Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babaların kız evlatları üzerinde hangi hakları vardır? Bir baba, kızını zorla evden gönderebilir mi? Böyle bir durum dinen caiz midir? Kız evladın, ailesinin yanında kalma hakkı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, Senin bu sorunun bizim yardım edebileceğimiz bir sorun değildir. Babanız sizi tehdit ederken veya anneniz baskı yaparken ne akla ne de örfe uygun olanı yapıyor. Dine göre ise zaten asla caiz olmayacak bir tutum içindedirler. Bu nedenle bizim size dinen bağlayıcı bir cevap vermemizin anlamı olmaz. Evet, dinimize göre siz haklısınız. Baba ve annenizin yaptığı zulümdür. Onların zulmüne itaat etmeniz de gerekmez. Tavsiyemiz ise şudur: Önce halanıza yaptığının zulüm olduğunu, evlenmenin ötesinde bir kasıtları olup olmadığını sorun veya bir akrabanız aracılığı ile sordurun. Babanıza tavrınızı açıkça ama nezaketle söyleyin. Gerekirse devlete müracaat ederek kendinizi koruma altına alın. Bir de özellikle şeytanın sizi bir tuzağa düşürmemesi için aman çok dikkat edin. Allah yardımcınız olsun kızım. Biz sana dua ederiz.
Böyle bir evliliğin dinen sakıncası yoktur. Bir nebze zorlama ile de olsa aile rızası olmamasına rağmen nikâh da sahihtir. Yalnız bacımızın ne kadar uzun vadeli düşünebildiği hususunda endişelerimiz vardır. Evliliği bu denli, realiteden uzak tutmak doğru değildir.
Anlattığın gibi bir durumda baban haksızdır. Böyle bir kararında babana itaat etmen gerekmez. Onu yok kabul etmen de uygun düşmez. Buna göre şöyle bir uygulama yapmanı tavsiye edebiliriz: Yaşadığın yörede kızların evlilik yaşı için normal bir yaşta isen bu işi başlat. Mesela on dokuz yaşı genelde henüz erken gibi görülüyor. Baban bu durumda haklı sayılabilir. Yirmi beş civarı ise baban haksızdır. Evlenmen biyolojik olarak gerekli duruma geldi mi yani artık zihnini ve aklını meşgul ediyor mu? Bu kararı duygusal olarak değil akılla ver. Ailenizden dede ve amca, dayı gibilerle durumu istişare et, onlar sana haklısın kızım diyorlar mı? Tek kalmamaya çalış. Eş adayına babanla sorun yaşanabileceğini bildir. Bunu kaldırıp kaldıramayacağını öğren, seni yolda bırakmasın. Annene ve babana artık evlenmek için yasal haklarını kullanabileceğini açık bir dille söyle. Hiçbir şekilde geri adım atmazlarsa eş adayınla size en yakın müftülüğe git ve nikâh kıydır, evlen. Vebale girmezsin. Bunları yapmaya cesaretin gelmiyorsa, senin evlilik vaktin henüz gelmemiş demektir, biraz daha sabret.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
NAMAZ KILMAYACAK diye şart getiren bir babaya itaat etmek gerekmez. Yasal haklarını kullanıp evlenebilir ama sizin böyle bir huzursuzluk riskini almanızı tavsiye etmeyiz. Kızımız asla dininden taviz vermesin. Allah bir kolayını verir size. Ve sakın nikâh olmadan bir yanlışa kaymayın.
baba konusundaki diğer fetvalar
Haram olan faiz işlemidir, alınan malın kendisi değil. Yani şu an oturduğunuz ev için "helal bir yöntemle alındı" diyemeyiz ama "faiz işlemi tamamlandıktan sonra babanın mülkiyetinde helal bir mal haline geldi" diyebiliriz. Ancak faizle işlenmiş bir geçmişi olduğu için babanın tevbe etmesi ve Allah'tan af dilemesi gerekir. Evet, bu evi satıp başka bir ev alabilirsiniz. Yeni alacağınız evin finansmanında haram bir kazanç kullanılmadığı sürece bunda bir sakınca olmaz. Babanı ve abini yeni bir kredi çekmemeleri için şu yolları deneyebilirsin: Faizle ilgili ayet ve hadisleri hatırlatarak Allah’ın bu konudaki sert uyarılarını dile getirebilirsin. Örneğin: "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten müminlerseniz faizin geriye kalan kısmını bırakın. Şayet faizi bırakmazsanız/alıp vermeye devam ederseniz Allah’a ve Resûlüne karşı savaş açtığınızı ve Allah’ın da size savaş ilân ettiğini bilmiş olun." (Bakara sûresi, 278-279. âyetler) Faizin insanı nasıl bir borç girdabına sürüklediğini, ekonomik sıkıntıları ve psikolojik etkilerini anlatabilirsin. Peşin alım, taksitle faizsiz ödeme veya katılım bankaları gibi faizsiz finansman yöntemlerini araştırarak onları yönlendirebilirsin. (Allah muhafaza) Olur da baban/abin engel olmak için gösterdiğin çabaya rağmen faizli kredi kullanarak ev alırsa ve sen de sürece ortak olmadıysan sadece evde yaşaman seni faiz günahına dâhil etmez. Ancak bu durumu onaylamamak ve gücün yettiğince engellemeye çalışman önemli. Güç yetiremiyorsan mesuliyetin yoktur. Eğer elinden geleni yapmana rağmen onlar kredi çekmeye karar verirse senin bu evde yaşaman günah olmaz.
