Fetva Meclisi
Soru
Kayınbabam ilk evliliğinden resmi olarak boşanamadığı için ikinci evliliğini sadece dini nikâhla yapıyor ve maddi bir güvence olarak ikinci eşin üzerine bahçesinin tapusunu geçiriyor. Kayınbabam vefat etti ve ilk eşi bahçeden pay almak için ikinci eşi mahkemeye verdi. Mahkemenin kazanılması için iki yalancı şahit bulunacak. Eğer mahkeme yalancı şahitle kazanılırsa bu bahçenin mahsulü ve geliri helal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâhın sahih olması için erkek taraf açısından bir izin şartı yoktur. Nikâhlanmak isteyen erkek, babasından veya eşinden izin almak durumunda değildir. Kaçak gibi bir nikâh ise geçerli olsa da ahlâkî değildir. Eşinizin duyurmama yönündeki talebi ise onun gönül hoşnutluğu açısından sizi bağlayıcıdır. En az iki şahidin huzurunda mehir tespit ederek ve sizin de hanımızın da özel şartları şahitlerin huzurunda konuşularak nikâhlanmanız hâlinde sakıncalı bir iş yapmış olmazsınız. Ancak ikinci hanımızın, birinci hanımınızdaki her şeyi eşit bir şekilde sahiplenmesi gerekiyor. Geceyi paylaşmadan, ekonomik imkânlara kadar her hususta aynı şartları sahiplenme hakkı vardır. Bunlardan bir kısmından feragat etmek de onun hakkıdır. Bunları da genişçe şahitler huzurunda beyan edin. Allah'a emanet olun.
Aile ve evlilik ciddi bir müessesedir. Bir kimsenin dünyevî bazı kazançlar elde etmek için nikâhı suistimal etmesi doğru bir davranış değildir. Mesela bir kişinin, yurt dışında çalışabilmek için oturum izni almak maksadıyla bulunduğu yerin vatandaşlarından birisi ile formalite evliliği yapması veya vefat eden babasının emekli maaşından yararlanmak üzere eşinden mahkeme kararıyla boşanması nikâhın suistimal edilmesinin örneklerindendir. Yanlış ve yalan beyanlarla elde edilen kazanç, haksız bir kazançtır. Haksız yollarla elde edilen kazanç ise haramdır. Bu gibi durumlarda mahkeme yoluyla boşanan eşler, dinî hükümlere göre bir bâin talâkla boşanmış olurlar. (es-Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 2/41) Evliliklerini devam ettirmek istemeleri hâlinde, daha önce aralarında boşama olmamış ise yeni bir nikâh kıymak suretiyle aile hayatlarına iki nikâh bağıyla devam edebilirler.
Allah doğmuş ve doğacak çocuklarınızı sâlihîn, âbidîn ve mücâhidîn listesine alsın. Baba hatalı da olsa kapının önüne bıraktığı ayakkabısıyla bile olsa kavga edilmemelidir. Babaya saygı konusunda taviz vermeden devam edilmelidir. Bu babanın yaptığı her işin doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Gerek eski eşine gerekse çocuklarına yaptığı haksızlıkların cezası Allah'a aittir. Bu aşamadan sonra babanızın da nasihatine değer verdiği büyüklere müracaat edilmelidir. Bu konuda kendilerinden tavsiye alınmalı ve gerekirse aile büyüklerinin olduğu bir meclis oluşturulmalıdır. Kendi başınıza çözmek yerine büyüklerinizi devreye sokarak halletmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/zulmeden-babayla-ve-akrabalarla-iliski-nasil-olmali
Bir erkeğin iki, üç, dört hanımla aynı anda nikâhlanması fıkhen mümkündür. Bu hanımların birbirlerinden haberdar olmaları ise nikâhın şartlarından değildir. Bunu bir iç huzur meselesi olarak görebiliriz. Nikâha değil ama huzura etki edebilir. O da erkeğin halletmesi gereken bir meseledir.
Nikâhın sahih olmasının en önemli şartı iki şahidin huzurunda icra edilmesidir. Erkeğin nikâhlı bulunduğu eşinden izin alması diye bir şart yoktur. Bu, onun ahlâki yapısıyla ilgili bir durumdur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Nikâhın şartlarından biri ilk hanımın ikinci hanımdan haberdar olması değildir ama ortada bir ahlâk zafiyeti veya ciddiyeti vardır. O açıdan meseleye bakılmalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ayrıntısını bildiklerine ayrıntılı, bilmediklerine de umumi bir tevbe yapmalı ve bir daha tekrar etmeme azminde olmalıdır öyle bir kişi. Gerisini de Allah'a havale eder.
Eğer dünyaya dalmayı unutturuyorsa ne güzel, keşke bütün mezar taşlarını okuyup dursak! Böyle bir ikaz yapan sahih bilgimiz yoktur.
Mushafı öpmek şeklinde bir ibadet yoktur. Mushafa saygı olarak yapılmasında ise bir sakınca yoktur. Bu bir saygı olarak yapıldığında inşaallah saygıdır, bir ibadet olarak mesela bir sureyi okumak gibi icra edildiğinde ise bir kaynağı yoktur.
Sirk veya bir spor dinlenme, eğlenme konusu olabilir. İlke olarak sirke gitmek, spor izlemek haram değildir. Aşağıdaki noktalara dikkat edildikten sonra sirke veya spora karşı bir mani olmaz: a- Gidilen yer sihir ve benzeri haramlar üzerine kurulu olmamalıdır. b- Hayvanlara eziyet üzerine kurulu bir eğlence olamalıdır. c- Oyuncuların veya çevrenin kadın/erkek açısından avret sayılacak avretlerini teşhiri söz konusu olmamalıdır. d- İzleyicilerin erkek/kadın karma oturmaları söz konusu olmamalıdır. e- Böyle bir katılım kişinin, insanî vazifelerini ve ibadetlerini engellememelidir. Ailesini ihmal etmeyi veya namaz vaktini geçirmeyi örnek alabiliriz.
Bu bize ait bir kavram değildir. Batı kültüründe Hıristiyanlığa bağlı insan anlamına kullanılmakta iken bizde de 'dindar insan' anlamında ya da 'kültürünü koruyan insan' anlamında kullanılmaktadır. Bizde ise mü'min, muttaki gibi kavramlar kullanılır, kullanılmalıdır.
Irkçılığı benimsemiş bir mü'min, yasak olan bir işe dadanmış bir mü'min olabilir. Herhangi bir yasak işi yapana ne yapılıyorsa o yapılır: A- Emribilmaruf ve nehyi anilmünker yapılır. b- Fayda etmediği görülürse mü'min kardeşlik ilkesine zarar vermemek için mesafeli ve seviyeli durulmaya çalışılır.