Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Hazreti Ebu Bekir’in halifeliğini kabul etmeyen kâfir sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ümmetimizin büyüklerini irdeleyenlerin niyetlerindeki samimiyetten şüphe ederiz ama kâfir kelimesini kullanmayız. Kendimizi onların fitnesinden uzak tutmaya gayret ederiz.
Selamünaleyküm, Oğul ehliyete sahip ise neden geçmesin? Önemli olan nasıl birinin ümmetin başında olduğudur. Birine kâfir demek için ya çok cesur olmak gerekir ya da aklında kıtlık olması gerekir. Tenkit ederiz, sevmeyiz, sitem ederiz ama kâfir sözü pek ağırdır.
Hristiyan kâfir kavramının içindedir. Müslüman olmayan herkes için esasen kâfir kavramı kullanılabilir.
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
KÂFİRDİR ithamı, en son konuşulabilecek bir sözdür. Bedeli de iki kişiden birini muhakkak yakacak kadar ağırdır. Bu örnekte olduğu gibi farklı anlamlara çekilebilecek konumlar için küfür ithamı yapmamak gerekir.
Şeriat açısından muteber bir mahkeme kararı olmadan ‘insan öldürmenin’ asla kabul edilebilir yanı yoktur. İnsan öldüren ebedî ölüm tatmıştır artık. Ebedî cehennem onun içindir. Allah Teâlâ öyle bir afetten muhafaza buyursun. Ancak insan öldürmenin bunca ağırlığına rağmen ‘kâfir’ sözcüğünü kullanmaktan imtina ederiz. Onun hesabını Allah’a bırakmak en güzelidir. Anadolu deyimiyle ‘ısıran köpeği ısırmak’ durumuna düşmemek gerekir. Beşeri olarak hangi cezayı verebiliyorsak veririz ama imanı üzerinden kimseyi yargılayamayız ta ki, onun imandan çıktığını gördüğümüz bir sözüne veya eylemine kadar.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir bilgiye sahip değilim.
Himmet, duası makbul bir kuldan dua talep etmek olarak anlaşılmalıdır. Bu da muteberdir. Mü'minler birbirlerinden, salih zat olarak zannettiklerinden dua isterler. Böyle bir himmetin bir sakıncası olmadığı gibi yapılması tavsiye edilecek işlerdendir. Eğer himmet, kim olursa olsun şu anda yaşayan veya ölmüş insanlardan birinden belli bir işi/desteği, isteyen adına yapmasını beklemek ise böyle bir iş, ashab-ı kiramın yapmadığı bir iştir. Onların yapmadığında da hayır yoktur.
Bu bakış ve düşünce tarzı doğru değildir. Müslümanların birbirine bakışı hüsnüzan esasına dayanmalıdır. Bir Müslüman’ın aksi bilinmedikçe iyi olduğuna inanmak zorundayız. Bilhassa bidat gibi kişinin imanına zarar verecek kadar hassas bir konuda karar vermek ve verilen kararı uygulamak hatadır, böyle düşünmemelisiniz. Elimizde o kişinin açık bir itirafı veya açık bir uygulaması olmadıkça bir Müslüman için böyle diyemeyiz. Bir başka nokta da bidat tek çeşit değildir. Kişiyi imansız denebilecek bir bataklığa çekebilecek bidat var, o derece olmayan mekruh denebilecek düzeyde bidat var. Üçüncü bir nokta da şudur: Camiler imamların değil Allah’ın evleridir. O iyi bu kötü diye seçmeye kalkarsak tek bir camimiz bile olmayabilir. Kendimizi evliya makamında görüp imamları tenkit ederek bir yere gidemeyiz. Camiye devam edeceğiz. İmamlardaki eksiklikleri birbirimize nasihat mantığı ile gidermeye çalışacağız. Gerekirse resmi makamları yani imamların üstlerini devreye sokacağız ama camiyi terk etmeyeceğiz. Cami üzerinden fitne, fitnelerin en yıkıcısı olabilir maazallah. Şeytana el kaptırmaya karşı dikkatli olalım.
Şöyle anlamalıyız: Tıbben kullanılması belirttiğiniz açıdan faydalı olan bir maddenin o şekilde kullanılmasında bir sakınca olmaz. Tıbben sakıncası bulunan bir nesnenin kullanılması ise sakıncalı kabul edilir. “Uğurlu olma” gibi bir hurafeye dayalı olarak kullanıldığında ise asla caiz olmaz, günahlardan bir günah işlenmiş olur.
Bir çürük ipe dizilmiş hayal da diyebilirsiniz, daha iyi anlarlar o zaman.
Hadsiz bir söz olmuş bu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dua ederken ellerini kaldırdığına dair pek çok hadis vardır. İbadet ve din konularında böyle ulu orta sözler söylenmemelidir.