Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben tövbe ettim ve ibadetlerime başladım. Her şey iyi giderken son günlerde sürekli iman hakkında kötü düşünceler aklıma geliyor ve daralıyorum. Hatta Allah artık benden razı değil mi diye her şeyi boşlayıp bir kenarda oturup hüzünleniyorum. Bu neden oluyor hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Doğru bir yoldasınız. Bunun için de şeytan sizi rahat bırakmıyor. Bu şu demektir; sizde taşlanacak meyveli ağaç var, bu nedenle de taşlara hedef oluyorsunuz. Yılmadan devam edeceksiniz ve sonunda biiznillah kazanacaksınız. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Böyle düşünceler yoğunlaşsa bile bunu imanınızla ilgili görmeyin. Bir şey yokmuş gibi devam edin ibadetlerinize. Bunların zihninize gelmesinden daha tehlikeli olan sizin bunlarla meşgul olmanızdır.
Selamünaleyküm. İmanınızı bozmayın. Haramları işlemeyin. İbadetlerinizi başta namaz olmak üzere ihmal etmeyin. Kul hakkına dikkat edin. Cennete girecek bir insan olarak yaşarsınız. Vesveseye gerek yoktur.
Aleykümselam.Asıl endişe etmeniz gereken durum, bu düşüncenizdir. Şeytan becerip sizi, derin düşünme oyunuyla oyalıyor. Düşünmeyin bir süre bunları. Kibir, riya ne olursa olsun kulluğa devam etmeyi kararlaştırın ve tatbik edin.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Selamünaleyküm. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Şeytan sizi, bir hataya düşürmüşken ardından da ibadetten umudunuzu kesmeye çalışıyor ki bu iki darbeyi aynı anda vurmaktır. Dikkat edin, kendinizi koruyun. O halinizin nedeni de vakit fazlalığı yaşamanızdır. Kendinize ilave iş bulun. Bir derneğe gidin, ziyaretler yapın. Kur'an okuyun. Vaktiniz size yetmiyor olsun.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Hayır, eski namazlarınızın tekrarını gerektirecek bir durum yoktur. Bugünden sonrasını Allah’ın izni ile tam yap, gerisini de Allah’ın mağfiretine havale et. Rabbim yardımcın olsun.
Ulemamızın büyük bölümü zikir yaparken; Dilin hareket etmesini ve İnsanın kendi sesini duyacak kadar sesli yapmasını şart görmüşlerdir.
Müslüman, ne zaman nisap miktarından mala sahip olur ve onun üzerinden bir kameri sene geçirirse zekâtını verir. Tarım ürünlerinde ise zekât mahsul alındığı gün verilir, yıl geçmesi gerekmez. Meşru bir gerekçe olmadıkça da zekât, vakti geldikten sonra ertelenmez. Vakti gelmeden önce zekât verilebilir. Ramazan ayı, bilhassa nafile ibadetlerin daha faziletli olduğu, yapanına daha büyük ecirler kazandırdığı bir zaman dilimi olduğu için muhtaçların duası da ona göre değerlidir diye zekâtın o ayda verilmesi arzu edilir. Bu, dini bir emir değildir. Kişinin zekâtı Ramazan ayına rastlıyordu ise zaten vaktinde verilmiş olur. Sonrasında idi de öne çekiyorsa sıkıntı olmaz. Ramazan ayından önce olduğu hâlde verme zamanı, Ramazan daha sevabı çoktur diye geciktirilirse bu uygun olmaz.
Zikir olan cümleler, anlamları kadar kendileri de ibadet niteliğindedir. Yüzde yüz anlam üzere söylenmeleri şeklinde bir şart yoktur ama zikrin kazandıracağı sevap açısından anlama sadakat ve teslimiyetin etkisi büyüktür. Bu noktaya yani sözü ve anlamını beraberce yürütmeye ancak uzun bir zamanla gelinebilir. Bu bir nevi eğitim olarak görülmelidir. Şimdi bu düzeyi yakalayamayan birinin tek çaresi yakalayana kadar tek yönlü de olsa devam etmektir. -Seyyidü’l-istiğfar adı üstünde en iyi istiğfardır. Yalnız onu söyleyen birinin ne söylediğini bilmiş olması gerekir. Ve kul hakkı ile alakalı olarak helalleşme, terk edilmiş ibadetlerin kazası, işlenmekte olan günahların terk edilmesi gibi ilave şartlar seyyidü’l-istiğfarın ne kadar samimi söylendiğinin belgesidir. Bu not bir kenarda biliniyorsa bu istiğfar muhteşemdir.
Kur'an okumak mahza ibadettir. Evet, namaz gibi abdest alınması, kıbleye dönülmesi ve benzeri ayrıntıları yoktur ama neticede Allah’ın huzurunda yapılan bir ibadettir. Buna göre de mü'min’in Allah’ın huzurunda duracağı vakar ve edep ile Kur'an okuması evla olan, sevap maksadına yakın olandır. Şu kadar var ki Kur'an okurken namazdaki gibi bulunulması da şart koşulmamıştır. Su içilebilir, ağza gıda konmasında sakınca olmaz. Sağa sola dönülmesinde veya bir soruya cevap verilmesinde sakınca olmaz. Bunlardan biri yapılırken okuma ahengini ve okunan âyetteki manayı bozmayacak bir dikkat ve titizlik de gösterilmelidir. Mesela su içilirken okumaya ara verilmiş olmalıdır.
Tevbe etmek, hatadan geri dönmektir. Daha sonra mesela namaz kıldı ise o da bir şehadet getirmek olur. İnşaallah dönüşü tamdır diye düşünürüz. Yalnız “he döndüm” diye yuvarlama cümlesi kurması bir dönme ve tevbe olmayabilir.