İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Yaz mevsiminin de gelmesiyle mayo, yazlık elbise, çorap vb. içerikli reklamları billboard'larda çokça görüyoruz. Elimizden geldiğince engellemeye, dilekçe verip şikayet etmeye çalışıyoruz ama nafile. Biz de elimizden gelenin en iyisini yaparak billboard'lardaki, duraktaki reklamların üzerine etiketler yapıştırıyoruz veya o reklam panosundaki ahlaksızlıkları sprey boyayla protesto ediyoruz. Camlara böyle etiket yapıştırmamız, sprey boya sıkmamız kul hakkına girer mi?

Cevap

Münkere karşı çıkışı olmayan mü'minde ne hayır olacak? Elbette tepki göstereceksiniz. Allah sizden razı olsun, amelinizi kabul buyursun. Şuna dikkat edin: A- Daha beterinin nedeni olmayın. B- 'Masrafına değmez' bir işe girişmeyin. Maksadı aşmış iş olmasın yaptığınız. Yasal olarak 'enayi' durumuna düşmeyin. C- Tepkinizi o alanın dışına taşırmayın, panodaki bir resmi hedef alırken o binanın bütün duvarını mesela kirletmeyin. D- Bu yaptığınızın üzerine yatmayın. Asıl yapılması gerekenleri ihmal etme nedeniniz olmasın yaptığınız. Allah yardımcınız olsun, sa'yiniz meşkûr olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mayo ile denize girmek erkek için de kadın için de haramdır. Bu haram kadın için daha da ağırdır. Siz asla razı olmayın. İzin vermeyin, destek olmayın. Girerse de yapacağınız bir şey yoktur. Onun bu tür bir hatasını protesto etmeniz görevinizdir. Darp yapmanız doğru olmaz. Kişilik hakkınızı kullanın. Sadece bu nedenle dağılsa bile yuvanız vebal altında olmazsınız. Tatlı dili,nezaketi asla ihmal etmeyin. Size ait kabalık denecek bir tavır, onun mazereti olmasın.

Eşim evlenmeden önce de mayolu bir şekilde denize girerdi. Buna rağmen düzelir d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Başka bir noktayı öncelikle size hatırlatmam gerekiyor. Bayan veya erkek bu tür faaliyetleri yapanların ayak kayması, yanlış yapması diğer insanlara göre daha yüksek bir ihtimaldir. Aman dikkat edin, şeytan sizi maddi/manevi yardıma muhtaç duruma getirmesin. Çocukların ve kadınların bu tür faaliyetlerde resimlerinin alınması faaliyetin hızlanması bakımından güzel sonuçlar veriyor ama bilhassa çocukların geleceği bir daha düzelmeyecek şekilde damgalanıyor olabilmektedir. Benim kanaatim bu tür reklamlarda çok yaşlı olanların yani geleceğinde iz bırakma ihtimali olmayanların resimleri alınsın, diğerleri alınmasın. Onur kaybı açlıktan da ağır olabilir.

Hocam ben bir yardım grubuna dâhil oldum. İhtiyaç sahibi aileleri tespit edip zi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İlgilendiğiniz konu oldukça önemli olmasına rağmen, mü'min kardeşlerimiz arasında gerekli alakayı bulmuyor. Bulsa, tüccar ne pahasına olursa olsun işimize yarayanı üretir. Gayret edeceğiz, sabredeceğiz. Yılmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu hususu, Müslüman medya ve giyim esnafımız üzerinden yürütmemizin etkisinin daha yoğun olacağını düşünüyorum. Allah sizden razı olsun.

