Fetva Meclisi
Soru
Namazlarda İhlas suresini Felak veya Nas surelerinden önce okumanın namazın sıhhatine bir zararı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Surelerin okunmasındaki atlamaların, geri veya ileri geçmenin namaza zararı yoktur.
Selamünaleyküm. Bir sureyi birinci rekâtta okuduktan sonra ikinci rekâtta ondan sonraki sureyi okumayıp bir sure sonrasını okumak, adeta sonraki okunan, okunmayandan daha üstünmüş gibi bir anlayış olması endişesine karşı bu mekruh sayılmıştır. İki sure atlanırsa böyle olmayacağıdan kerahet söz konusu değildir.
Birinci rekâttaki kıraatimizin ikincidekinden daha uzunca olması Sünnet'tir. Ancak namaza zararı yoktur.
Selamünaleyküm. Başka bir yer bilmeyen için bir sakınca yoktur. Bilen için ise yine namaza zarar yoktur ama kerahet söz konusudur.
Bunun namaza zararı yoktur ama farzlarda yapmamanız daha iyi olur.
İhrama girecek kişinin iki rek‘at ihram namazı kılması sünnettir. Şayet kerahet vakti ise ihram namazı kılınmamalıdır. Mikât mahallinde kılınamaması hâlinde Mekke’ye geldikten sonra da kılınabilir. Bunun için maddî bir ceza gerekmez. İçinde bulunulan vaktin namazını kılmak da bu iki rek‘at namazın yerine geçer. Bu namazın ilk rek‘atında Fâtiha’dan sonra “Kâfirûn”, ikinci rek‘atında ise “İhlâs” sûrelerinin okunması faziletlidir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/223)
namaz konusundaki diğer fetvalar
Hanefi mezhebi üzere iseniz sabah namazının farzından sonra sünnet kılmamalısınız. Diğer mezheplerden biri üzere iseniz farzdan sonra sabahın sünnetini kılabilirsiniz.
Doksan km’den daha uzun bir mesafeye gittiğinizde yol esnasında namazları seferi olarak kılın.
Teheccüd ibadeti en az iki rekâttır. Normali de sekiz rekâttır. Daha fazlasında sınır yoktur.
1- Bedenin, 2- Elbisenin, 3- Namazda üzerine temas edilen zeminin necasetten temiz olması kastedilmektedir. Necaset dinen pis kabul edilen şeylerdir. İnsan ve hayvan pisliği gibi...
Sandalyede namaz ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: a- Ayakta namaz kılabilenin oturarak veya sandalyede namaz kılması caiz değildir. Buradaki ‘kılabiliyor’ olmak, kıldığı zaman katlanılmaz bir acı çekmemek, muhtemel bir arızaya sebep olmamak diye anlayabiliriz. ‘Muhtemel bir arıza’ hayali olmamalıdır. Mesela burun ameliyatı olmuş birisinin eğilmemesini tavsiye etmiş ise doktor bu muhtemel bir arızadır. Belindeki bir ağrıdan ötürü daha sonra acı çekecek birininki muhtemeldir. b- Ayakta kılamayan ise kılabildiği gibi kılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Ayakta kıl. Kılamazsan oturarak kıl. Ona da gücün yetmezse yaslanarak kıl.’ Yalnız şu da bilinmelidir: Oturarak kılacak olan, oturması ne kadar gerekiyorsa o kadar için ruhsatlı sayılır. Mesela iftitah tekbirini ayakta yapabiliyorsa onu yapmalıdır. Ruku yapabiliyorsa onu yapmalıdır. c- Bu kurallar farzlar için böyledir. Nafile namazlarda ise biraz daha rahat kılınabilir. d- Namazı oturarak kılmak durumunda olan yani bu hususta ruhsatlı kabul edilen, nasıl oturabiliyorsa öyle oturur. Buna sandalye de dahildir. e- Sandalyede kılan, ruku ve secdeye gidemiyorsa ruku için başını eğer, secde için ise biraz daha fazla eğer. Buna ima ile kılma deriz. Yalnız secde etmek için mesela bir minderi dizine koyarak secde etmesi caiz olmaz. f- Camilerde sandalyede namaz kılanlar safı bozmamaya dikkat etmelidirler. Omuzu yandakinin omuzuna gelecek şekilde sandalye koymalı ve o şekilde saf olmalıdırlar.
Bu soruyu ‘namazı seccadede kılsak olur mu?’ Diye sorsa idiniz daha gerçekçi bir soru olurdu. Namazı ilk kılan nesil ashabı kiram toprak ve çakıl üzerinde namaz kıldılar. Halı ve seccade bilmediler. Allah onlardan razı olsun. Yani namazın aslı çıplak zemin üzerinde kılınmasıdır. İlk nesil öyle kılmıştır. Seccade üzerinde kılınması ise fukahanın sakıncalı görmediği bir iştir. Temiz olmak kaydı ile seccade veya benzeri başka bir şey üzerinde kılınabilir. Şunu da tavsiye edebiliriz: Seccadeler ne kadar sade olursa namazda dikkati değıtmaması bakımından o kadar iyi olur. Bunu da böyle bilmiş olalım.