Fetva Meclisi
Soru
Hocam babam artık gece ve gündüzü ayıramayacak hale geldi. Psikolojisi de çok bozuldu. Psikolojisi bozuk birinin ibadeti olmaz deniyor. İbadet sorumluluğu devam ediyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ babanıza afiyet size sabır ihsan etsin. Tıp ehlinden öğrendiğimiz kadarı ile bu hastalığın (alzheimer) üç kademesi bulunmaktadır. Bu kademeleri şöyle sıralayabiliriz: Hafif olan; Aynı şeyi çokça tekrar etme, Daha önemsedikleri şeylere ilgi azalması, Bildikleri isimleri hatırlamada zorlanma, Gereğinden fazla bir şeyi arama, Şahsiyetlerinde değişiklik, Zor konuları kavramada tıkanma gibi belirtileri olur. Orta durumda olan; İyi bildiği bir yerde kaybolmaları, Son olayları hatırlamamaları, Giyim kuşanma dâhil iş yaparken yardıma ihtiyaç duymaları, Normalinden fazla tartışmaları, Olmamış olayları hayal etmeleri, Uyku problemi yaşamaları, Çok dolaşmak istemeleri, Toparlama zorluğu çekmeleri ile belirginleşirler. Son evrede olanlar; Sözcük kullanma ve anlamada, Aile bireylerini tanımada, Kendini kollamada, Tek başına harekette becerileri yoktur. Birinci evre olan hafif hastalar için sağlıklı insandaki gibi ibadet ve diğer sorumluluklar devam eder. Son evrede olanlar için ise ibadet ve sorumluluk tamamen kalkar. Artık o bir akıl engellisi durumunda olur. Orta derecede hasta olanlarda ise anlık kararlar verilir. İş/ibadet yapacağı andaki durumu aklı yerinde ise akıllı değilse aksi karar verilir. Başkalarına verdikleri zarar tazmin edilmelidir. Boşamasının kıymeti yoktur. Ekonomik/yasal değeri olan sözleşme yapması muteber olmaz. Sözlerinin bağlayıcılığı yoktur. İkinci ve üçüncü derecedeki hastalar için veli/vasi tayin edilmesi gerekir.
Bahsettiğiniz farz olan sorumlulukların düşmesi aklını tamamıyla yitirmiş deliler için geçerlidir. Sizin gibi rahatsız olanlar için geçerli bir mazeret değildir. Durumunuz bedeninde bir rahatsızlıktan dolayı secde edemeyip de îmâ ile namazını kılan kimseye benzer. Siz yapabildiğiniz kadarıyla yükümlüsünüz. Örneğin ilaçların verdiği uyku ağırlığı sebebiyle uyuya kaldığınızda sorumlu olmazsınız; kalktığınızda kaza edersiniz. Veya abdest alırken psikolojik olarak sizi zorlayan o vesveseyi yapmadığınızda (kolunu yıkamadın, abdestin bozuldu gibi) Allah katında mesul değilsiniz. Allah şifalar versin.
Bu nörolojik hastalık ehliyeti yani ibadetle mükellef olma halini kaldıran düzeyde değilse ki genelde öyle biliniyor, ibadet açısından tamamen sorumluluğunu kalkmış kabul edemeyiz. Doktordan öğrendiğimiz kadarıyla bu hastalık vücudun bir tarafını hissetmeme, fark etmeme şeklinde seyretmektedir. Allah teala bundan ve benzeri tahammül edilemez hastalıklardan hepimizi muhafaza buyursun. Amin. Böyle bir hasta namaz başta olmak üzere ibadetleri yapmalıdır. Çünkü şuurunu kaybetmemiştir. Şuurunu kaybetme söz konusu olursa ibadet sorumluluğu düşer. Abdestte belli organları yıkayabiliyorsa onları yıkar. Çevresindekiler yardım edebiliyorsa eksikleri tamamlar. Çevresindekileri de anlayamıyor durumda ise -ki bu hastalığın öyle olduğu söyleniyor- yıkayamadıkları için teyemmüm eder. Teyemmüm de yapamıyorsa bu sorumluluğu kalkar. Gusül için de aynı durum geçerlidir. Suyun altına geçip ıslatabildiği kadarını ıslatarak gusleder. Namazı da ne kadar ve nasıl kılabiliyorsa öyle kılar. Doktoru izin veriyorsa orucunu tutar. İzin vermiyor veya tutamıyorsa fidye verir. Fidye verecek durumu yoksa o da düşer. Diğer ibadetler için de durum böyledir. Son ölçü şuurunu kaybetmesidir. Şuurunu tekrar geri gelmeyecek şekilde kaybettikten sonra ibadete gerek yoktur.
