Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Hanefi mezhebine mensup bir kadınım. Öğle ve ikindi namazları, bazen de akşam namazı işyerindeyken vakit olarak çakışıyor. Mescid uzak, yemek arası dışında molam çok kısıtlı ve iş yerinden sık sık ayrılmam sorun oluyor. Özellikle günde iki kez mescide gidip abdest almak oldukça zorlayıcı bir hâl aldı. Namazı kazaya bırakmaktansa, Hanbeli mezhebini taklit ederek öğle ile ikindiyi, gerekirse akşam ile yatsıyı cem etmek istiyorum. Çünkü bu şekilde sünnetleri kılmadan farzları eda edip hemen işime dönebiliyorum. Bu şartlarda Hanbeli mezhebine uyarak cem yapmam caiz olur mu? Eğer uygunsa, bu namazlar öncesinde aldığım abdesti kendi Hanefi mezhebime göre almam yeterli olur mu yoksa Hanbeli mezhebine göre ayrı bir abdest mi almam gerekir? Yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Cevap
Benzer fetvalar
Belirli şartları taşıyan her Müslüman’a günde beş vakit namaz farzdır. Her namaz kendi vakti içinde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, “Namaz, müminler üzerine belli vakitlerde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır.” (en-Nisâ, 4/103) buyrulmaktadır. Bu itibarla normal şartlarda her namazın vaktinde kılınması gerekir. Ancak geçerli bir mazeretin olması durumunda namazlar birleştirilerek (cem’ edilerek) kılınabilir. “İki namazı birleştirmek” anlamına gelen “cem” öğle ile ikindi namazlarının öğle veya ikindi vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının da akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmalarını ifade eder. Hanefî mezhebine göre cem sadece hacılar için söz konusudur. Arefe (arife) günü Arafat’ta ikindi öne alınarak öğle vaktiyle birlikte(cem-i takdim sureti ile) kılınır. Aynı gün akşam namazı geciktirilerek, Müzdelife’de yatsı vaktinde birlikte (cem-i te’hir) kılınır. Bunun dışında namazları cem ederek kılmak caiz değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/127) Diğer mezheplerde (aralarında bazı konularda ihtilaf olmakla birlikte) sefer, yağmur, fırtına gibi mazeretlerle öğle ile ikindiyi veya akşam ile yatsıyı cem-i takdim ya da cem-i tehir yoluyla kılmak caizdir. Bu görüşün delillerinden birisi İbn Abbâs’ın verdiği "Resûlullah (s.a.s.) Tebûk seferinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı." (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 51-53 [705-706]) haberidir. Hanefîler bu ve benzeri hadislerde söz konusu olan cemin, sûrî (bir namazı vaktin sonunda, takip edeni de vaktin başında peş peşe kılarak, şeklen bir birleştirme) olduğunu söylerler. (Muvatta’, Salât, 203 [Şeybânî Rivâyeti, Bâb: 59]; Tahâvî, Şerhu me‘âni’l-âsâr, 1/162 [978-980]; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/173-174) Önemli mazeretlerin bulunduğu durumlarda Hanefî birisi de diğer mezhepleri taklit ederek anılan namazları cem ederek kılabilir. Mesela seferde olmak ,imtihan saatiyle çakışmak, doktorun ameliyatta iken namazı vaktinde kılamaması gibi zaruret ve ihtiyaç hâllerinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazları, cem-itakdim veya cem-ite’hir ile kılınabilir. Namazları birleştirerek kılacak kişi, bu namazları peş peşe ve sırasına göre kılar; iki farz arasındaki sünnetleri kılmaz, başka bir şeyle meşgul olmaz. Öğle ile ikindinin farzları, öğle veya ikindi vaktinde; akşam ile yatsının farzları, akşam veya yatsı vaktinde peş peşe, ara vermeden kılınır. Sabah namazı ne yatsı ne de öğle ile birleştirilemediği gibi ikindiyle akşam veya yatsı ile sabah da birleştirilemez.
Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın. Size engin sabırlar indirsin. Zihninize berraklık, ellerinize bereket versin. Âmîn. Bu görevde bulunduğunuz sürece siz: Biiznillah murabıt makamındasınız. Dakikalarınız, ibadet nitelikli kazancınız olacaktır. Bu niyet ve ihlasla görevinizi yapmaya çalışınız. Belki de ömrünüzün en kazançlı günlerini geçirmiş olacaksınız. İnsanların gerginliklerine tahammül etmeye çalışın. Tam anlamı ile sabır günlerinde kabul edin kendinizi. Her yaptığınız işi hatta arabada uyuklamanızı bile Allah rızası için ibadet niyetiyle ve Allah’tan ecir bekleyerek yapmaya çalışın. Devletin sizi süresiz oraya göndermesi fıkıh ifadesiyle sizin seferi durumda olmanızı gerektirir. Seferi olduğunuza göre de Cuma namazı için camiye gidip kılabilirseniz kılarsınız. Ama cuma namazı size farz değildir. Cuma yerine öğlen namazını da kılabilirsiniz. Vakit namazlarını da cem ederek kılabilirsiniz. Cem etmek şudur: Öğleyi ikindi vaktine erteleyerek veya ikindiyi öğlen vaktine çekerek aynı anda kılarsınız. Aynı şekilde akşamı yatsı vaktine çekerek veya yatsıyı akşam vaktine çekerek kılarsınız. İki şekliyle de olur. Öğlen, ikindi ve yatsı namazlarının farzlarını ikişer rekât kılarsınız. Vakit namazların sünnetlerini kılmayabilirsiniz de. Sadece sabah namazının sünnetini muhakkak kılmaya çalışın. Abdestte kolaylık olması bakımından bot giyiyorsanız onu mest gibi kullanabilirsiniz. Ramazan ayı günlerinde orada görevde olmaya devam ederseniz oruçlarınızı erteleyebilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sizin için dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Doksan km. den uzun bir mesafeye giden biri yol esnasında, orada on beş günden az kalacaksa ve orası kendisine ait yeri değilse orada seferi olur. Farz namazların dört rekât olanlarını iki rekât olarak kılar. Ramazan ise orucunu erteleyebilir. Hanefi mezhebi dışındaki bir mezhebi izliyorsa namazlarını cem edebilir. Özellikle Hanefi mezhebi kaydını koyuyorum çünkü Hanefi mezhebinde seferilikte cem yoktur. Seferiliğin her çeşidinde 'seferilik' gerçekleştiği sürece cem etmek mümkündür. İkindi namazının vakti hususundaki görüş farklılığı, şu andaki takvimler itibara alındığında aynı anda tatbik edilebilmektedir. Ortada ihtilaf gibi bir durum yoktur. Mevcut takvimlere riayet etmek daha uygun durmaktadır. Allah Teâlâ'dan sebat ve ihlas dileriz. Duanızı bekliyoruz.
Önce şunu bilmelisiniz: Namazların cem edilmesi Hanefi mezhebi fukahasınca tatbik edilmez. Eğer diğer mezheplerden birinden iseniz yaptığınızda hiçbir sakınca yoktur. Vakit bitmeden evinize dönmüş olsanız bile tekrar kılmanız gerekmez. Allah kabul etsin.
Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun. Size büyük ecirler kazanmayı nasip etsin. Bulunduğunuz ortamda abdest ve namaz konusunda muafiyetiniz olmaz. Bazı kolaylıklar olur. Onları da şöyle özetleyebiliriz: a- Abdest almanız aşırı soğuk veya başka bir sebeple imkânsız olursa teyemmüm edin. Teyemmüm şudur: Temiz bir toprağa/toprak saksıya/toprak ürünü bir yüzeye iki elinizi temas ettirin. Ellerinizi yüzünüze abdestte yıkıyor gibi sürün. Tekrar aynı yere iki elinizi temas ettirin. Sol elinizle sağ kolunuzu yıkıyor gibi sıvazlayın. Sağ elinizle de sol kolunuzu yıkıyor gibi sıvazlayın. Teyemmüm budur. Abdest almış gibi sayılırsınız. Abdestiniz bozulunca bir daha teyemmümünüz bozulacak. Gusül gerekli olursa abdestteki durum onun için de geçerlidir. Aynı teyemmümü suyu kullanamama halinde gusül için de yaparsınız. b- Namaz kılmada vakit veya yer problemi, hasta yoğunluğu gibi durumlar olursa sadece farzları kılın. c- Yoğunluk durumunuza, sıkışıklığa ve acil destek gerekliliği gibi durumlarda öğlen ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirerek kılabilirsiniz. Bunu şöyle yaparsınız: Öğlen vaktinde sıkışık olursanız ikindi ile birleştirmeye niyet edersiniz ve akşam olmadan ikişer rekât olarak öğlen ve ikindiyi kılarsınız. Vaktiniz müsait ise ikindiyi, öğleni kılarken de kılabilirsiniz. Zaten seferi olduğunuz için ikişer rekât kılacaksınız. Aynı şeyi akşam ve yatsı için aynı şekilde yapabilirsiniz. d- Hastalarla ilgilenirken hatta istirahat ederken bile ibadet hâlinde olduğunuzu bilin. Belki ömrünüz boyu bir daha size nasip olmayacak kadar büyük bir ibadet içinde olacaksınız. Allah yardımcınız olsun. İşinize kolaylık versin. Âmîn.