Dinimiz anne ve babaya iyilik ve saygı gösterilmesini (ihsan) emreder. Ancak bu, kişinin fiziksel, ruhsal ve manevi sağlığını tehlikeye sokacak bir duruma düşmesini gerektirmez. Allah, kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez. Babanızın sizin üzerindeki hakkı, bir yandan evlat olarak ona iyilikle yaklaşma sorumluluğunuzu ifade ederken diğer yandan da onun sizin üzerindeki davranışlarının adil ve merhametli olması gerektiğini kapsar. Babanızın kumar bağımlılığı ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, sizin üzerinizde ciddi travmalara yol açmış. Bu durum, sizin ruh sağlığınızı ve evliliğinizi etkileyen önemli bir faktör olmuş. Kendinizi bu etkilerden korumak için mesafeli olmanız, zaruri bir ihtiyaç olabilir. Dinimiz kişinin anne ve babasına iyilik etmesini öğütler. Ancak bu iyilik, zararlı bir ilişkiyi sürdürmeyi gerektirmez. Bayramlarda veya sağlık sorunlarında babanıza yardımcı olmayı teklif etmişsiniz ve bu, sizin vicdanen sorumluluklarınızı yerine getirdiğinizi gösterir. Babanız bu teklifi kabul etmediği takdirde, onun öfkesine odaklanmak yerine Allah’a yönelerek doğruyu yaptığınıza emin olabilirsiniz. Kendinizi yeniden aynı travmalara maruz bırakmaktan korktuğunuz için mesafeli bir yol izlemek, hem dinî hem de insani açıdan makul bir tutumdur. Dualarınız ve niyetlerinizle Allah’ın rızasını kazanmayı umarak hareket edebilir, gereksiz bir yük altına girmekten kaçınabilirsiniz. Babanızla kesinlikle geçmişi üzerinde savaşmayın. Önünüze bakın. Kendi hayatınıza odaklanmaya çalışın. Zarar görmeden yapabileceğiniz bir iyilik varsa onu yapın. İncinmeyin, incitmeyin de. Babanızın maddi ya da manevi destek taleplerine, imkân dâhilinde ve sağlığınızı koruyacak şekilde karşılık verebilirsiniz. Allah sizin niyetlerinizi biliyor ve bu zor durumda yaptığınız her çabayı görüyor. Babanıza da kendinize de dua etmeyi ihmal etmeyin.
Sen, babana karşı bir kusur işleme, iyi bir çocuk gibi davranmaya çalış. O beddua etse de sana zararı olmaz. Sen evlenene kadar da yaşaman için gerekli masrafları da yapmak zorundadır, onları da haram etmek hakkı değildir.
Allah Teâlâ babanıza rahmetler indirsin. Âmin. Babanızın size vasiyet ettiği yerin miktarı kadarını yapılmakta olan bir camiye bağışlayın. Artarsa Gazze'ye gönderirsiniz. Böyle yaparsanız biiznillah vasiyeti tatbik etmiş olursunuz.
Baban da olsa başkasına ait olanı çalmak büyük bir günahtır. Neyse ki tevbe etmişsin. Fakat bu tevbenin tamamlanması bir daha bu yaşadıklarını tekrarlanmaması için babanla durumu zor da olsa konuşup helalleşmendir. Haksız yere elde ettiğin bir şeyi satmaya çalışırken dolandırılmış olman da ayrıca bir ibret vesilesidir. Tüm bu yaşadıkların seni kendine getirecek türdendir. Özetle aman kendi asli ayarlarına dön ve temiz olan özünde kalmaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Öncelikle şu bilgiyi ortaya koyalım: Kimsenin günahı bir başkasına yazılmaz. Kur’an’da bu çok açık bir şekilde ifade edilmiştir: “Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm sûresi, 6/164. âyet) Bu ayetten, bir babanın yaptığı hatayı evladının çekmeyeceğini anlıyoruz. Ama evlat babasının yaptığı yanlışlara susar, onaylar, benimsediği hâlde uyarsa, o zaman o günaha ortak olur. Senin anlattığın durumda ise sen bu hataları onaylamıyorsun, içinden rahatsız oluyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun. Bu durumda sen sorumlu değilsin. Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor: “Bir kul bir şeyi ayıplarsa, Allah onu o şeyle imtihan etmeden canını almaz.” (Tirmizî, Kıyâme, 53) Ama bu senin için değil kınayan için geçerlidir. Yani eğer baban, insanların başına gelen musibetleri küçümsüyor, eşine, evladına laf söylüyorsa, bu çok risklidir. Allah muhafaza, onun imtihanı daha çetin olabilir. Bu yüzden dua et ki Rabbim ona hidayet versin. Ama bu kınamalar sana sirayet etmez, yeter ki sen aynı hatayı yapma, aynı kibri taşıma.