Fetva Meclisi
Soru
Eşi ev ile ilgilenmeyen erkek günah işlemiş olur mu? İlgisizlikten kastım evin ihtiyaçlarını görmeme, eksik gedikleri almama anlamında değil; iş ile ilgili toplantılara gitme, tek tatil günü olan günde borçları kapatma adına ek iş yapma, vakıflarda görev aşkıyla koşturma gibi vb. şeyler. Kısacası kocanın ailesine çok az vakit ayırması durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
Bu konuyu içinizde problem olarak yaşamaktansa eşinizle sakin bir dille konuşun. Ona, kendi ailenize öncelik vermesi gerektiğini ve bu yükün sizi zorladığını anlatın. Görümcenize destek olmak istiyorsa, onun da maddi katkıda bulunmasını talep edin. (Kendi giderlerini ve en azından kira farkını ödemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz.) İsraf etmeye devam ederse, ona para harcamanın adil olmadığını belirtin. Ayrıca eşinizin bu konuda size adaletli davranması gerektiğini hatırlatın. (Sadece kardeşinin değil, sizin de bir emanet olduğunuzu anlatın.) Yalnız bu süreçte görümcenizle şeytanın sevineceği bir kavganın içerisine düşmeyin. Sakin olun. Allah'tan yardım isteyin.
Kadının evi geçindirmek gibi bir zorunlu görevi yoktur. Bu görev erkeğindir. Kabul edilebilir bir mazereti olmadan evine sıkıntı çektiren erkek hatalıdır, günahkârdır. Kadının çalışarak veya birikiminden erkeğe destek olması farz değildir. Bu durum eşler arasındaki ülfet ve karşılıklı anlayış ile çözülür meselelerdendir. Erkeğin eşinin parasını istemeye hakkı yoktur. Kaç parası olduğunu soruşturması da hakkı değildir. Belirttiğiniz gibi bir erkekten eşi, parasını saklayabilir. Direkt yalan söylemeden dolaylı olarak ona yok diyebilir. Çalan çırpan, haram yollarda para tüketen bir erkeğe yalan söyleyerek de olsa parasını vermemek kadının hakkıdır.
Selamünaleyküm. Siz, kendi dilinizle zulmü itiraf ediyorsunuz yani zalimsiniz. Eşinizin sizin zulmünüzden kaçması hakkıdır. Siz de aklınızı başınıza alın. Allah'tan korkun. İş hilesinden vaz geçin. Ahiretinizi harap etmeyin.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Şunu hiç tereddütsüz bilmelisiniz: Kazanmak istiyorsanız sonuna kadar sabretmek zorundasınız. a- Yapmış olduğunuz iyilikleri ve iyi davranışları unutun; Allah bilsin yeter. b- Eşinizle evlendiğinizde o açık biri idiyse siz onu öyle kabul ettiniz demektir. Şimdi sabır ve nezaketle örtünme sürecine geçmesini sağlamaya çalışın. İş konusunda da aynı şekilde onu öyle kabul ettiniz, yasak getirmeniz size zarar verir, yuvanızı sarsabilir. c- Eşinizin ailesine gitme hakkı sizin engellemeniz doğru olmayan bir haktır. Ancak bu aynı şehir içinde mesela haftada bir veya iki haftada bir gibi olur. Günübirlik olmaz elbette. Çevredeki örfe dikkat edersiniz. Kadınlar umumiyetle, eşlerinin yasaklamasına inat daha fazla gitmek isterler, buna dikkat edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir damla gözyaşı, bir kıpırdama da tevbe olarak yetebilir ama asıl olan kulun tevbeyi ciddiye almasıdır. Kul ciddiye aldıkta sonra umut yüksektir. Sözünü ettiğiniz örnek, kulun ciddiyetinin yüksekliğine örnektir. Törene gerek yok ama ciddi tutmaya gerek vardır. Bu şekilde anlayalım.
Eğer o verdiğiniz bilgi insanlar tarafından uygulandığında bir yanlış yapacaklarsa ulaşabildiğiniz kadar insanlara ulaşıp bilginin doğrusunu söylemeniz gerekir. Böylece hem mü'mince bir tavır göstermiş hem de hatayı düzeltmiş olursunuz. İnsanız elbette hata ederiz. Hatada inatlaşırsak asıl yanlışı yapmış oluruz.
Ölü doğan çocuğa canlı yaşayıp ölen gibi muamele yapılması gerekmez. Bir mezara da konabilirler.
Doktor raporu ile o durum hayati bir tehlike olarak gösterilmiş ve ilaçla tedavisi uzun vadede de olsa mümkün değilse zaruret olabilir.
Söz konusu yazarın hangi hatasını tespit ettiğinizi bilemedim. Her insanın kitabında yanlışlar olabilir, kimse masum değildir. Muhakkak okunması gereken bir kitap değildir o kitaplar. Kalbinizi rahatsız etti ise başka yazarların kitaplarını okuyun.
Müslümana haksız yere eziyet etmenin ağırlığını benzetme bakımından 'Kâ'be'yi yıkmaktan daha ağır şeklinde ifadeler hadislerde vardır. Dediğiniz gibi değil ama bilhassa öldürme anlamında Müslüman'a eziyet etmeyi vurgulayan benzer sözler temel sahih kitaplarda bulunmasa da kaynaklarda vardır.