İlacınızı kullanmak, tedavi olmak ve uzmanların önerilerine uymak kesinlikle Allah’ın rahmetini ve şifasını talep etmenin bir yoludur. Şifa için ilaç kullanmak şirk değildir. Çünkü ilaçlar sadece birer vesiledir. Şifa veren Allah’tır. İlaç kullanırken şifayı sadece Allah’tan bekleyerek bunu dualarla pekiştirmeniz, imanınızı da güçlendirir. Mevcut ilaç sizi daha kötü hissettiriyorsa, doktorunuza danışarak başka bir tedavi yöntemi talep edebilirsiniz. Tıbbi yolların yanı sıra manevi destekler de ihmal edilmemelidir. Namazın, Allah ile kul arasında özel bir bağ olduğunu hatırlayın. Namazı kılmaya başlamanız, sizi hem manevi olarak rahatlatacak hem de Allah’a daha yakın hissetmenize vesile olacaktır. Ancak bunu bir ceza ya da baskı hissiyle değil, bir bağışlanma ve huzur kapısı olarak görmelisiniz. Eşinizle yaşadığınız iletişim problemini çözmek adına onunla sakin bir şekilde konuşmayı, hislerinizi paylaşmayı deneyebilirsiniz. Destek görmediğiniz bu durum karşısında, kendi maneviyatınızı güçlendirmek ve çocuklarınıza daha sağlıklı bir ortam sunmak için sabırlı olmanız gerekebilir. لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ "Senden başka ilah yoktur, Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum." Bu dua, Hz. Yunus aleyhisselamın balığın karnında yaptığı tevbe ve yakarış duasıdır. Sıkıntılarımızda ve zorluklarımızda Allah’a yönelmek için çok kıymetli bir duadır. Sıkça okumanızı tavsiye ederim.
Bir kere mesleğinle ilgili sana görev veren makamın kuralları senin için dinin açısından da bağlayıcıdır, bunu bilmelisin. Açık bir din aykırılığı olmadığı sürece seni görevlendiren makamın kurallarına uyacaksın. Bunun ötesinde bir fıkıh bilgisi olarak şu notları bir kenara kaydedebilirsin: a- Normalde hastanın izni alınarak hastaya müdahale edilir ancak acilde durum böyle olmayabilir; baygın olma, vakit yetersizliği, hastanın yanında muvafakat verecek kimsenin bulunmaması gibi durumlarda hastanın iznine gerek olmadan müdahale edebilirsiniz. b- Mevcut kurallara göre, uzmanı tarafından daha iyi olacağı umulan bir tedavi yapılmasında dinen sakınca olmaz. c- Bu kurala normal bir tedavi ya da acil bir ameliyat dâhildir.
Böyle bir sıkıntı olmasa bile ibadetleri bırakarak kendinize yazık etmişsiniz. Hemen namaz başta olmak üzere ibadete dönün. Dünya sizi bir kere yörüngesine alırsa bir daha kurtulamazsınız, aman dikkat edin. Özel sıkıntınızı da muhakkak bir psikologla görüşün. Geçici bir durum olduğunu zannederiz.
akıl sağlığı konusundaki diğer fetvalar
Bir insanın akıl sorunu olması hiçbir şekilde malının olmamasını veya ona gelecek bir mala hak sahibi olmamasını doğurmaz. Mirastan hissesine düşen onun malıdır. Kanuni vasisi kimse onun üzerinden malını kullanır. İnsan ruhunu teslim etmedikçe mal edinme hakkından mahrum edilemez.
Din, aklı olan insana inmiştir. Aklı olmayan için dindar olmak veya olmamak yoktur. Akıl yönünden engeli bulunan çocuk durumunda kabul edilir. Genel kural böyledir. Kişinin akıl engeli hakkındaki karar ve ölçü ise tıbbidir yani uzman hekimin engelliliği ve oranı hakkında vereceği karar muteberdir. Fıkıhta bununla alakalı sabit bir ölçü yoktur.