Fetva Meclisi
Soru
Spiralle alakalı, kanda sürekli demir düşüklüğü, demir depolarının boş oluşu ve sürekli kan ilaçları kullanma mecburiyeti, ilaç bırakılınca kanın tekrar çok aşağı seviyelere düşmesi ve vücudunda düşmesi sağlık yetersizliği… Bu, tıbbi zorunluluğa giriyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimiz ibadet yükümlülüğünü AKLI OLANLARA getirmiştir. Akıl nimeti olmayanın veya onu kaybedenin ibadet sorumluluğu da olmaz. Bu nedenle kişilerin akli melekelerinin ne durumda olduğuna bakılarak ibadet yükümlüsü olup olmadığına karar verilebilir. Duygular ve vicdan gibi değerler bu açıdan ölçüm cihazı değildir. Böyle bir karar sadece gece ve gündüzü ayırt edememekle verilmeyebilir. Psikolojik ve psikiyatrik sorunları ibadet sorumluluğu açısından tek başına mükellefiyeti düşürücü olarak göremeyiz ama önemli bir karine olarak görebiliriz. Buna da kişiyi tedavi eden doktorun hastalığın akıl melekesini kullanmaya etkisi ile alakalı raporu üzerinden karar verebiliriz. Bir başka boyut da şudur: Söz konusu sıkıntı gelip geçici ise sıkıntı geldiği dönemlerde ibadet düşecek, düzelme durumunda devam edecektir. Sıkıntı artık sürekli ise genel hüküm uygulanacaktır. Kolaylık olması bakımından sağlık ocaklarında yapılan testleri de yaptırabilirsiniz. Mesela noterde işlem yapma ehliyeti var mı, bakılabilir. Allah yardımcınız olsun.
Bu süreci yürüten doktorun tavsiyesine uyarsanız vebal altında olmazsınız biiznillah.
Taktırmadaki yanlış nedeniyle zamanı gelmeden çıkarılması gerekmez. Taktırma usulünde hata vardır, kullanılmasında hata yoktur. Hepimiz hatalarla dolu bir hayat yaşıyoruz. Tevbe ederek, tekrar aynısını ve benzerini yapmayarak Rabbimizin yolunda ilerleyeceğiz. Allah yardımcımız olsun.
Bir kere devlet hastanede yazılan her ilacı neredeyse kayıt altına alıyor, almalıdır da. Bunda bir sakınca görülmemelidir. İkinci olarak da bu bir hile ve yalanın karıştığı iştir. Bu açıdan caiz olması mümkün olmaz. Üçüncü olarak da şu ayrıntıyı bilmemiz gerekiyor: Memur alımında sorun oluşturuyor diye endişe ediliyor ama bu tür ilaçlarla tedavi görmüş birinin iyileşti veya iyileşmedi, toplumun içinde gizlenmiş olması ne kadar kabul edilebilir bir iştir? Bu kimselerin sadece evlenmesi ile oluşabilecek sorun bile vebale girmek açısından yeterli kabul edilmelidir. Netice olarak başkasının adına ilaç yazdırıp almak hiledir, helal olamaz.
Bir kere görüştüğümüz doktorlar, bu tür ilaçların tanıtıldığı gibi gerçekçi olmadığını beyan ediyorlar. Sağlık bakanlığının böyle bir tavsiyesi bulunmuyormuş. Bu durumda ilaç nitelikli kabul edilmeleri zorlaşıyor. İlaç olmayınca da zaruret yoktur. Burundan birkaç damla mideye doğru inecek olursa oruç bozulur. Böyle bilinmelidir.
Özellikle alternatifi bulunmayan ilaçlardan ise kullanabilirsiniz. Doktorunuza sorun, size alternatifini yazabiliyorsa onu kullanın. Geçmiş olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Söz konusu yazarın hangi hatasını tespit ettiğinizi bilemedim. Her insanın kitabında yanlışlar olabilir, kimse masum değildir. Muhakkak okunması gereken bir kitap değildir o kitaplar. Kalbinizi rahatsız etti ise başka yazarların kitaplarını okuyun.
Bir damla gözyaşı, bir kıpırdama da tevbe olarak yetebilir ama asıl olan kulun tevbeyi ciddiye almasıdır. Kul ciddiye aldıkta sonra umut yüksektir. Sözünü ettiğiniz örnek, kulun ciddiyetinin yüksekliğine örnektir. Törene gerek yok ama ciddi tutmaya gerek vardır. Bu şekilde anlayalım.
Eşin evi ihmal hakkı yoktur. Cihat bile olsa yaptığı, kadını Allah’ın emanet olarak görmelidir. Bu durum yani böyle bir eksiklik, erkeğin hatasından da kaynaklanabilir, kadının kendini yanından ayrılmanın zor olduğu biri yapamamasından da kaynaklanabilir. Kırmadan, dağıtmadan konuşma yoluyla bunun giderilmesi gerekir. Aman dikkat edin, bu şikayet bir zaman sonra çok kötü gidişatın işaretçisi olabilir aman dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
Bayanların erkeklerle telefonda konuşması bir aşırılık ihtiva etmediği sürece sakıncalı değildir. Çalışmak zorunda iseniz o şekilde çalışılabilir.
Eğer o verdiğiniz bilgi insanlar tarafından uygulandığında bir yanlış yapacaklarsa ulaşabildiğiniz kadar insanlara ulaşıp bilginin doğrusunu söylemeniz gerekir. Böylece hem mü'mince bir tavır göstermiş hem de hatayı düzeltmiş olursunuz. İnsanız elbette hata ederiz. Hatada inatlaşırsak asıl yanlışı yapmış oluruz.
Ölü doğan çocuğa canlı yaşayıp ölen gibi muamele yapılması gerekmez. Bir mezara da konabilirler.