Allah Kolaylık versin hocam. Necip Fazıl Kısakürek sohbetindeki tarzınız ve kurd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz dinin direğidir. Dinimizin direği ne ise o bizim hayat dinamiğimizdir. Namazı hava gibi su gibi görmeliyiz. İş yeri şartlarımız, ev ve çevre seçimimiz, evliliğimiz ve benzeri temel hayat ihtiyaçlarımız namaz eksenli bir seçime göre olmalıdır. Her şeye rağmen iş yeri şartlarında namazı eda etme zorluğu ile karşılaşırsak, namazın sünnetlerini kısabiliriz. Sadece farzları kılarak geçici de olsa bir tedbir üretebiliriz. Mesela öğlen namazı veya ikindi namazı farz olarak kılındığında beş dakikadır. Beş dakikalık bir fırsatı muhakkak yakalarız. Abdestimizi önceden ayarlamamız halinde namaz bir sorun olmayacaktır. Buna rağmen namaz kılınamıyorsa, tenzili rütbe bile olsa farklı bir yere intikal ederek ve hatta rızkımızı başka bir yerden temin etmeye varıncaya kadar alternatiflere başvurmalıyız. Bunun adı namaz; herhangi bir şekilde tavizi asla yoktur. Ancak en ağır memuriyet şartlarında bile namazın sorun olmayacağını düşünüyorum. Siz, kapasitenizi ve samimiyetinizi amirlerinize başka zamanlarda ispatlamanız halinde size beş dakikayı çok görmeyeceklerdir. Şunu da zikretmek gerekiyor: Namazın ve İslam'ın önü açıktır. Merak etmeyin, namazın değil onu terk etmenin sakıncalı olduğu günlerimiz yakındır biiznillah. Allah'a emanet olunuz.

Çalışanlar için hele benim gibi devlet dairesinde çalışanlar için vakit namazlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Evet, sizin meslekteki kardeşlerin böyle bir sıkıntısı var, Allah yardımcınız olsun. İnsanların size bakışları ile alakalı yapılabilecek çok şey olmadığını düşünüyorum. Sabırlı olmalısınız, gerekiyorsa O meslekte ömrünüzün tükenmemesini sağlayacak değişiklekler yapın.Cuma namazına gelince, bu hususta sizden ricam şudur:Bağlı olduğunuz müdürlüğe şöyle bir dilekçe yazın. Sizin gibi namaz derdi olanlar da yazsınlar. Resmi cevap isteyin. Bir gün, size veya bir başkasına resmi Cuma namazı ruhsatı çıkarsa büyük bir ecir kazanırsınız. Bir Cuma kılmaktan daha büyük bir ecir olur bu biiznillah. .......Müdürlüğüne. Kurumunuza bağlı olarak çalışan ......... numaralı şöförüm.Çalışma takvimimiz gereği iki haftada bir Cuma namazı kılamıyorum. İnançlar’ım gereği, Cuma namazı kaçırmam benim adıma büyük bir günahtır. Bu günah beni eziyor, çalışma azmimi kırıyor. Cuma namazı kaçırmayacağım bir kolaylığın bana sağlanmasını rica ediyorum.

Selamun Aleyküm. Hocam ben ‘İETT’ de çalışan bir şoförüm. Bizler vardiyalı olara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette bir mü'min olarak, insan olarak kardeşlerimizin başına gelen felaketten sonra üzüleceğiz. Etten kemikten yaratılmış zavallı insanlarız biz. Gerekiyorsa uykumuzdan ve gıdamızdan keseceğiz ve onlar için bir şeyler yapacağız. Fakat ölenle ölmek, boğulanla boğulmak da doğru değildir. Bu hayat devam edecek/etmelidir. Düğün derneğe ara veririz, keyifli oturumlar yapmayız ama hayat devam etmeli. Etmeli ki o kardeşlerimizin acılarına ortak olabilelim, devletin yaraları sarmasına yardım edecek desteklerde bulunalım. Yoksa depremzedelerin sayısı deprem devam etmediği hâlde artmaya devam eder. Bu nedenle şu hususlara dikkat edelim deriz: Deprem uzmanı olmamıza gerek yoktur. Herkesle her an aynı konuları gün boyu konuşup içimizdeki burukluğu derinleştirmemiz yanlıştır. Aynı konuları tekrar tekrar gündem yapmamalıyız. Bu günlerde haber bültenleri biraz da zorunluluktan sadece depremden ve depremzedeleri alakadar eden konulardan oluşuyor. Sürekli haber takip etmek sürekli yarayı kaşımaktır. Bunalan haber izlemeyi azaltmalıdır. Susadıkça tuzlu su içer gibi aynı yaraları gözümüzün içine soka soka anlatan haberleri izlememeliyiz. Şöyle bir soru sorabiliriz: Ben fazla haber izlemesem ne olur? Mesela depremzedelerin mağduriyeti mi artar? Elbette hiçbir fark olmaz. Biz fark etmesek de izlediklerimiz, dinlediklerimiz rüyalarımıza girecek kadar içimize siniyor. Buna bir sınırlama getirmeliyiz. Böyle zamanlarda nafile namaz kılmanın ve sesli Kur'an okumanın çok rahatlatıcı yönü vardır. Denemenizi tavsiye ederim. İşimiz ne ise o işimize yoğunluk getirelim. Mesela iki saat fazla çalışalım. Aile içinde bu gerginliğin birbirimize sataşma nedeni olmaması için bütün bireyler olarak oturup bir “susma, karşı tepki vermeme” sözleşmesi yapalım. Birbirimizi üç ay idare edeceğiz diyelim. Çocuklarımızın yaramazlıklarına biraz daha sabırlı olalım. Duanın rahatlatıcı yönünü asla görmezden gelemeyiz. Dua, acil kurtarıcı yönüyle dilimizde olmalıdır. Ve şu gerçeği artık anlayalım: Dünya budur, böyledir. Hiçbir depreme yakalanmayan da bir gün kendi depremi ile toprağa girecektir, yok bir çaresi. En iyisi ahiretimizi hazırlamak, ahiretimiz için hazırlanmaktır.

