Fetva Meclisi
Soru
Zikir yaparken sesli olmamız kabul olması için şart mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Peygamber aleyhisselamdan zikir varit olduğu gibi o zikri nasıl yaptığı da varittir. Dolayısıyla onun yaptığı bir zikri ancak onun gibi yaparsak doğru bir iş yapmış oluruz. Bu da zikrin nasıl yapıldığını kaynağından öğrenmemizle mümkündür. Bundan sadece, bilmeyenleri öğretme gibi bir durum istisna edilebilir.
Cenazelerde toplu zikir yoktur. Ölüye sessiz dualar etmek en güzelidir.
Gıybetten ötürü önemli olan helallik almaktır. Bunu dil ile yüz yüze yapmak diye bir şart yoktur. Helallik alın yeterlidir.
Sigarayı haram gören biri için haram işleyen birine o anda selam verilemeyeceğinden selam vermemek gerekir.
Selamünaleyküm. Biz, dinimizi ashabı kiramdan öğrendik; onların yapmadığını DİN OLARAK yapamayız. Ashabı kiramdan o şekilde bir zikir çeşidi nakledilmemiştir. Yapılan işin içeriğinin güzel olması ibadet şekli olmasını gerektirmez. Bir mecliste oturup fıkıh öğrenmek, tefsir öğrenmek daha bereketlidir.
Zikir ve duada içten geçtiği gibi dille de kendimizin duyacağı kadar telaffuz etmemiz gerekmektedir. Zikir ve duanın sadece içten geçmesi bile ibadet olarak geçerlidir.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Müslüman, ne zaman nisap miktarından mala sahip olur ve onun üzerinden bir kameri sene geçirirse zekâtını verir. Tarım ürünlerinde ise zekât mahsul alındığı gün verilir, yıl geçmesi gerekmez. Meşru bir gerekçe olmadıkça da zekât, vakti geldikten sonra ertelenmez. Vakti gelmeden önce zekât verilebilir. Ramazan ayı, bilhassa nafile ibadetlerin daha faziletli olduğu, yapanına daha büyük ecirler kazandırdığı bir zaman dilimi olduğu için muhtaçların duası da ona göre değerlidir diye zekâtın o ayda verilmesi arzu edilir. Bu, dini bir emir değildir. Kişinin zekâtı Ramazan ayına rastlıyordu ise zaten vaktinde verilmiş olur. Sonrasında idi de öne çekiyorsa sıkıntı olmaz. Ramazan ayından önce olduğu hâlde verme zamanı, Ramazan daha sevabı çoktur diye geciktirilirse bu uygun olmaz.
Bunlar mevsimlik denebilecek geçici hislerdir. Abartma ve takılma bunlara. İbadetlerine devam et. Kendini yoğun tut. Boş vaktin olmasın. Bunlar gelip geçicidir.
Hayır, eski namazlarınızın tekrarını gerektirecek bir durum yoktur. Bugünden sonrasını Allah’ın izni ile tam yap, gerisini de Allah’ın mağfiretine havale et. Rabbim yardımcın olsun.
Zikir olan cümleler, anlamları kadar kendileri de ibadet niteliğindedir. Yüzde yüz anlam üzere söylenmeleri şeklinde bir şart yoktur ama zikrin kazandıracağı sevap açısından anlama sadakat ve teslimiyetin etkisi büyüktür. Bu noktaya yani sözü ve anlamını beraberce yürütmeye ancak uzun bir zamanla gelinebilir. Bu bir nevi eğitim olarak görülmelidir. Şimdi bu düzeyi yakalayamayan birinin tek çaresi yakalayana kadar tek yönlü de olsa devam etmektir. -Seyyidü’l-istiğfar adı üstünde en iyi istiğfardır. Yalnız onu söyleyen birinin ne söylediğini bilmiş olması gerekir. Ve kul hakkı ile alakalı olarak helalleşme, terk edilmiş ibadetlerin kazası, işlenmekte olan günahların terk edilmesi gibi ilave şartlar seyyidü’l-istiğfarın ne kadar samimi söylendiğinin belgesidir. Bu not bir kenarda biliniyorsa bu istiğfar muhteşemdir.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, Ramazan ayında i’tikâf tutardı. İlk onunda, orta onda ve kadir gecesi arayışı ile son anda tuttuğu olmuştur. İ’tikâfına sabah namazından sonra başlar sabah namazından sonra bitirirdi. Ramazan ayında bir engelden dolayı tutamadığı olursa Şevval ayında on gün i’tikâfa girerdi. İ’tikâf yeri mescidi idi. Evi mescide bitişik olduğu hâlde mescitte özel bir çadır kurdurur orada ibadet ederdi. İ’tikâf esnasında ibadet yoğunluklu olurdu. İnsanlarla bağlantısını çok aza indirirdi. Genel olarak ele alındığında i’tikâftan maksat: İnsanlarla ilişkileri azaltmak, Yemeğe sınırlama getirmek, Fazla sözü kısmak, Fazla uykuyu kısmak olarak belirlenebilir. İ’tikâf Ramazan dışında da yapılabilir. Bir saatlik de olabilir. Ama özellikle Ramazan ayında oruçlu iken tam bir gün ile başlayanı asıl olandır.
Kur'an okumak mahza ibadettir. Evet, namaz gibi abdest alınması, kıbleye dönülmesi ve benzeri ayrıntıları yoktur ama neticede Allah’ın huzurunda yapılan bir ibadettir. Buna göre de mü'min’in Allah’ın huzurunda duracağı vakar ve edep ile Kur'an okuması evla olan, sevap maksadına yakın olandır. Şu kadar var ki Kur'an okurken namazdaki gibi bulunulması da şart koşulmamıştır. Su içilebilir, ağza gıda konmasında sakınca olmaz. Sağa sola dönülmesinde veya bir soruya cevap verilmesinde sakınca olmaz. Bunlardan biri yapılırken okuma ahengini ve okunan âyetteki manayı bozmayacak bir dikkat ve titizlik de gösterilmelidir. Mesela su içilirken okumaya ara verilmiş olmalıdır.