Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim babam, ben henüz bebekken kumara başlamış ve hiç bırakmadı. Meseleye günah açısından değil, benim üzerimde bıraktığı etkiler yönünden bakıyorum. Yıllar boyunca bu durum bende derin travmalara ve psikolojik rahatsızlıklara sebep oldu. Annem beni tek başına büyüttü çünkü babam sürekli dışardaydı. Bir dönem tövbe ettiğini söyledi, ben de her şeyi unutmaya çalışıp onunla görüşmeye başladım. Ancak sonra kumara devam ettiğini öğrenince yine büyük bir yıkım yaşadım. O günden sonra kendisiyle sadece bayramlarda ve sağlık durumlarında görüşeceğimi belirten bir mesaj attım. Fakat bunu kabul etmedi ve "O zaman hiç arama" dedi. Aradığımda da telefonlarımı açmadı. Bana hakkını helal etmeyeceğini, ahirette benden hakkını alacağını söyledi. Şu an 30 yaşındayım ve hâlâ psikolojik tedavi görmekteyim. Bu durum evliliğimi bile olumsuz etkiledi; güven problemleri yaşadım. Yeniden onunla görüşmek istemiyorum çünkü aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyorum. Ancak babalık hakkını da göz ardı etmekten çekiniyorum. Allah’ın sevmediği bir davranışı yapmak istemem fakat hayatıma tekrar girerse aynı acıları yaşamak zorunda kalmaktan korkuyorum. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyim? Babalık hakkının sınırları nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.
Aktarmış olduğun bilgiler dâhilinde şu hususlarda düşünmeni tavsiye ederim. Baba, çocuğuna ve eşine zulmetmişse, kul hakkına girmiştir. Kul hakkı da helalleşmeden affedilmez. Eğer baban gerçekten büyük haksızlıklar yaptıysa senin ona hakkını helal etmeme hakkın vardır. Ancak kin tutmak, dua etmeyi bırakmak ve tamamen nefret etmek, dinimizce olarak doğru görülmez. Babanın size yaşattıklarından dolayı hakkını helal etmeme konusunda kendini baskı altında hissetme. Fakat öfke ve kinin de seni tüketmesine de fırsat verme. Yaşadıklarını Allah'ın adaletine havale et. Korkma, Allah kimsenin hakkını kimsede bırakmaz. https://fetvameclisi.com/fetva/zalim-bir-babaya-da-mi-saygi-gostermek-zorundayiz
Allah Teâlâ kalbinize huzur versin, ahiretinize zarar verecek iş yapmaktan muhafaza buyursun. Babanıza karşı ortaya koyduğunuz tavır, her şeyden önce dünyada iken bir işinize yaramayacaktır. Siz onu bir şekilde düzeltemediğiniz gibi hakkınızı da alamayacaksınız. Bir de ahirette sizin kazancınız olacak ecirleri tüketmiş olacaksınız. Bu durumda yapacağınız en iyi şey, babanızdan mümkün olduğu kadar ve caiz olacak şekilde uzak durmaktır ki, nefretinizi şeytan kudurtmasın. Zaten evlisiniz. Evli bir hanımın asıl görevi eşine karşıdır. Eşinizden artan vakitte de bayramda olur, özel durumlarda olur, kısa kısa ziyaretler yaparak evlatlık görevinizi yerine getirin. Böylece kazanan siz olun. Hem dünyada baba görememek hem de ahirette baba yüzünden azap çekmek neden olsun? Sabredin; kaç günlük dünyada yaşıyoruz. Sabredin, kazanın.
Kızım, Allah seni muhafaza buyursun. Aklını ve varlığını korusun. Hem annene hem babana karşı bir kusur işleme. Kötü evlat durumunda olma. Onları sevmek zorunda da değilsin. İyi bir evlilik yapıp kurtulunca onları da unutursun inşaallah.
baba konusundaki diğer fetvalar
Haram olan faiz işlemidir, alınan malın kendisi değil. Yani şu an oturduğunuz ev için "helal bir yöntemle alındı" diyemeyiz ama "faiz işlemi tamamlandıktan sonra babanın mülkiyetinde helal bir mal haline geldi" diyebiliriz. Ancak faizle işlenmiş bir geçmişi olduğu için babanın tevbe etmesi ve Allah'tan af dilemesi gerekir. Evet, bu evi satıp başka bir ev alabilirsiniz. Yeni alacağınız evin finansmanında haram bir kazanç kullanılmadığı sürece bunda bir sakınca olmaz. Babanı ve abini yeni bir kredi çekmemeleri için şu yolları deneyebilirsin: Faizle ilgili ayet ve hadisleri hatırlatarak Allah’ın bu konudaki sert uyarılarını dile getirebilirsin. Örneğin: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten müminlerseniz faizin geriye kalan kısmını bırakın. Şayet faizi bırakmazsanız/alıp vermeye devam ederseniz Allah’a ve Resûlüne karşı savaş açtığınızı ve Allah’ın da size savaş ilân ettiğini bilmiş olun." (Bakara sûresi, 278-279. âyetler) Faizin insanı nasıl bir borç girdabına sürüklediğini, ekonomik sıkıntıları ve psikolojik etkilerini anlatabilirsin. Peşin alım, taksitle faizsiz ödeme veya katılım bankaları gibi faizsiz finansman yöntemlerini araştırarak onları yönlendirebilirsin. (Allah muhafaza) Olur da baban/abin engel olmak için gösterdiğin çabaya rağmen faizli kredi kullanarak ev alırsa ve sen de sürece ortak olmadıysan sadece evde yaşaman seni faiz günahına dâhil etmez. Ancak bu durumu onaylamamak ve gücün yettiğince engellemeye çalışman önemli. Güç yetiremiyorsan mesuliyetin yoktur. Eğer elinden geleni yapmana rağmen onlar kredi çekmeye karar verirse senin bu evde yaşaman günah olmaz.
