Fetva Meclisi
Soru
Bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyorum. Sünnet olan oruçları tutmaya özen gösteriyorum. Ancak öğle yemeği yememek, herkes çay içerken bir şey içmemek, yapılan toplantı vb. gibi durumlarda ikramları tüketmemek gibi durumlardan oruç olduğum fark ediliyor ve insanlar olağan dışı tavır ve sözlerle takva ehli olduğum tarzında yorumlar yapıyorlar. Ayrıca kurumu yöneten kişiler de sık oruç tuttuğumu fark ettiği için bu durum bana saygı duymalarına sebebiyet veriyor. Ben bu durumların hepsinden rahatsızım riyaya düşmek veya ibadetimle makam sahipleri nezdinde itibar sağlamak korkuları arasında sıkışıp kaldım. Zaman zaman tuttuğum oruçları terk ediyorum bu durumu bertaraf etmek adına, doğru bir yol mu bu yaptığım?
Cevap
Benzer fetvalar
Şöyle izah edelim: 1. “Oruç tutamayabilir” diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır o. Genel kural böyledir. 2. Görev gereği ikamet adresinden doksan km uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferi oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferi sayılacaklardır. 3. Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. O durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca öbür Ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeni ile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4. Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5. İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki iş dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli bir iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedidir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
Şöyle izah edelim: 1- ‘Oruç tutamayabilir’ diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır bu. Genel kural böyledir. 2- Görev gereği ikamet adresinden 90 km. uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferî oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferî sayılacaklardır. 3- Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. Bu durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca, sonraki ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeniyile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4- Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5- İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki çalışma dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli birer iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedîdir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
Allah işinizi kolay etsin. Sizi razı olacağı işlerle muvaffak kılsın. Zulmetmekten, zulüm görmekten korusun sizi. Şunu söylemeliyiz: Dağda eğitim veya faaliyet içindeki bir askerin orucu gerçekten zordur. Bunu esas olarak kabul ederiz ama zordur diye oruç tutmamayı da genelleştiremeyiz. Oruca niyetli olsun kardeşlerimiz. Yoğun faaliyet günlerinde uzun operasyon zamanlarında tutmayabilirler. Faaliyet esnasında ağırlaşanlar oruçlarını açabilirler. Tutamadıkları veya bozdukları oruçlar için sadece kaza tutarlar. Kışlada kaldıkları günlerde ise oruçlarını tutsunlar. Asker diye oruç tutmama durumu genelleşmesin. Böyle olursa biiznillah sıkıntı olmaz, melekler de onların yardımında olur. Allah’a emanet olunuz. Hepinize selamlar göndeririz.
Selamünaleyküm. Meseleye bir de işveren açısından bakın; namaz ve oruç gibi insanın iyi olduğunun göstergelerini araştırmaları tabii değil mi? Ne sorabilirlerdi size? İyi sormuşlar, güzel yapmışlar?
İnsanların neyi neden yaptıklarını esasen sadece Allah Teâlâ bilir. Biz zahire göre yani dışarıdan görülen şekline göre karar veririz. Oruç tutuyor olması bir insan için iman işaretidir biiznillah. Orucun dışındaki hayatını yanlış çizgide değerlendirmesi ise orucunun yok sayılma nedeni olmaz yeter ki açık bir imandan çıkma noktasında olmasın. Bugün orucun bu şekilde hafif tutulması, iftarının kendisinden daha önemli olması ya da ahkâmının önemsenmemesi bir imtihan meselesidir maalesef. Oruç esasen imanla bağlantısı bakımından namazın aynısıdır. Sağlığa faydası var veya yok oruç ibadettir. Bütün ibadetler gibi emredeni Allah olduğu için yapılır. Allah’a iman gereği olarak yapıldığı için de ihlas ve ihsan üzere yapılması istenir. Prensip olarak tamamını yapamadığımız şeyin yapabildiğimiz kadarını ihmal etmemiz doğru olmaz diye düşünmeliyiz. Bir yandan oruç tutmaya ve tutulması için çalışmaya diğer yandan da orucun kalitesini yükseltmeye gayret edeceğiz. Böylece bir imtihan olan hayatımızı değerlendirmiş olacağız.
Selamünaleyküm. Vicdanınızı üzecek bir durum yok. Kim orucu emretti ise size ruhsat veren de odur. Oruç tutmayabilirsiniz, tutamadığınız her gün için bir fitre miktarını sadaka verirsiniz
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Erkeğin ölen hanımının yüzüne bakması elle temas etmeden caizdir. Cenazesini yıkama gibi bir durum olursa bu Hanefi mezhebinde caiz değildir.
Selamünaleyküm. Bayanın kendi soyadını kullanmasının din açısından sakıncası yoktur. Ancak bu tartışma ile başlayan bir ailenin geleceği açısından sıkıntı söz konusu olabilir. Bir kere daha oturun ve aileler eşliğinde ya bu konuyu kapatın ya da evlilik yolunu.
Aleykümselam. Öncelikle tıbben tamam denene kadar tedavi olacaksınız. Tedavi olmazsanız vebale girersiniz. İkinci olarak da kendinize iş üretin. Vakit size yetmez olsun. Ve çok dua edin. Namazınızı uzun kılın. Kur’an okuyun.
Selamunaleyküm. Hayır, Kur’an okunurken veya dinlenirken su içilmesinde sakınca yoktur. Özellikle laubalilik gibi bir durum olursa onun sakıncası olur.
Selamünaleyküm. Eğitim maksatlı olarak resim/fotoğraf kullanılmasında inşaallah bir sakınca yoktur.
Şöyle bir soru soralım: Zar nerede ve kimin elinde bulunur? Onu en çok kim kullanır? İffetli, âlim, olgun ve hatta işi gücü yerinde insanlar mı zarla oyun oynar yoksa hanımı tarlada çalışırken kendisi köy kahvesinde boş oturanlar mı? Zar, kahvehane ve tembel malzemesidir. Caiz olsa bile Müslüman ona el değdirmez.