Fetva Meclisi
Soru
Kişilik analizi noktasında kendini geliştirmek isteyen bir öğretmen adayı olarak çevremdekilerin hayatlarını gözlemliyorum ve yapmış olduklarından neler yapabileceklerine dair çıkarımlarda bulunuyorum. Lakin insanlarda bazı hatalar yerleşik yanlışlara dönüştüğü için onlar hakkında ileride yapabileceklerine dair bazı kötü düşünceler hâsıl oluyor. Bir hadisi şerifte ‘zan sözlerin en yalanıdır’ şeklinde bir ifade var. Benim yapmış olduğum bir öngörü mü yoksa sui zan mı? Bunu ayırt eden şey niyet midir? Öngörülerde bulunmadan yaşamak da insanlara karşı tedbirsizlik gibi geliyor. Sadece içimize hapsedebileceğimiz düşünceler de değiller çünkü bazen bu kişiler hakkında bilgi almak isteyenler oluyor. Nasıl cevap vermeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, biraz kendini sıkıştırıyorsun, dert ettiğin için de üzerindeki baskısı daha ağır duruma geliyor. Kendini kaderin kanatlarına sal, rahat edersin. Üzerine üzerine gitme, o sana gelecektir biiznillah.
Yanlış düşünüyorsunuz; savcı da siz hâkim de. Bu yanlış. Evlilik bir nasip işidir. Size nasip olsa idi siz o tavırların hiç birini yapamazdınız. Bir de yaşıtlarınızdan evlenenler kanatlanıp uçuyor mu zannediyorsunuz? Herkes dışarıdan seyrediyor, kim bilir içinden neler olup bitiyor. Siz böyle yaparak kendinizi yıpratıyorsunuz ve zamanla dışarıdan bakıldığında evlenilemez biri görüntüsü vereceksiniz. Oturun, işinizi gücünüzü yapın, kendinizi kaderin kollarına salın ve huzur içinde bekleyin. Göreceksiniz daha rahat olacaksınız ve vakti gelince de evlenmiş olacaksınız. Allah yardımcınız olsun.
Size verilen işi en güzel şekilde yapın. İnsanlara faydalı olun. Artık geçmişi düşünmeyin.
Önce şunu bilelim: Ahlâksız olmak matematiksel rakamlarla belirlenmiş bir değerlendirme değildir. Kiminde şu kadar kiminde de bu kadar bulunan ve genel olarak ahlâksızlık olarak ifade edilen bir olguya ahlâksızlık olarak puan verilmektedir. Bir insan tabiatındaki farklılıktan, ev ve çevre eğitiminin yanlışlığından, zulüm görmüş olmasından, ihtiraslarından, cahilliğinden, kendi ayıplarını bilememekten, kötü arkadaşların etkisinde olmaktan ve bütün bunların ana ekseninde imanı zayıf olmaktan ötürü ahlâk zafiyeti yaşayabilir. Dua ederek, iyi olmak için gayret ederek, iyilerle arkadaş olarak ahlâkını düzeltmeye muvaffak olabilir. Bu tespitten sonra aşağıda sayılanları özellikle Müslüman insanda bulunmaması gereken ahlâk zafiyetleri olarak bilebilirsiniz: Söz ve davranışlarda kaba, yıkıcı ve yırtıcı olmak. Tebessümü olmayan, asık suratlı kişilik sahibi olmak. Hemen sinirlenen, öfkesine hâkim olamayan kişilik sahibi olmak. Sürekli protesto eden, kınayan, ayıplayan, bağışlamayan biri olmak. Her çeşidi ile kibirli olmak. İnsanlarla alay etmek, eğlenmek, çirkin lakaplar takmak. Gıybet etmek, dedikodu yapmak. İkiyüzlü kişilik sahibi olmak. Suizan esaslı yaşamak. Sır yaymak. Yalan konuşmak, yalana aracı olmak.
Selamünaleyküm. Bir kere yüz yüze gelmeden bir insan hakkında iyi veya kötü karar vermek doğru değildir. Sanal alemde tanışmakla gerçek bir tanışma oluşmaz. Bence hiç tanışmamış gibi olsanız ve onu yok saysanız daha iyi olur.
O kişinin ne yaptığını ve ayrıntısını bilemediğim için onun yaptığı hakkında bir yorum yapamam ama sizin yanlış olduğunu bildiğiniz bir şeyi yapana tavır koymanız ve bu tavrı ileriki hayatınız için bir dönüm noktası yapmanız doğru olandır. Aranızda bir idrak farkı varsa bu fark en azından sizin ona karşı karar verme aşamasını erteleme gibi bir sonucu getirmelidir. Yarın başınıza gelebilecek bir sıkıntıdan önce bugünden tedbir almanız bunu gerektirir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nikâhta ne kadar ciddiyet kopukluğu olursa sıkıntı da o kadar büyür. Özellikle şahitlerin huzurunda bulunuluyorsa yani şahitlerle alakalı bir eksiklik, uzakta olma gibi durum yoksa imamın uzaktan katılması nikâh açısından geçersizlik oluşturmaz. Zira asıl olan iki şahidin uygun şekilde bulunmasıdır. Tekrar belirtelim ki, nikâhı mü'minin kalbini ezecek risklerle yapmamak gerekir.
Evet, kıraat açısından ortada bir hata vardır ama bunu namazın sıhhatini yok saydıracak çapta bir hata görmek için ilim ehlinin o imamı bizzat dinleyip karar vermesi gerekir. Bu nedenle camiyi ve cemaati terk etmeyi doğru bulmayız.
Bilerek ve hakaret maksadı güderek kıbleye sırt dönmek ya da ayak uzatmak söz konusu olmadıkça ayakların kıble yönüne gelmesi veya ters oturmakta sakınca yoktur. Hakaret maksadından tehlikeli sakıncalar doğar.
Bir insanın mesleği ressamlık olduğu için kazancı haram olur denemez. Ressamlık değil, canlı resmi çizmek sakıncalıdır. Onun da caiz olabilecek bölümü vardır. Bu nedenle o kişinin resimle ilgili din hükümlerini bilip tatbik ettiği sürece sakıncalı bir durumu yoktur. Bu açıdan ve çizgiden değerlendirin meseleyi.
Size öncelikle şunu söylemeliyim: Bu durum size ait bir sonuç değildir. Belki pek çok insan için olabilecekler arasında bir durumdur. Bunu da imanla ilgili kabul etmemek gerekir. Bir mide ağrısını nasıl kabul ediyorsak öyle kabul ederiz. Gelir ve geçer görmek gerekiyor. Sabırlı olun, yılmayın. Bu birinci tavsiyedir. İkinci olarak da muhakkak bir psikologla görüşün. Üçüncü olarak da gündeminizi biraz daha yoğunlaştırın. Kitaplar okuyun. Gezi yapın. Namazı cemaatle camide kılın. En az bir vakti muhakkak camide kılın. Faydasını siz de izleyeceksiniz. Dua etmeyi de unutmayın. Allah yardımcınız olsun.
Bu anlamı çağrıştıran sahih bir hadis bilmiyorum.