Fetva Meclisi
Soru
Hocam müzikle ilgili sohbetinizde ney ile ilgili bir takım sözler söylüyorsunuz ancak tasavvufta Mevleviliğe baktığımız zaman ney hû zikrine eşdeğerlik sağlıyor yani Mevlana haram kılınan bir şeyi zikir olarak mı nitelendirmiş?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Sözünü ettiğiniz şekil, sahih ve sarih kaynaklarda yoktur. Dolayısıyla öyle bir zikir için 'Peygamber aleyhisselamın yaptığı zikirdir' diyemeyiz. Öyle diyemediğimiz şeyi de ibadet diye adlandıramayız.
Müzik ve zikir birleşemez. Sözleri imana zarar veren ilahi olamaz. Tesbih, Kur'an tilaveti gibi ibadet düzeyinde görülen bir ilahi olamaz. O mahza bir bid’at olur. Bir tür dinlendirici, tefekkür ettirici olarak ilahi söylenebilir.
Allah lafzı zikrin aslıdır. Söylenmesi, tefekkür edilmesi bile ibadettir. Ne var ki, ilave aksesüarla ve melodili bir tarzla yani folklorik şekle büründürülmüş bir söyleme ve uygulama ise zikir olamaz. Ashabın yapmadığı bir iştir. Onların yapmadığında da hayır yoktur.
Selamünaleyküm. Biz, dinimizi ashabı kiramdan öğrendik; onların yapmadığını DİN OLARAK yapamayız. Ashabı kiramdan o şekilde bir zikir çeşidi nakledilmemiştir. Yapılan işin içeriğinin güzel olması ibadet şekli olmasını gerektirmez. Bir mecliste oturup fıkıh öğrenmek, tefsir öğrenmek daha bereketlidir.
Zikir, Allah'ı hatırlamaktır. Bir haramla karşılaşılınca Allah'ı hatırlayıp uzak kalmak bir zikirdir. Nimetlerle karşılaşınca gerçek nimet sahibi olan Allah'ı hatırlamak bir zikirdir. Kur'an okuyup ondan lezzet almak bir zikirdir. Şu tespihi şu kadar kere tekrar etmek bir zikirdir. Salavat getirmek bir zikirdir. Fakat bunların felsefesini yapmak yani bu işler üzerinden laf yürütmek zikir değildir. Çünkü zikir, Allah'ı hatırlamak ve o hatırlamanın gereğini yapmaktır.
Kur'an’ımız çok açık bir uyarıda bulunmaktadır: ‘Kalpler ancak Allah’ı zikirle huzur bulur.’ Sorunuzun cevabı budur. Allah’ı zikir huzurdur hatta hayatın ta kendisidir. Peki Allah’ı zikir ne demektir? Allah’ı zikir elde tesbih ‘Sübhanalllah’ demektir dersek yanlış olur. O tesbih ile yapılan zikrin bir çeşididir. Öz olarak Allah’ı zikir, Allah’ı hatırlıyor olmaktır. Allah’ı hatırlıyor olmak/zikir ehli olmak ise hayatı İslam ile yaşama mücadelesi yapmaktır. Bunu şöyle özetleyebiliriz: - Pratik bir iman, o imanı şeytanın ve kâfirlerin saldırılarından korumak. - Haramlardan korunmuş yaşamak. - Farzlardan eksik bırakmamak. - İnsani görevlerde eksiksiz olmak. Eş olanın eşliğini, evlat olanın evlatlığını hakkıyla yerine getirmesi. - Ahlak sorunu yaşamamak. - Nafile ibadetlerden becerebildiğini yapmak. - Sosyal kimlik sahibi olmak. - Mubahlarda aşırıya kaçmamak yani nefse esir olmamak. - Çok dua ediyor olmak. - Ahireti öteler ötesi bir yer olarak değil yarından bile erken gibi görmek. - Mü’min kardeşlerle kardeşlik ahengi içinde yaşamak… Bunlar Allah’ı zikir üzere bulunmanın işaretleridir. Böylece bu işaretlerle başlangıç ve yürüyüş noktası da tespit edilmiş olur.
çalgı konusundaki diğer fetvalar
“Cehri zikir” ile ne kastettiğinizi bilemiyorum. Raks, sema gibi bir ritüel kastediyorsanız uzak durmanızı tavsiye ederim. Tesbihat olarak bilinen zikirleri sesli veya sessiz yapmanızda ise sakınca olmaz. Ama çalgı eşliğinde özel dekorlarla süslenmiş ortamlarda icra edilenlerden de uzak durmanızı tavsiye ederim. Şunu da unutmayın ki; size sadece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i dinlemiş olmak yetmediği, ilave bir şeyler yapma ihtiyacı hissettiğiniz sürece kat edeceğiniz daha çok yol var demektir. Allah yardımcınız olsun.
Haramdan kazanılan para da haram olur. Müzik genel itibarı ile caiz bir iş değildir. Onu terk etmenizi tavsiye ederiz size.
Her fitne öyle başlar. Allah’ın yasak ettiği şeylerden hobi edinmemek gerekir. Delik ne kadar küçük olursa olsun neticede sızdırır ve içeridekini azaltır.
Rabbim rızası doğrultusunda bir hayat yaşamamızı kolaylaştırsın. Eğlenmek, gülmek, güzel vakit geçirmek fıtrî bir ihtiyaçtır. Kadın, erkek herkes bu fıtrî ihtiyacını helal dairede geçirmekle sorumludur. Allah Teâlâ huzurunda bu sorumluluğun hesabını vereceğiz. Eğlenmek gibi tabii bir ihtiyacın şartlarından biri müziksiz bir ortamda olmasıdır. Def dışında mübah olmayan çalgı aletlerinden birinin kullanılması eğlence adı altında da olsa caiz değildir. Eğlenmek gibi fıtrî bir ihtiyacın mübah olan bir ortamda mübah olan şekilde giderilmesi gerekmektedir.
Bu haberinizin doğru olmamasını dilerdim. Allah akıbetimizi hayır etsin. Mescitlerde tef çalınmasını da görecek miydi bu ümmet, vay hâlimize vay!
Oyunsuz olması o açıdan bir olabilirlik oluşturur. Diğer günahlar ise bulundukça oraya katılımın hükmü aynıdır. Karma oturma mesela caddede yürüme gibi olduğunda yani kimsenin kimseye dikkat etmediği ve dış kıyafet açısından korunaklı olduğunda sakıncasızdır. Düğün ortamında bunun ne kadar sağlanabileceği ise meçhuldür. Buna göre karar veriniz.