Babanın kızıyla ilgili bazı sorumluluklarının sorunuzla sınırlandırarak ifade etmeye çalışayım. Baba, kızını İslami ahlaka uygun şekilde eğitmek ve ona güzel bir terbiye vermekle yükümlüdür. Kız evlat, evlenene kadar babasının maddi bakımına muhtaçtır ve baba bu nafakayı sağlamak zorundadır. Baba, kızının rızasını alarak ona uygun bir eş adayı bulabilir ve evliliğinde destek olmalıdır. Ancak zorla evlendirme hakkına sahip değildir. Baba, kızını kötü ortamlardan, zararlı insanlardan ve yanlış yollardan korumakla yükümlüdür. Baba, kızını keyfi sebeplerle veya zor kullanarak evden gönderemez. Kız evladı dinimize uygun bir hayat yaşıyor ve babasına karşı saygıda kusur etmiyorsa onu evden zorla çıkarmak zulüm olur. Kız evladı evlenmemişse veya kendini geçindiremeyecek durumda ise baba ona barınma imkânı sunmaya devam etmek zorundadır. Kız, dinimize ve aile düzenine açıkça zarar veren bir yaşam sürüyorsa (örneğin: haram ilişkiler içinde bulunuyorsa, aileyi kötü duruma düşürüyorsa) baba ona nasihat eder. Buna rağmen kızı ısrarla yanlış yolda devam ederse ve evde kalması aile için büyük bir fitneye sebep oluyorsa o zaman baba nasihat ve yumuşak yöntemlerle başka bir yerde yaşamasını önerebilir. Ama yine de zor kullanamaz!
Sen, babana karşı bir kusur işleme, iyi bir çocuk gibi davranmaya çalış. O beddua etse de sana zararı olmaz. Sen evlenene kadar da yaşaman için gerekli masrafları da yapmak zorundadır, onları da haram etmek hakkı değildir.
Allah Teâlâ babanıza rahmetler indirsin. Âmin. Babanızın size vasiyet ettiği yerin miktarı kadarını yapılmakta olan bir camiye bağışlayın. Artarsa Gazze'ye gönderirsiniz. Böyle yaparsanız biiznillah vasiyeti tatbik etmiş olursunuz.
Baban da olsa başkasına ait olanı çalmak büyük bir günahtır. Neyse ki tevbe etmişsin. Fakat bu tevbenin tamamlanması bir daha bu yaşadıklarını tekrarlanmaması için babanla durumu zor da olsa konuşup helalleşmendir. Haksız yere elde ettiğin bir şeyi satmaya çalışırken dolandırılmış olman da ayrıca bir ibret vesilesidir. Tüm bu yaşadıkların seni kendine getirecek türdendir. Özetle aman kendi asli ayarlarına dön ve temiz olan özünde kalmaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Öncelikle şu bilgiyi ortaya koyalım: Kimsenin günahı bir başkasına yazılmaz. Kur’an’da bu çok açık bir şekilde ifade edilmiştir: “Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm sûresi, 6/164. âyet) Bu ayetten, bir babanın yaptığı hatayı evladının çekmeyeceğini anlıyoruz. Ama evlat babasının yaptığı yanlışlara susar, onaylar, benimsediği hâlde uyarsa, o zaman o günaha ortak olur. Senin anlattığın durumda ise sen bu hataları onaylamıyorsun, içinden rahatsız oluyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun. Bu durumda sen sorumlu değilsin. Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor: “Bir kul bir şeyi ayıplarsa, Allah onu o şeyle imtihan etmeden canını almaz.” (Tirmizî, Kıyâme, 53) Ama bu senin için değil kınayan için geçerlidir. Yani eğer baban, insanların başına gelen musibetleri küçümsüyor, eşine, evladına laf söylüyorsa, bu çok risklidir. Allah muhafaza, onun imtihanı daha çetin olabilir. Bu yüzden dua et ki Rabbim ona hidayet versin. Ama bu kınamalar sana sirayet etmez, yeter ki sen aynı hatayı yapma, aynı kibri taşıma.