Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim havaalanında güvenlik olarak işe başladı. Yedi haftalık programın iki haftasında üst üste Cuma kılma şansı yok. On iki saatlik çalışma sisteminde vakit namazlarını molalarda kılma şansı var fakat Cuma namazına gidemiyorlar güvenlik zafiyeti sebebiyle. Ne yapmalıyız yardımcı olur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Cuma namazı kesinlikle terk edilemez bir namazdır. Ne edin edin cumasını kaçırmaz bir işin işçisi olun. Allah yardımcınız olsun. Cuma namazını bir sebeple kaçırdığınız zaman ise öğlen namazını kılın.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
Selamünaleyküm. Çok özel merkezlerdeki korumaların Cuma namazını öğlen namazı kılacak şekilde ertelemeleri caiz olabilir. Ama sıradan bir yerdeki koruma veya bir süreliğine namazsız birine bekletmesi mümkün olanlar Cuma namazını ihmal etmemelidirler.
Birkaç defa yazışmamızdan anladım ki daha önceki verdiğimiz bilgilerden tatmin olmamışsınız. Size açıkça ve yalnızca "Cuma namazına gitmeyebilirsiniz" ifadesini kullanma hakkımız yok. Bizim vazifemiz Cuma namazını düşüren ilkeleri nakletmek, sizin vazifeniz de bu ilkelere sizin uygun olup olmadığını kontrol etmektir. Sonrasında kalbinizle iç muhasebe yaparak doğru karara varmanızdır. Öncelikli çabanız uzak da olsa haftada bir Cuma namazında Müslüman kardeşlerimizle beraber namaz kılmak olmalıdır. Gerekirse o gün izin hakkınızı kullanın. Bu imkânlar elinizde değilse, Cuma namazına gitmek için farklı alternatifler de üretemediyseniz ve bahsettiğiniz şekilde de cami çok uzaksa öğle namazını kılarsınız. Üç Cuma namazını hiçbir mazereti olmaksınız terk eden kimsenin kalbinin mühürlendiği/İslami algılara kalbinin kapalı olduğu hadislerde yer almaktadır. Bu hadis Cuma namazını geçerli bir mazereti olmayan kimselerle ilgilidir. Öyle de olsa sakınma gayretinde olmalıyız.
Allah yardımcınız olsun. Şöyle yapın: Cuma namazı için muhakkak camiye veya Cuma kılınan yere gitmeye niyetiniz ve kararlılığınız olsun. “Askeri tesisin tek kalması sakıncası” gibi bir durumda ise öğleyi kılabilirsiniz. Diğer namazlarda camiye gitmeyip bulunduğunuz yerde kılabilirsiniz. Biiznillah niyetiniz cemaate gitmek olduğu sürece sevabınız eksilmez. Günlük namazları ezan okunduğu vakitte hemen kılmayabilirsiniz, vakti çıkmadıkça özellikle de yaz günlerinde geniş bir zamana yayarak kılın. Yoğun olduğunuz zamanlarda sadece farzları kılın ama asla namazı bırakmayın. Allah yardımcınız olsun.
Asker gibi bir başkasının emrine bağlı yaşamaya mecbur olanlar için cuma namazı yerine öğlen namazı kılınır; o da yeterli olur. Allah'a emanet olun.