Hocam, büyük deprem afetinden sonra ailece uyuyamıyoruz. Aslında biz depreme yak

açık giyimli kadın konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bin kere yıkılsanız bile bin bir kere kalkmaya hazır olun. Şeytan sizi yıkıldığınız yerde çökertmek istiyor. Onu sevindirmeyin, melekleri sevindirin. Allah'ın razı olacağı işi yapın. Hemen dönün. Hiç geciktirmeyin. Allah yardımcınız olsun.

Selamünaleyküm. Ben 25 yaşımda iken kendi isteğimle tesettüre girdim. Şu andaki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min kadının ev giyimini üçe ayıralım: a- Evinde sadece eşinin ve kendisinin bulunduğu durum. Bu durumda kadının farz olan giyimi yoktur. Evi dışa karşı mahrem ise evde her türlü oturabilir, dolaşabilir. Evet, bir edep olması açısından evde de hassas davranırsa faziletlisini yapmış olur ama ev içinde zorunlu bir kıyafetten söz etmemiz mümkün değildir. Yalnız şunu not ediniz: Eşinizin dışarıda göz emniyetini dikkate alarak siz de evde ona dışarıdakiyle bağ kurmasın diye göz şovu yaparsanız bu bir psikolojik hata olur; onu adeta dışarıya hazırlamış olursunuz. Onu sizinle diğerleri arasında kıyas yapmaya elinizle itersiniz. Siz de kesinlikle bunu mağlup bitirirsiniz. Bunu ince bir çizgi olarak tespit ediniz. b- Evde onunla beraber bulunması caiz olan babası, amcası, dayısı, kardeşi, çocukları, yeğenleri, kayınpederi gibi mahremleri bulunuyorsa bu durumda belli bir tesettür zorunluluğu vardır. Bu da şudur: Başı açık olabilir. Kolları sıvanmış olabilir, ayakları çorapsız olabilir. Ağır avret bölgesi ise asla açık olamaz, açık gibi olmasını sağlayacak şeffaf ve dar bir kıyafetle olamaz. Bu noktada da bir çizgi çizmemiz gerekiyor: Evet, evde çarşafla durması gerekmiyor ama mesela babası veya çocuklarının yanında, onların onun bedeni hakkında ayrıntı bilebilecekleri bir tavizi de sahiplenmemelidir. c- Evde kaynı, yabancı misafir veya benzeri mahremi olmayan birisi bulunduğunda ise ya onlarla yüzleşmeyeceği farklı bir ortamda duracak ya da sokak kıyafeti ölçülerinde tesettürlü olacak. Mü'min bacılarımız şunu anlamalıdırlar: Onların varlığı bu mü'min ümmetin varlığıdır. Bu mü'min ümmet, cihat ümmetidir. Kadınları da kıyamete kadar cihadın alt yapısını oluşturacaklardır. Dolayısıyla kadınların tesettürlü olmaları bir tercih veya “Müslüman Kadın Kültürü” niteliğinde anlaşılmamalıdır. Kadınlarımızın tesettürü mahza bir cihattır. Cihat ise adı ile maruf zaten, zordur. Allah yardımcıları olsun.

Hocam, eşimin eğitimi dolayısıyla yurt dışında yaşıyoruz ve görüyorum ki özellik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Elbette, haram haramdır. Bir zorunluluk bulunmadıkça haram üzere olan biri ile bir arada bulunamayız. Rızamız olmadan, kalbimiz o duruma buğz ediyorken bulunmamızda ise bir sakınca olmaz. Allah, kimseye kaldıramayacağı bir yükü yüklemez.

