Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben liseden beri namazlarımı hep tecvitsiz olarak kıldım. İlmihal bilgim de yoktu. Şimdi en doğru şekilde ilmihali öğrendim ve tecvitli okumayı da muvaffak olacak şekilde namazlarımı kılmaya niyet ettim. Bu durumda bundan önceki yanlış eda ettiğim namazlarım ne olur? Kaza etmem gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Teravihi de kaçırmasan iyi olur. Bari on rekâtını kıl, gerisini kaza kıl. Allah Teâlâ kabul buyursun. Hatalarımızı mağfiret etsin. Âmin.
Aleykümselam. Namaz kökten olmayacak kadar ağır yanlışlar olursa onları yeniden kılarsınız ama mesela verdiğiniz örnekteki hata namazın kabulüne mani değildir. Onu şimdi düzeltmeniz yeterlidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kılınan bir namazı bir sebeple bozarsak ya da kendiliğinden bozulursa elbette o namazı tekrar vakti çıkmadan kılarız. Yapılacak başka bir şey yoktur.
1- Geçmişte kazaya kalan namazlarınız için samimi bir tevbe edip kılmaya karar verin, Rabbinize söz verin. 2- Kendinize bir kaza namazı kılma takvimi yapın. Mesela 'her filan gün şu kadar kılacağım' deyin. 3- Bu programa sadık kalın. Ve yolunuza devam edin, hiçbir şeyi değiştirmeyin. Allah'a itimat edin.
Önlem almamış olsanız bile bahsettiğiniz özür sizde bulunduğundan dolayı özür sahibinin kıldığı gibi namazları eda etmiş olmanız kazayı gerektirmez. Namazlarınız tamamdır. Allah kabul etsin; şifalar versin.
Selamünaleyküm. Farz namazların öncesinde ve sonrasındaki namazları ihmal etmeyin. Diğer nafileleri, kazalar bitene kadar kılmayın. Doğru olanı budur.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Bunlar mevsimlik denebilecek geçici hislerdir. Abartma ve takılma bunlara. İbadetlerine devam et. Kendini yoğun tut. Boş vaktin olmasın. Bunlar gelip geçicidir.
Ulemamızın büyük bölümü zikir yaparken; Dilin hareket etmesini ve İnsanın kendi sesini duyacak kadar sesli yapmasını şart görmüşlerdir.
Müslüman, ne zaman nisap miktarından mala sahip olur ve onun üzerinden bir kameri sene geçirirse zekâtını verir. Tarım ürünlerinde ise zekât mahsul alındığı gün verilir, yıl geçmesi gerekmez. Meşru bir gerekçe olmadıkça da zekât, vakti geldikten sonra ertelenmez. Vakti gelmeden önce zekât verilebilir. Ramazan ayı, bilhassa nafile ibadetlerin daha faziletli olduğu, yapanına daha büyük ecirler kazandırdığı bir zaman dilimi olduğu için muhtaçların duası da ona göre değerlidir diye zekâtın o ayda verilmesi arzu edilir. Bu, dini bir emir değildir. Kişinin zekâtı Ramazan ayına rastlıyordu ise zaten vaktinde verilmiş olur. Sonrasında idi de öne çekiyorsa sıkıntı olmaz. Ramazan ayından önce olduğu hâlde verme zamanı, Ramazan daha sevabı çoktur diye geciktirilirse bu uygun olmaz.
Zikir olan cümleler, anlamları kadar kendileri de ibadet niteliğindedir. Yüzde yüz anlam üzere söylenmeleri şeklinde bir şart yoktur ama zikrin kazandıracağı sevap açısından anlama sadakat ve teslimiyetin etkisi büyüktür. Bu noktaya yani sözü ve anlamını beraberce yürütmeye ancak uzun bir zamanla gelinebilir. Bu bir nevi eğitim olarak görülmelidir. Şimdi bu düzeyi yakalayamayan birinin tek çaresi yakalayana kadar tek yönlü de olsa devam etmektir. -Seyyidü’l-istiğfar adı üstünde en iyi istiğfardır. Yalnız onu söyleyen birinin ne söylediğini bilmiş olması gerekir. Ve kul hakkı ile alakalı olarak helalleşme, terk edilmiş ibadetlerin kazası, işlenmekte olan günahların terk edilmesi gibi ilave şartlar seyyidü’l-istiğfarın ne kadar samimi söylendiğinin belgesidir. Bu not bir kenarda biliniyorsa bu istiğfar muhteşemdir.
Kur'an okumak mahza ibadettir. Evet, namaz gibi abdest alınması, kıbleye dönülmesi ve benzeri ayrıntıları yoktur ama neticede Allah’ın huzurunda yapılan bir ibadettir. Buna göre de mü'min’in Allah’ın huzurunda duracağı vakar ve edep ile Kur'an okuması evla olan, sevap maksadına yakın olandır. Şu kadar var ki Kur'an okurken namazdaki gibi bulunulması da şart koşulmamıştır. Su içilebilir, ağza gıda konmasında sakınca olmaz. Sağa sola dönülmesinde veya bir soruya cevap verilmesinde sakınca olmaz. Bunlardan biri yapılırken okuma ahengini ve okunan âyetteki manayı bozmayacak bir dikkat ve titizlik de gösterilmelidir. Mesela su içilirken okumaya ara verilmiş olmalıdır.
Tevbe etmek, hatadan geri dönmektir. Daha sonra mesela namaz kıldı ise o da bir şehadet getirmek olur. İnşaallah dönüşü tamdır diye düşünürüz. Yalnız “he döndüm” diye yuvarlama cümlesi kurması bir dönme ve tevbe olmayabilir.