Bilindiği gibi namaz, dinimizin ifasını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehâdetten sonra, İslam binasının üzerine kurulduğu beş esastan birincisidir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her Müslümanın namaz kılması farzdır. Namaz, uyuyakalmak, unutmak ve baş ile de olsa îma ile kılamayacak kadar hasta olmak gibi meşru bir mazeret bulunmadıkça kazaya bırakılamaz. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, uyandığı veya hatırladığı vakit kılsın.” (Buhari, Mevakit, 37; Muslim, Mesacid, 314-316) buyurmuştur. Meşguliyeti çok olmak, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuk gibi durumlar namazın ertelenmesi için özür sayılmaz. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Öyle adamlar vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alışveriş, Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyabilir. Onlar, dehşetinden kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar.” (Nur, 24/37) İşverenin veya iş yerinde sorumluluk alan kimsenin, namaz kılmak isteyen memurlarına ve işçilerine, Cuma namazını ve beş vakit namazı kılabilme imkânını sağlaması gerekir. Ancak çalışanın da işini aksatmaması ve iş disiplininin korunması açısından işverenin veya amirlerin iznini alması uygun olur. İzin verilmemesine rağmen kılınan namaz geçerlidir. Namaz kılma imkânı bulunmayan bir yerde çalışan kimsenin bu imkânı bulabileceği bir iş araması uygun olur. Eğer çalışanlar aramalarına rağmen başka bir imkân bulamazlar ise; öğle ile ikindiyi, ya ikindiyi öne alarak öğle vaktinde ya da öğleyi geciktirerek ikindi vaktinde; akşam ile yatsıyı da yatsı vaktine geciktirerek veya yatsıyı akşam vaktine alarak (cem ederek/birleştirerek) kılabilirler. Fakat bunun bir zaruret hükmü olduğunu hatırdan çıkarmazlar. Namazı cem ederek de kılma imkânı bulamayanlar, kılamadıkları namazları ilk fırsatta kaza ederler. Bu bağlamda yatsıdan sonra da kaza ederler ve ayrıca tövbe istiğfarda bulunurlar.
cem etmek konusundaki diğer fetvalar
Hangi mezhepten iseniz gereğini yapınız.
Özellikle Hanefi mezhebi içtihatlarında böyle bir şey yoktur ama ulemamız genel olarak belirttiğiniz hasta gibi bir hastanın öğle ile ikindiyi cem etmesine ruhsat vermiştir. Belirttiğiniz hastanın şartlarında öğle ile ikindi birleştirilebilir. Geçmiş olsun.
Namazları cem etmek öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı ya önceki ile birleştirmek veya sonrakinin vaktinde kılmak demektir. Hanefi mezhebi görüşünde hac günleri dışında cem etmek yoktur. Diğer mezheplerde ise vardır. Yalnız bu üç mezhebin ortak olabilir dediği seferîlik şartları için geçerlidir. Hastalık gibi ağır bir özür nedeniyle namazları cem etmek Maliki ve Hanbeli mezhebine göre vardır. Bu duruma göre hastamızın hiç kılamamak gibi bir durumu olmaktansa cem etmesini uygun bulabiliriz.
Muasır ulema arasında Hanefi mezhebi uleması arasında fetvasına itibar ettiklerimizden, 'trafik sıkışıklığı nedeniyle namazı araç içinde iken cem etme' yönünde bir cevaz vereni bilemiyorum. Zira Hanefi mezhebinde cem etmek yoktur. Hanbeli mezhebinde ise cem etmede 'zorluklar' dikkate alınarak ruhsat verilmektedir. Zannımız odur ki, muasır Hanbeli uleması, trafik sıkışıklığını özür kabul etmektedirler. Size tercih yapmanız yönünde bir tavsiyede bulunamayacağız ama genel durum budur. Allah yardımcımız olsun, hatalarımızı mağfiret buyursun.
Bu nedenle namazı cem etmeniz mümkün değildir.