Fetva Meclisi
Soru
Arabamla köylerden süt toplayıp fabrikaya satıyorum ve müşterilerimin çoğu sütüne su katıyor ve sütün kaymağını alıyor. Fakat hiç hile yapmadan süt veren müşterilerim de var ama biz hile yapana da yapmayana da ayni fiyattan para ödüyoruz. Bu müşterileri ayırma şansım yok, bir günde 200 kapıya uğruyoruz ve ayni tankere süt koyuyoruz. Fabrika bizden aldığı malı tahlil yaptığı için sütün randımanına göre fiyat veriyor fabrikanın bir zararı yok. Sorularım; 1. Hileli mal satan müşteriye aracılık yaptığım için kazancım haram mı helal mi? 2. Dürüst müşterinin vebalini hile yapan müşteri mi, yoksa ben mi çekeceğim? 3. Bu işin hiç bereketini görmedim nerede hata var?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünüzü bozma, hile yapma, gizli borçlar üretme gibi bir hile yapmıyorsanız ya da siz bir hileye alet olmuyorsanız faturanın çok veya az gelmesinden siz mesul olmazsınız.
Alım sürecinde yalan, hile veya aldatma söz konusu olmadığı sürece sorun olmaz. Yaptığınız alışverişin helalliği konusunda aklınıza bir şüphe takılmasın. Yalnız konuya olması gerekenin en doğrusu ve iyisi olarak bakarsanız bir malı değeri üzerinden almak daha yerinde bir davranıştır. Yalnız sizin de mağdur olmamak ve kâr etmek üzere yaptığınız girişim helal bir ticaret şeklidir.
Aleykümselâm. İşini yaptığınız kişiye şu şekilde bir fiyat verin: 'İşçilik ve parça maliyeti şu kadardır.' Bu size helal olur. Beş aldığınızı altı gösterirseniz yalanla kazanmış olursunuz helal olmaz. İş elbisenizle kıldığınız namaz da kabul bir namazdır. Bunu dert etmeyin.
Çay üretenin bu durumunu, onun çayını alan bilmektedir. Yüzde on kesilse bile yeterli olmadığını alıcı bilir. Zaten fiyat belirlerken de bu riski de dikkate alarak fiyat belirlemektedirler. Burada dikkat edilecek önemli husus şudur: Üretici, özellikle bir hile yoluna gitmeyecek. Araya özellikle ot karıştırmayacak. Malı kantara koyarken hile yapmayacak. Biiznillah bu incelikle yapılan bir işlemden haram doğmaz. Allah haramdan muhafaza buyursun. İşiniz kolay olsun. Bereketiniz daim olsun.
Alışverişi bozmadınız; doğru olanı yaptınız. İçiniz rahat olsun. Komisyoncu müşterisine yalan söylememekle sorumlu olduğu gibi akitte müşterinin özellikle bilmesi gereken hususları da dile getirmesi lazımdır. Aksi takdirde müşterinin haberi olmasaydı güven sarsıcı bir iş yapmış olurdunuz. Böylece günaha girmiş olurdunuz. Kendinizi kınamayın. Zor durumda olmanıza rağmen dürüst davranma kabiliyetini size lütfettiğinden dolayı Allah'a hamd edin.
Selamünaleyküm. Devletin fiyatını sabitleştirmediği bir ürünü dilediğiniz fiyattan satabilirsiniz. Satışınıza yalan ve hile karışmadıkça kazancınız helaldir. Sizin ilkelerinizi, sizden habersiz olarak delen elemanlarınızdan ötürü de mesul olmazsınız.
fetva konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Şimdi ve daha sonra SABIR SİLAHINI kuşanın. Asırlarca sürecek kadar sabır doldurun yüreğiniz, şeytanı kahredecek yegane silahınızdır sabır. Allah'ın yardımının şartlarından biri de sabırdır. Sabredin ve kötü örnekten uzak tutmaya çalışın. Hatalarını saymayın çocuğunuzun. Her namazı yeni bir başlangıç ve her hatayı, ihmali de yeni olmuş bir hata gibi görün. Eski hataları, ihmalleri stoklamayın. Çocuk üzerinde anne ve baba aynı anda hücum etmeyin; biriniz ilgilenirken diğer adeta nadasa kalsın. Sonra da aksini yapın. Sakın yılmayın. Tehdit etmeyin, sevdirmenin gücü tehditten yüksektir. Ödül vaat ederek namaz kıldırtmayın. Kıldıktan sonra ara sıra sürpriz ödüller verin. Duayı sakın ihmal etmeyin. Akşam sabah dualar edin. Açık gizli duanız olsun. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Oy kullanıyorum.
Aleykümselam. Çocuklara yapılan Sünnet işleminin adı Sünnet olsa da kendisi bu ümmetin özelliklerinden biridir, terk edilemez
Önce şunu belirtmeliyim: Birimiz hoca da olsa mü'min kardeşleriz; birbirimizi ikaz edecek, yanlış bulduklarımızı düzelteceğiz elbette. Sizin bizi ikaz etmenizde ne sakınca olacak, neden alınalım ki? Allah razı olsun, nezaket gösterip ikaz etmek istemişsiniz. Hasseten teşekkür ederim size. Belirttiğiniz meseleye gelince: a- Nisa suresinin 19.ayeti, zina gibi açık bir hata işlemeyen kadına verdiği şeyleri erkeğin geri alma yönünde bir baskı yapmasını yasaklamaktadır. Bu bakımdan âyetin hükmü açıktır. b- Mehir, erkeğin kadına verdiği ve kadının hakkı olan bir haktır. Kadın, cima veya cima sayılacak bir beraberlikle beraber o hakkın sahibi olmuş olur. Böylece kadına elde ettiği hakkı iade etmesi diye bir şey o noktadan sonra olmaz. Bu da sabit bir hükümdür. c- Zina eden kadını sıkıştırmak isteyen kocasının, ona verdiği şeylerin bir kısmını geri istemesi, onu cezalandırma mahiyetinde hakkıdır. Bu isteyeceği şeylerden biri de ona vermiş olduğu mehir olabilir. Bu da âyetin izin verdiği bir durumdur. d- Bunların toplamından şu hüküm çıkmıyor: ‘Zina gibi bir hatadan ötürü eşini boşayan kadından kocası mehrini geri alır.’ Bu şekilde açık bir hüküm yoktur. Şu şekilde anlaşılması ise mümkündür, doğrudur: ‘Kadın yüz kızartıcı bir suç işlediği için erkek onu mehir dâhil verdiği şeylerle sıkıştırıp cezalandırabilir.’ Size tekrar teşekkür ederim. Allah razı olsun.
Kurbanı kesmeden önce, keserken ve kestikten sonra kendi kulağımıza ölümü ve ahireti unutmamayı fısıldamamız iyi olur.
Ne ise peşinde koştuğumuz, yüreklerimizi işgal eden onu feda etmeliyiz.