Selamün aleyküm hocam, İçki içilen masada bulunmamız doğru olur mu diye soran ar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının tesettürlü olması Allah’ın ona bir emridir. Bir başka emri de mesela namaz kılmasıdır. İman edip mü'min olması ise bütün emirlerinin çatısı durumundadır. İman var oldukça biiznillah bir emrin eksikliği diğerleri de reddedilmiyor demektir. Tesettürü almamak ise kendi başına bir günah olarak kalır elbette. Yine de siz gayret edin ve tam bir mü'min olmaya çalışın.

Hocam ben açık bir kadınım fakat dini görevlerimi elimden geldiğince yerine geti
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siz eşinizi koruyup yönlendiremezsiniz, boşuna emek vermeyin. Siz Allah’ı koruyun Allah da sizi korktuklarınızdan korusun. Bu iş böyledir. Rakipleriniz bir veya bin değil ki, nasıl baş edeceksiniz? En iyisi siz Rabbinize yönelin. Bunun için size tavsiyem şudur: Eşinizi kontrol altında tutmayı bir mücadele tarzı olarak benimsemeyin. Kendinize iyi bakın. Eşinizin cazip bulduğu renkleri giyinin, onun hoşuna giden parfümü kullanın. Onun sevdiği yemeklerle ilgilenin. Eşinizle siz bu konuları tartıştıkça onu başkalarına ittiğinizi iyi bilin. Emreden, açık sözlerle yönlendirmeye çalışan, sürekli tenkit eden kadın itici kadındır. Bunlar da sizin can noktalarınızdır. Cinsel ilişkinizin uzun soluklu olmasına gayret edin. Gerekiyorsa bir ilişkiyi bir saat gibi uzun tutmaya gayret edin. Eşiniz beceremese bile siz becermeye çalışın. Eşinizle kadın dünyasını konuşmak veya ikaz etmek yerine onu takvaya çekecek ibadetlere yönlendirin. Kur'an okumasını, camiye gitmesini, oruç tutmasını, kitap okuyup sohbet dinlemesini önermeye çalışın. Ve sabredin. Bu dünya savaşını sabredenler kazanacak. Sadece sabredenler… Gerisi toptan kaybedenlerden olacak. Bunu unutmayın.

Hocam ben eşimle güzel, bakımlı ve açık kadınlar yüzünden imtihanlar ve sıkıntıl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşinizden bu konuda net bir tavır ve pişmanlık beklemek hakkınızdır. Yalnız bu konuda eşinizin tavrını dikkate almak zorundasınız. Eğer eşiniz hatasını anlamış ve bu davranışı tamamen bırakmışsa, geçmişe değil, bugüne odaklanmaya çalışmalısınız. Ancak eşiniz bu davranışı hala sürdürüyor ya da bunu küçümsüyorsa, ilişkinizde daha ciddi sorunlar olduğunu kabul etmek gerekebilir. Affetmek, eşinizin davranışını onayladığınız anlamına gelmez. Aksine, affetmek daha çok sizin ruh sağlığınız için gerekli olduğunu kendinize hatırlatın. Affedemediğiniz sürece, bu olayın ağırlığını sürekli üzerinizde taşımış olursunuz. Affetmek zaman alabilir; bu konuda aceleci olmayın, ancak affetmenin yollarını arayın. Evliliğinizin sadece bu olaydan ibaret olmadığını, yıllar içinde paylaştığınız güzel anların da olduğunu hatırlayın. Kendinize ve ailevi ilişkinize yatırım yapın. Bunun için de kocanızla birlikte güzel zaman geçirmeye, ilişkinizi güçlendirecek aktivitelerde bulunmaya çalışın. Birbirinize daha çok vakit ayırarak sevgi ve güven bağınızı yeniden inşa etmeye çalışabilirsiniz. Özetle evlilikler zaman zaman sınanır. Ancak bu süreçleri aşmak hem sizin hem de eşinizin çabasıyla mümkün olabilir. Eşinizin hatasını düzeltmek için çaba gösterip göstermediği ve sizin bu olayı aşmak için istekli olup olmadığınız, ilişkinizin geleceğini belirleyecektir. Allah’tan yardım ve kolaylık dileyerek sabır ve hikmetle hareket edin.

Hocam lohusalık dönemimde eşimin sosyal medyada çıplak vücut hatları belirgin ka

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.