Fetva Meclisi
Soru
İhlaslı okumak ne demek?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an ile bütün alakalar ibadet düzeyinde işlerdir ancak okumak başka bir şeydir.
Bilmediğinizden mesul olmazsınız. İyi bir ilmihal okuyun, o okuma ile hareket edersiniz. Bunun ötesinde yanlış yapmayacak kadar Kur'an okumayı düzeltin.
Nereden üretildiğini bilmiyorum ama Arapça İHLAS sözcüğünden alınmış ise EN İHLASLI KİŞİ anlamına gelmektedir. Bu da isim olması bakımından yerinde bir isim olmaz.
Her Müslüman öncelikle ve ivedilikle İLMİHAL okumalıdır. İlmihal okumadan başka bir okuma kurtarıcı olmayabilir. Hemen bir ilmihali okul dersine çalışıyor gibi okuyun, altını çizin, kendinizi imtihan ettirin. Bu arada günlük Kur'an okumalarına devam edin. Riyâzu’s Sâlihîn isimli hadis kitabını yine okul dersine çalışır gibi okuyun. Sonrasında bu okuduklarınız size neyi nasıl yapacağınıza dair bir ufuk açacaktır zaten. Umutsuz olmayın. Allah yardımcınız olsun.
Esasen bu hoş bir şeydir. Bu sizde ilerlerse bir çeşit evham olabilir. Zaman zaman meal okuyun ama okuduğunuz üzerinde keşifler yapmış havasına girmeyin. Okuyun bir şeyler hissettiğinizde o bölümün tefsirini okuyun. Tefsir okumadan zihninizde oluşturduğunuz keşif ve rahatlamalar sizi aleyhinize olacak neticelere sevk edebilir. Kur'an'ımız hacmi ağır bir kaynaktır, usulsüz kullanıldığında umulmayan ve beklenmeyen sonuçlara da sevk edebilir.
Kur'an’ın her yeri Kur'an’dır.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Hiç merak etmene gerek yoktur. Kabul olması açısından namaza zararı olan bir eksiklik değildir o. Bundan sonra dikkatli kılın. Allah kabul buyursun, azminizi, heyecanınızı artırsın.
Asla böyle bir mazeretle namaz bölünemez. Neticede dört rekâtlı bir namaz kılacaksın. Bilemedin beş dakikadır kılınması. İnsan, tuvalet ihtiyacı için bile o kadar süre bulabilir. Kendinizi ezik hissetmemeye çalışın.
Seferî iken namazı kazaya kalan birinin normal hayatına döndüğünde (veya seferîliği devam ederken) o namazı kaza olarak kılması durumunda ÜZERİNE BORÇ KALDIĞI ŞEKLİYLE namazı kaza eder. Seferî iken namaz iki rekât olarak kılınacaktı ise kazası da iki rekât olarak kılınır.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, Ramazan ayında i’tikâf tutardı. İlk onunda, orta onda ve kadir gecesi arayışı ile son anda tuttuğu olmuştur. İ’tikâfına sabah namazından sonra başlar sabah namazından sonra bitirirdi. Ramazan ayında bir engelden dolayı tutamadığı olursa Şevval ayında on gün i’tikâfa girerdi. İ’tikâf yeri mescidi idi. Evi mescide bitişik olduğu hâlde mescitte özel bir çadır kurdurur orada ibadet ederdi. İ’tikâf esnasında ibadet yoğunluklu olurdu. İnsanlarla bağlantısını çok aza indirirdi. Genel olarak ele alındığında i’tikâftan maksat: İnsanlarla ilişkileri azaltmak, Yemeğe sınırlama getirmek, Fazla sözü kısmak, Fazla uykuyu kısmak olarak belirlenebilir. İ’tikâf Ramazan dışında da yapılabilir. Bir saatlik de olabilir. Ama özellikle Ramazan ayında oruçlu iken tam bir gün ile başlayanı asıl olandır.
Zikir olan cümleler, anlamları kadar kendileri de ibadet niteliğindedir. Yüzde yüz anlam üzere söylenmeleri şeklinde bir şart yoktur ama zikrin kazandıracağı sevap açısından anlama sadakat ve teslimiyetin etkisi büyüktür. Bu noktaya yani sözü ve anlamını beraberce yürütmeye ancak uzun bir zamanla gelinebilir. Bu bir nevi eğitim olarak görülmelidir. Şimdi bu düzeyi yakalayamayan birinin tek çaresi yakalayana kadar tek yönlü de olsa devam etmektir. -Seyyidü’l-istiğfar adı üstünde en iyi istiğfardır. Yalnız onu söyleyen birinin ne söylediğini bilmiş olması gerekir. Ve kul hakkı ile alakalı olarak helalleşme, terk edilmiş ibadetlerin kazası, işlenmekte olan günahların terk edilmesi gibi ilave şartlar seyyidü’l-istiğfarın ne kadar samimi söylendiğinin belgesidir. Bu not bir kenarda biliniyorsa bu istiğfar muhteşemdir.
Müslüman, ne zaman nisap miktarından mala sahip olur ve onun üzerinden bir kameri sene geçirirse zekâtını verir. Tarım ürünlerinde ise zekât mahsul alındığı gün verilir, yıl geçmesi gerekmez. Meşru bir gerekçe olmadıkça da zekât, vakti geldikten sonra ertelenmez. Vakti gelmeden önce zekât verilebilir. Ramazan ayı, bilhassa nafile ibadetlerin daha faziletli olduğu, yapanına daha büyük ecirler kazandırdığı bir zaman dilimi olduğu için muhtaçların duası da ona göre değerlidir diye zekâtın o ayda verilmesi arzu edilir. Bu, dini bir emir değildir. Kişinin zekâtı Ramazan ayına rastlıyordu ise zaten vaktinde verilmiş olur. Sonrasında idi de öne çekiyorsa sıkıntı olmaz. Ramazan ayından önce olduğu hâlde verme zamanı, Ramazan daha sevabı çoktur diye geciktirilirse bu uygun olmaz.