilir.
Okunur olabilir ama bunu okuyabilecek kimse yoktur içimizde, varsa da o kendini bildirmez. Dolayısıyla müminin böyle bir endişeye takılması yersiz olur.
Bu sözün, kullanılması abes bir söz olacağı kesindir, kullanılmamalıdır. Kullanıldığında ise kastın bir inkâr niteliği taşımayacağı da bellidir. İstiğfar edilmesi yeterlidir.
Belli bir ücret ödeyerek bu programa katılabiliyorsanız bu kumara benzediği için caiz olmaz. Ücret ödenmeden katılmanın mümkün olduğu bir program ise esasen bir sakıncası olmaz. Yine de bu tür programlarla ilgili endişelerimiz vardır: - Müslüman’ı telefon cihazına mahkûm edebiliyor. Vakit israfı ve göz kirliliği sebebi oluyor. Program akışı içinde ticari ilanlar bulunabiliyor ve bu ilanlar başlı başına bir endişe konusu olabiliyor.