Fetva Meclisi
Soru
Hocam bugün bir arkadaşımla tartıştım çünkü kendisi hadislere inanmadığını söyledi. Sadece Kur’an yeterlidir dedi ve buna birçok ayetle örnek verdi. Aksini kendisine izah ettim fakat konuya tam olarak vâkıf değilim. Bu konu hakkında bilgi edinmek istiyorum, yardımcı olursanız sevinirim çünkü sık sık karşıma çıkmaya başladı. Nasıl bir tavır takınmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
Yaşadığımız zaman imanın avuçta kor taşımak kadar zor olduğu bir zamandır. Hepimiz, herkes bu fitneye karşı uyanık olmalıdır. Bugün bir arkadaşa “Neden böyle düşünüyor ki?” diye hayret ederken insan fark etmeden kendisini zehirleyecek bir fitne de kapmış olabilir. Siz kendinizi koruyun. Arkadaşınız samimi sorular sorarsa onları cevaplandırın veya cevap verecek birine yönlendirin. Kurtuluş aramayana çare üretmek zordur. Önce kendi imanınızı ve insanlığınızı korumaya bakın. Allah Teâlâ hepimize hayırlar ihsan etsin.
İnsan olarak başımıza gelenlere üzülmemek neredeyse mümkün değildir. Üzülmeyi tek iş durumuna getirmek sakıncalıdır. Üzülürüz, ağlarız ama kendimizi kahretmeyiz. Hayatı ve olayları başımıza doğru kayan bir dağ gibi değil de üzerimizden geçen bir bulut gibi görmek gerekir. Üzerimizden geçen bulutlar bizi ıslatsa da neticede 'güneş çıkar ve kurur üzerimizdekiler' diye düşünürüz. Kur'an'ımızda zikredilen başta peygamberlere ait olmak üzere pek çok olay bize bu dersi vermiş olmalıdır. Sabrın anlamı da budur. Bunun için de oturup kalktığımız arkadaşlarımızın, dostlarımızın hatta yakın akrabamızın bu mantığı sahiplenmiş kimselerden olmasına gayret etmeliyiz. Allah yardımcımız olsun. İşimizi kolay etsin. İmtihanımızı muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Kızım, aynı okulların açık okunabilenleri de var ve diplomaları da aynı değerdedir. Neden kendinizi o koridorlara esir ediyorsunuz ki? Oraların olup olacağı o kadardır. İlim uğruna dinimizden olamayız. Daha geniş düşünün. Başkalarını kurtarmaktan önce kendinizi kurtarın, batmamaya çalışın.
Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Mü'min insan “namaz kılmıyorum” demez/diyemez. Böyle bir söz zehir gibi sözdür. Naklettiğiniz söz de âyet hadis değildir ama içeriği doğru bir sözdür.
Karın üzerine veya yüzüstü yatmanın doğru olmadığı konusunda hadisler vardır. Bu hadislere dayanarak da ulemamız yüzüstü yatmanın mekruh olacağını söylemişlerdir. Böyle bilinip tatbik edilmesi evla olandır. Ancak bu konudaki hadisler net ve sahih hadisler değildir. Bu sebeple yüzüstü yatmayı haram gibi görmek yerine evla olmayan bir iş olarak görmek de mümkündür. Bildiğimiz kadarı ile tıbben de tavsiye edilmeyen bir tarzdır.
Gece uykusu dışındaki uykularla ilgili hadisleri şöyle özetleyebiliriz: Sabah namazını kıldıktan sonra biraz daha uyumanın sakıncalı olduğunu bildiren sahih bir hadis yoktur. Selefimizin büyükleri o saat bereket açısından rızık temini için daha hayırlı olduğundan dolayı uyumayı uygun bulmamışlardır. Buna göre de o saatte uyumamayı bir fazilet olarak görebiliriz ama dinen yasak gibi görmemiz isabetli olmaz. Kişiye ve zamana göre değişebilir bir durumdur. Bunun gibi bir yasak ihtimali de ikindiden sonra uyumakla ilgilidir. Bu konuda da sahih bir hadis yoktur. Yatsı namazından önce uyumayı kerih gören/gösteren hadisler vardır. Bunları da âlimler yatsı namazını kaçırmaya sebep olur diye kerih görülmüştür şeklinde yorumlamışlardır. Yatsı namazını kaçırmak gibi bir riske neden olmayacaksa yine kerahet olmaz.
İsabetli olan yüzmeyi öğrenmenin ve yüzmenin mubah olmasıdır. Sünnet olması bir nevi emir olduğu için elimizde bunu emreden sahih bir nas olması gerekir, o da yoktur. Fakat zayıf olsa da yüzmeyi tavsiye eden hadis vardır. Haramlardan bir harama yol açmadığı sürece yüzme öğrenmek faziletli bir iş olabilir.
Bizim dilimizde kertenkele olarak bilinen bir hayvandır. Tam bir araştırma yapmış değilim ama pek çok çeşidi vardır. Peygamber aleyhisselam efendimizin zamanında Mekke’de bulunmuyordu. Yemen tarafında yarı sürüngen bir hayvan olarak biliniyordu. Bir kiloyu geçmeyen ağırlıkta ve kendine küçük yuvacıklar açan bir hayvandır. Dağlarda yaşadığı zannediliyor. Açtığı yuvayı sağa sola açılan koridorlarla oluşturduğu için ve farklı bir yuvalanma mantığı olduğundan aleyhisselam efendimiz “onun yuvasına girseler bile” diye bir ifade kullanmıştır. Esasen küçük bir hayvan olduğu için onun yuvasına insan giremez ama “o bile olsa” o kadar onları taklit etmeye çalışacaksınız demek olur.
Kadının boyunu daha büyük gösterecek şekilde yukarı doğru yapılan topuz hadislerle yasaklanmıştır ama bu yasak namazla alakalı değildir. Topuzla kılınan namazın sahih olmayacağını duymadım, bilmiyorum.