Fetva Meclisi
Soru
Bir erkek, vefat etmiş eşinin yüzüne bakabilir mi? Bildiğim kadarıyla Hanefi mezhebinde caiz değil, çünkü, eş vefat edince nikâh bitiyor ve ona bakman haram oluyormuş. Bu konuya açıklık getirebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının ölen kocasını yıkayabileceği konusunda İslâm âlimleri arasında icma vardır. Kocanın ölen eşini yıkaması hususuna gelince; Hanefîlere göre eşlerden herhangi birisi vefat ettiğinde aralarındaki nikâh bağı sona erer. Ancak eşlerin birbirine bakma ve birbirini yıkaması meselesinde kadınla erkeğin durumunu farklı değerlendirmişlerdir. Şöyle ki; ölüm iddeti bekleyen kadının, kocasının bedenine bakmasını ve onu yıkamasını caiz görmüşler; erkeğin ise ölen hanımının sadece ellerine ve yüzüne bakabileceğini, fakat onu yıkayamayacağını ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/304-305) Çünkü erkek iddet beklemek zorunda olmadığından evliliğin koca açısından sona erdiği kabul edilmektedir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/111) Şâfiî mezhebine göre ise nikâhın doğurduğu sonuçların bir kısmı, ölümle son bulmadığından koca, ölen eşini yıkayabilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/12) Ayrıca Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre de kocanın hanımını yıkaması caizdir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/390) Sonuç olarak, kadının iddet süresince vefat eden kocasını yıkayabileceği konusunda ittifak vardır. Ayrıca Hanefî mezhebi dışındaki mezhepler, kocanın da vefat eden eşinin cenazesini yıkayabileceği görüşündedir. Dolayısıyla erkek olsun kadın olsun eşin, ölen eşinin eline ve yüzüne bakabileceği gibi gerektiğinde bedenine de bakabileceği ve cenazesini yıkayabileceği görüşü ile amel edilebilir.
Bu bakış; Bir şehvetlenmeyi hareketlendirmiyorsa, Geçmiş güzel günlere takılıp hüzün içinde kaybolmayı getirmiyorsa caizdir.
Selamünaleyküm. Bayanın kendi nikâhına karar vermesini kastediyorsanız, Hanefi mezhebi dışındaki mezheplerin içtihadına göre bu caiz değildir. Hanefi mezhebinde ise caizdir. Başkasının nikâhını kıyan kişi olarak kastediyorsanız, mesela iki erkeğin şahit olarak bulunduğu bir ortamda kadının nikâhlanmayı tescil etmesinde sakınca olmaz. Çünkü nikâh kıyan diye bir görevlinin nikâha etkisi yoktur. Örf olarak bu görev erkeklere tevdi edilmiş olarak bilinir, bunu korumak gerekir. Kadının nikâh şahidi olmasını kastediyorsanız o takdirde de nikâhın sahih olması için bir erkek iki kadının şahitliği gerekmektedir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Mezar ziyareti kadınlar için de caizdir. Eş veya başka birinin ayrımı yoktur.
Yüz avret değildir diyemeyiz, yüzü açmak zorunluluktan ötürü caizdir diyebiliriz. Bakmak ise bambaşka bir konudur. Kadının kadınlığını her şeyden önce yüzü ortaya koyar dolayısıyla zaruret olmadan, fitnelenmiş bir gözle bakan için ve baktıran için yasaklı bölge ihlali gerçekleşmiş olur.
Cenaze yıkanıp kefenlendikten sonra yüzünün açılarak yakınlarının ve dostlarının ona son kez bakmaları veya öpmeleri caizdir. Nitekim Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Osman b. Maz’ûn (r.a.) (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 40 [3163]) ve oğlu İbrahim vefat ettiğinde (Buhârî, Cenâiz, 43 [1303]) böyle yaptığı bilinmektedir. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s.) vefat ettiğinde Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) de onun yüzünden örtüyü kaldırdığı, sonra da üzerine kapanıp, iki kaşının arasını hürmetle öptüğü ve ağlamaya başladığı hadis kaynaklarında nakledilmektedir. (Buhârî, Cenâiz, 3 [1241]) Kadın cenazenin yüzüne mahremi olan erkekler ve kadınların bakmaları caiz ise de mahremi olmayan erkeklerin herhangi bir zaruret bulunmadıkça bakmaları mekruh görülmüştür. Erkek cenazenin yüzüne kadınların bakmasında ise bir sakınca yoktur. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/304-305; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/46)
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Genel bakış olarak meseleyi iyi yakalamışsınız. Siz kalbinizi sağlam tutunuz. Mümkün olduğu kadar oruçlu olduğunuzu hissettirmemeye çalışın. Orucunuz gündeme geldiğinde de konuyu uzatmayın. Bu konuda bir dengeleme unsuru olarak her zaman tuttuğunuz günleri ara ara terk ederek yaptığınızın farz gibi olmadığını ve kendinizi sivriltmeye yol açmadığınızı hissetmiş olursunuz. Allah mübarek etsin.
Selamünaleyküm. Bayanın kendi soyadını kullanmasının din açısından sakıncası yoktur. Ancak bu tartışma ile başlayan bir ailenin geleceği açısından sıkıntı söz konusu olabilir. Bir kere daha oturun ve aileler eşliğinde ya bu konuyu kapatın ya da evlilik yolunu.
Aleykümselam. Öncelikle tıbben tamam denene kadar tedavi olacaksınız. Tedavi olmazsanız vebale girersiniz. İkinci olarak da kendinize iş üretin. Vakit size yetmez olsun. Ve çok dua edin. Namazınızı uzun kılın. Kur’an okuyun.
Selamunaleyküm. Hayır, Kur’an okunurken veya dinlenirken su içilmesinde sakınca yoktur. Özellikle laubalilik gibi bir durum olursa onun sakıncası olur.
Şöyle bir soru soralım: Zar nerede ve kimin elinde bulunur? Onu en çok kim kullanır? İffetli, âlim, olgun ve hatta işi gücü yerinde insanlar mı zarla oyun oynar yoksa hanımı tarlada çalışırken kendisi köy kahvesinde boş oturanlar mı? Zar, kahvehane ve tembel malzemesidir. Caiz olsa bile Müslüman ona el değdirmez.
Takke, namazın şartlarından biri değildir. Takkesiz kılınan bir namaz makbuldür. Ancak baş açıklık bize sonradan girmiş, batılı bir kültürdür. Bizim kültürümüzde baş örtme vardır. Namazı kılarken de, örfün itibar ettiği kıyafeti kollayarak kılmak esastır. Bunun için, başımızın açık kalmasını isteyen anlayışa karşı, bari namazda başımız kapalı olsun diye düşündüğümüzden, namazda takke kullanmaktayız.