Fetva Meclisi
Soru
Hocam kitap okumayı ve incelemeyi seven biriyim. Az çok Arapçam da var. Yani Kur'an'ı okuduğum zaman az çok anlayabiliyorum. Bir süre önce Mevdudi'nin Tefhimu’l Kur'an adlı tefsirini aldım fakat bana meal gibi geldi. Onun yerine İbn-i Kesir'in tefsirini ya da Hasan Karakaya hocanın bir grup ile beraber muhtasar ettiği Taberî tefsirini almak istiyorum ama bir türlü karar veremedim. Bir de hadis, tefsir ve fıkıh usulü konusunda az çok bilgim olsa da sırasıyla ikişer kitap okumak istiyorum. Bu konuda bana kitap tavsiyesinde bulunur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
İlimle meşgul olmayan biri için ideal tefsir kitabı M. Toptaş hocanın Şifa Tefsiri olabilir. Diğer tefsirler kendilerine göre ağırdır. Peygamberler Tarihi olarak da Asım Köksal’ın eseri okunabilir ama Peygamberler Tarihi'nden pratik şeyler çıkarmak zordur. Tefsir okudunuz mu zaten o tarihin özünü almış olursunuz.
Mahmut Toptaş hocanın ŞİFA TEFSİRİ ilk düzey tefsir olarak tavsiye edilebilir.
Bir kere sana kim önceki tefsiri ders olarak okuttu ise, bir ilim terbiyesi olarak o üstadının sana şu tefsirden devam edebilirsin demesi iyi olur. Evet, kendin de seçebilirsin ama uygun olan ondan tavsiye almandır. İkinci olarak da Arapça ve tefsir usulü açısından ne durumda olduğunu bilerek sana bir tavsiyede bulunmam gerekiyor. Netice olarak RUHU’L-MEÂNÎ bir ilim talebesinin kitaplığında temel tefsirlerden biridir. Şimdi onu kitaplığına koy, bugün olmasa da yarın muhakkak istifade edersin. Allah zihnini keskin, amelini makbul kılsın.
Safvetü't-Tefasir, Mevdudi'ninkine göre daha iyi ve daha yararlı bir tefsirdir.
Özellikle Arapça incelikler bakımından mühim bir tefsirdir. Bir medrese kitabı niteliğindedir. Yüzeysel bir Arapça bilgisi ile okunup anlaşılamayabilir.
Selamünaleyküm. Tahavi şerhi selefi akidesini izah bakımından, Nesefî ise kelam ağırlıklı akidevi izah bakımından önemli eserlerdir. Her ikisi de kütüphanede bulunması gereken ağır kitaplardır. Onları Arapça aslından okuyacak düzeyde alt yapısı olmayan biri için bu eserler sadece zihin karıştırmaya yarayabilir. Eserler ağırdır. Fizilali’l-Kuran bir dava kitabı olarak okunabilir, okunmalıdır. Tefsir olarak da İbni Kesir önemli bir kaynaktır. Taberî ise alimler düzeyinde bir tefsirdir. Siz, kendi seviyenize göre bir eser okumalısınız.
Fıkıh konusundaki diğer fetvalar
Bakın, “içermiş” ifadesi gayet yersiz bir ifadedir. “Bir kere fark etmeden içmişi” o şekilde anlayabilir miyiz? Ortada bilmeden yapılan bir iş var, onun da onlarca kere tekrarı yoktur. Bu pencereden bakmaya çalışınız.
Biyolojik yaş olarak “yaşlı kimdir?” sorusuna tam bir rakam zikretmemiz fıkıh olarak zordur. Altmış yaşından sonrası için yaşlılık sürecinin başladığını yetmiş beş yaşından sonrası için de halk dilindeki “yaşlı” anlayışının tam olarak kullanılabileceğini söyleyebiliriz. Yetmiş beş sonrası için de ileri yaşlılık dönemi denebilir. Fıkıh kitaplarındaki yaşlılara ait hükümler zikredilirken genelde oruç tutabilme üzerinden yaşlılık hükümleri tespit edilir. Ancak yaşlılık dışında bazı hastalıklar ve engeller sebebi ile de oruç tutulamayabileceği için yıl üzerinden yaşlı kavramını tespit etmek daha isabetli olur. İnsanın yaşını tespit ederken bugün kullanılan takvim olarak miladi/güneş takviminin yüz senelik bir ömürde yaklaşık olarak üç yıl kadar daha az kalacağını da bilmemiz gerekir.
Okumak için evde bulundurulan kitapları kastediyorsanız onların zekâtı yoktur. Satış için bulundurulanları kastediyorsanız normal ticari malların zekâtı gibi % 2,5 zekâtı verilir.
Bulunduğunuz yerde ve devam ettiğiniz kurumda dininiz ve ahlakınız açısından bir risk oluşmuyorsa bu yaptığınızda fıkha aykırı bir durum yoktur. Zira yasak olan, bayanın seferîlik mesafesinden uzun bir yere tek başına mahremi yanında olmadan gitmesidir. Şehirde mahremi yanında olmadan yaşaması bu yasağa dâhil değildir.
Allah için yapılan bir amel, kişinin niyetine göre değer kazanır. Niyetiniz ne ise o ibadetin değeri odur. Şöyle değerlendirelim: Öncelikli konu ibadeti fıkıh kitaplarındaki şartlarına ve şekline uygun yapmak olmalıdır. Öyle yapıldı ise ibadet olma değeri tutulmuş demektir. İbadeti yapmaya yönlendiren niyetimiz, Allah’ın rızasını kazanmak olur. Biz buna niyet eder, böyle yaparız. Bu arada birilerine yaptığımız iş hakkında bilgi verirken neyi kastettiğimiz ise sonraki bir ayrıntı olur. Gizli tutmak en iyisidir. Riskten uzak kalınmış olur. Bilgi verirsek maksadımız teşhir, duyurmak değilse sorun yoktur biiznillah.
Bir fıkıh kuralı olarak “haramdır” demeye kaynak bulamıyorum ama insanlara karşı bir saygısızlık olacağını, bunu da mü'min insanın yapmaması gerekeceğini düşünüyorum.