cami konusundaki diğer fetvalar
Ne soruyorsun? “Müslüman bir erkek nasıl olmalı?” Bu soruyu aslında “Müslüman nasıl olmalı?” diye sormak daha yerinde olur. Neden? Çünkü biz, erkek veya kadın, önce kuluz. Allah’ın kulları olarak bu âlemde bulunuyoruz. Kulluğumuzu beceremedikten sonra erkek veya kadın olmamız sonucu değiştirmeyecektir. Akıbet cennet olunca cinsiyet önemsiz olur. Cehennemde yanacak olduktan sonra erkeklik ne değer taşıyacak değil mi? Bizden beklenen erkeklik değil kulluktur. Allah yardımcımız olsun. Bu mantıkla baktığımızda, asrımızdaki yaşam tarzını da dikkate alarak erkek bir mü'minin önceliklerini ya da genel yaşama tarzını özetleyebilecek şu kuralları paylaşabiliriz sizinle: Bütün insanlık Allah’a kul olmaya çağrılmıştır. Erkek ve kadın, kulluğa muvaffak olduğu zaman ebedî kurtuluşa erecektir. Mücadelemiz budur; ebedî saadet sebebimiz olacak kulluk imtihanını kazanmak! Bunun karşılığında da bizi hedefimizden saptırması için İblis’e yetki ve güç verilmiştir. O da sapmamız ve hedefimizden geri kalmamız için mücadele etmektedir. Erkek mü'min, bu mücadelede İblis’e yenilmeyen insandır. Asla imanımızı ve imanımızın içini dolduran değerlerimizi ona kaptırmayacağız. Allah’a, meleklere, peygamberlere, Kitab’a, ahiret gününe ve kadere imanımızı sarsmayacağız. Hiçbir fitne ve hiçbir insan kılıklı düşman bizi bu ilkemizden saptıramayacak. İşte erkekliğin bir numaralı konusu budur. Erkek olmaya muhakkak bir anlam yüklenecekse o anlam şu olabilir: Âdem aleyhisselamın erkek çocuğusun. Kadına karşı veya erkeğe karşı olmak bir iş değildir. Adam olmak iştir. Adamlık da mü'minliğin ve insanlığın hakkını vermektir. Erkek gürültüsü de kadın gürültüsü de bir değer taşımaz. İmanımızı muhafaza ettikten sonra en önemli tutanağımız Allah’ın haramlarından kaçınmak olacak. Erkek mü'min harama bulaşmamayı korumuş mü'mindir. Bir hata olur da haramlardan biri ile yüzleşilirse ilk fırsatta tevbe ile ondan kurtulmak hedefimiz olur. Şöyle bilebiliriz: Haramlardan korunmuşluğum kadar imanım ve erkekliğim canlı demektir. Allah’ın farz olarak bize bildirdiği emirlerini eksiksiz yerine getirmek iman etmişliğimizin sonucudur. Farzlarda eksiği olmayan, olursa onu telafi etme yollarını ihmal etmeyen mü'min olmak şiarımızdır. Peygamber aleyhisselamın sünnetleri, nafileler takatimiz kadar yapmaya çalıştığımız işlerimiz olacak. İnsanî ilişkilerimizde mü'min olmanın kalitesini koruyacağız. Başta ebeveynimiz olmak üzere yakın akraba ve arkadaş çevremize mü'min insan kalitesinde insanlık göstereceğiz. Ezilip büzülmeden, yıpranmadan konuşmayı, alıp vermeyi, oturup kalkmayı becereceğiz. Allah’ın haram ettiği alanlara yaklaşmadan bize mübah kıldıklarını rahatça kullanarak insanca yaşamayı, insanlığa katkıda bulunmayı becermek görevimizdir. Bunu biz mü'min erkekler/kadınlar olarak beceremezsek insanlık yolunu kaybetmiş olacaktır. Kur'an okuma, amel etme ve tefekkür kitabımızdır. Günlük, haftalık ve aylık bir Kur'an okuma planımız olmalıdır. Bir satır da olsa okuduğumuz Kur'an, güneşin her sabah doğması gibi istikrarlı ve ciddi olacak. Farz ilimleri de okuyacağız. Din ve dünya kültürümüz için de okumamız olacak ama kendimizi zoraki âlim zannederek olmayacak bu okumalarımız. Kabiliyetimiz, iş ve aile ortamımız gibi dengeleri gözeterek okuyacağız. Gerektiğinde de okuma yerine dinlemeyi kullanabiliriz. Diploman olmalıdır. Diploman olsun ama sen diplomanın adamı olma diploma senin silahın olsun. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Arş’ın gölgesini vaat ettiği insanlardan biri “kalbi camiye kilitlenmiş” insanlardır. Belli bir vakti muhakkak camide kılmayı, cemaatle namaz eda etmeyi ciğerlerimizin solunum yapması kadar doğal görev bilmeliyiz. Zamana karşı hassas olmaya mecburuz. Dakikaların hesabını yapamadıkça ömür hesabı yapamayacağız demektir. Bunun için de mü'min arkadaş çevresi oluşturmaya gayret ederiz. Evli ve iffetli mü'min erkek mü'mindir. İffeti zedelenmiş ve tekrar ıslah edilmemiş mü'min ziyandadır. Bu zaman ve bütün zamanlar sabırla yaşanabilir zamanlardır. Diyebiliriz ki, sabrımız kadar mü'minliğimiz vardır. Sabrı bitenin imanı da erimeye yüz tutar insanlığı da. Sabır sensin ve geleceğindir. Dua et. Dua et. Dua et. Kandil akşamlarındaki toplu ve sesli duaları yeterli bulma. Onlar “olmalı” diye yapılan dualar olabilir. Sen dua et. Dua et. Yatarken, kalktığında, merdivenlerden inerken, durakta beklerken dua et. Arapça biliyorsan Arapça, bilmiyorsan bildiğin dille dua et. Kendine et, anne babana et, ailene et. Ümmetine dua et. Bir et, bin et ama dua et. Kılık kıyafetin, konuşma tarzın kör taklit olmasın. Birilerini değil mü'min selefini taklit et. Ayakkabından Batı izleri anlaşılmasın. Ceketin, tıraşın aynı şekilde sana benzesin. Elbette aileni, doğup büyüdüğün yöreni unutma. Ama ümmetinin insanı ol. Ümmetin öncelikli yaşa. Kendini Âdem aleyhisselamın çocuğu gördüğüne göre Âdem’den buyana gelenlere kardeş olmayı da bileceksin. Allah yardımcın olsun. Seni korusun ve bu merhume ümmetime bağışlasın.
Size yanlıştasınız diyemem ama bunu huzurunuzun kaybolma nedeni olarak büyütebilirsiniz, dikkat edin. Eşinizle açık bir şekilde konuşun. İçinizdeki huzursuzluğu iletin. Sabırlı olun. Hemen düzelmesini beklemeyin. Bir zaman sonra rahatlayacağınızı göreceksiniz. Özet olarak söylemek istediğim şudur: Karşınıza dini almış duruma düşmemelisiniz. Kadın olarak beklentinizde haklısınız ama o da yanlış bir yerde değil esasen. Bir dengeleme hatası yapmaktadır. Nasihat ve rica ile düzelecektir. Tatlı konuşun. Rica etmesini bilin. Allah yardımcınız olsun.
Kıble sorunu olduğu zannedilen camilerle ilgili olarak müftülüklere gerekiyorsa Diyanet’e yazı yazıp inceleme yapılmasını istemek gerekir. Bu, Allah rızası için yapılması gereken bir görevdir. Müftülükler sakıncasız buluyorlarsa namaz açısından fark yoktur. Sakıncalı bulmaya rağmen düzeltilmeden namaz kılınıyorsa başka bir camiye intikal etmeliyiz. Bu nedenle cami ve cemaat bırakılamaz. Bunun haricinde daha takva olan imamı tercih ediniz.
Cuma namazını cami olan yerde kılmak esas olandır. Pikniğinizde hususi bir “cuma arası” vererek kalitenizi ve ibadet ciddiyetinizi gösteriniz. Allah Teâlâ amelinizi mübarek kılsın.
Mü'min kardeş olduğumuzu kabul ettiğimiz sürece o camideki insanlarla beraber bulunmalıyız. Cuma ve diğer namazları onlarla kılmayı kabul etmeliyiz. Ortada artık mü'min olma vasfının yitirildiğine dair bir kanaat varsa elbette mü'min olmayanların arkasında namaz kılmayız. Yalnız şunu unutmayalım: Şu hayatta en zor karar bir insanın mü'min olmadığına dair kati görüş belirtmektir. Büyük bir tehlike olarak bundan uzak durulmalıdır. Şu görüşü veya bu açıklaması gibi yorum götürebilir durumlarla insanların imanına veya küfrüne karar veremeyiz.
Mümin bir eksikliğin sahibi olabilir ama o eksikliği genelleştirmez. Mesela sabah namazını camide kılması gerekir. Kılamıyorsa sabah namazını camide kılmayı defterinden silmez. Bir gün gidebilirsem o günü kârım kabul ederim der. Siz de böyle yapın. Ayda beş kere de olsa gitmeye çalışın. Böylece nefsinizi eğitmiş olursunuz. Hemen teslim olursanız şeytan sizi yenmiş olur. Böyle olumsuz bakmayın kulluk mücadelesine.