Fetva Meclisi
Soru
Bir süredir Bursa’da yaşıyorum, Ulu Cami’ye yakın bir yerde. Hamd olsun oradaki cemaate de yetişebiliyorum. Bu caminin ziyaret edeni çok olduğundan birkaç şey kafama takıldı; meşhur bir vav harfi var, belki batıl bir inanç ama insanlar onun karşısında namaz kılmak için birbiriyle yarışıyor, en da çok kadınlar, bazen caminin ortasında namaza duruyorlar. O kadar erkeğin içinde kadının namaz kılması doğru mudur? Doğru değilse kılanları uyarmalı mıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Aradan yol geçmesi ya da yol geçecek kadar bir mesafe bulunması hâlinde cemaate uyma gerçekleşmez.
Elbette yanlış bu ama bir de 'bari bir namaz kurtarsın!' savunmasına diyecek şey bulamıyoruz. Halimiz budur, akıbetimiz hayrolur inşaallah.
Namazda siluetin görülmesi ile bizzat bedenden bir bölümün görülmesini aynı görmemeliyiz. Evet, takva ve kalp huzuru bakımından sizin hassasiyetiniz güzel ama oturarak kılmanızı gerektirecek bir düzey değildir.
Bu bakış ve düşünce tarzı doğru değildir. Müslümanların birbirine bakışı hüsnüzan esasına dayanmalıdır. Bir Müslüman’ın aksi bilinmedikçe iyi olduğuna inanmak zorundayız. Bilhassa bidat gibi kişinin imanına zarar verecek kadar hassas bir konuda karar vermek ve verilen kararı uygulamak hatadır, böyle düşünmemelisiniz. Elimizde o kişinin açık bir itirafı veya açık bir uygulaması olmadıkça bir Müslüman için böyle diyemeyiz. Bir başka nokta da bidat tek çeşit değildir. Kişiyi imansız denebilecek bir bataklığa çekebilecek bidat var, o derece olmayan mekruh denebilecek düzeyde bidat var. Üçüncü bir nokta da şudur: Camiler imamların değil Allah’ın evleridir. O iyi bu kötü diye seçmeye kalkarsak tek bir camimiz bile olmayabilir. Kendimizi evliya makamında görüp imamları tenkit ederek bir yere gidemeyiz. Camiye devam edeceğiz. İmamlardaki eksiklikleri birbirimize nasihat mantığı ile gidermeye çalışacağız. Gerekirse resmi makamları yani imamların üstlerini devreye sokacağız ama camiyi terk etmeyeceğiz. Cami üzerinden fitne, fitnelerin en yıkıcısı olabilir maazallah. Şeytana el kaptırmaya karşı dikkatli olalım.
Selamünaleyküm. Namaz vaktinin çıkması gibi bir tehlike söz konusu ise o ortamda bayan namazını kılabilir. Bu kılma erkekler önde kadın arkada şeklinde olur. Kalabalık nedeniyle bu sağlanamayacaksa ve kadının tesettürüne zarar gelecekse oturarak kılabilir.
Selamünaleyküm. Bu tespitiniz doğrudur, herkesin ekmek ticareti yaptığını düşündüğümüz bir pazar yerini andırıyor bu çalışma. Ortada bir eksiklik vardır ama eksiklik var diye de olanı reddetmemiz gerekmiyor. Başta siz olmak üzere eksiklik görenler gördükleri eksikliği gidermek için çalışacaklardır. Ayrıca yaygın olan sizin tespitinizdir ama İslam'ı bir bütün olarak ele alanların da varlığını inkâr etmemiz gerekmez. En iyisini bulmaya çalışırız, buluncaya kadar da eldekini değerlendiririz, böylesi daha iyidir. Allah yardımcımız olsun.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Bid'atlerle mücadele çetindir. Bu ümmetin en derin iç meselelerrinden biri olarak bid'atler pek çok önder şahsiyeti yıpratmıştır. Bu nedenle size, 'ömrünüzü bid'atlerle mücadele ayırın' dememiz yanlış olur. 'Bid'ate teslim olmak' da din açısından bir tehlikedir. İmanımızı bile silip götürebilir bir tehlike olarak görürüz onları. Örneğini verdiğiniz ortamlarda ÇOK KISA ZAMAN DİLİMLERİ olarak ve hiçbir tartışmaya girmeden, YİYİP İÇMEDEN konuşup çıkarak katılabilirsiniz. Bundan ötesi sizi tüketir.
Din bilgisi olarak kastedilen ZARURATIDİNİYYE, bilinmemesi durumunda insanın ya mü'min olmasını imkânsızlaştıracak ya da amel olarak bilinip yapılmadığında Müslüman olmayı zorlaştıracak bilgi kastedilir. Meleklere iman etmek birinci bölümün örneği olarak alınabilir. Namazın farz olduğunu bilmek de ikinci bölümün örneği olarak alınabilir. Bu bilgi, kişiden kişiye, zamandan zamana ve mekândan mekâna göre de az veya çok farklılık gösterebilir. Sıradan bid'atler ise bu bilgi listesinde bulunmaz.
Himmet, duası makbul bir kuldan dua talep etmek olarak anlaşılmalıdır. Bu da muteberdir. Mü'minler birbirlerinden, salih zat olarak zannettiklerinden dua isterler. Böyle bir himmetin bir sakıncası olmadığı gibi yapılması tavsiye edilecek işlerdendir. Eğer himmet, kim olursa olsun şu anda yaşayan veya ölmüş insanlardan birinden belli bir işi/desteği, isteyen adına yapmasını beklemek ise böyle bir iş, ashab-ı kiramın yapmadığı bir iştir. Onların yapmadığında da hayır yoktur.
“Kâfir saymak” en son ve en zor kullanılabilecek kavramlardandır. Özellikle Ehl-i Sünnet uleması “kâfir sayılır” ifadesini kolay kolay kullanmamışlardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra bu ümmetin başında Ebu Bekir radıyallahu anh halife olarak bulunmuştur. O zamanın bütün Müslümanları da buna razı olmuştur. Bu durumu daha sonra kabul etmeyen ve onun halifeliğini kabul etmeyen bid’at ehli kabul edilmiştir. Bazı Hanefi uleması öylelerini kâfir olarak görmüşlerse de genel kanaat küfürden önceki nokta olan bid’at noktasında bulundukları şeklindedir.
Aleykümselam. Yaptıklarınızda bid'at yoktur. Bid'atleri değil de bid'at olmayan şeyleri öğrenmeniz daha doğru olur. Bunun için de ibadetlerde ilmihal kitabını, ahlâk ve benzerinde de Riyazu's salihin'i okuyun.
Camilerde MEVCUT YAPILAN ŞEKLİYLE tesbihat, bid'attir. Bu bid'atin bu şekilde uygulanmasında fayda mülahaza edildiği için sürdürüle gelmiştir. Meseleye bu şekilde bakıldığında, yapılmasında faydalar görüldüğü kadar sakıncalar da ileri sürülebilir. Herkes kendi görüşü ile hareket etmeli ama insanların kalbine vesvese bırakmamalıdır.